ABD`de tahtakurusu alarmı!

New York`ta bulunan birçok ünlü tekstil mağazası tahtakurusu istilası nedeniyle kepenk kap..
ABD`de tahtakurusu alarmı!

Okuyucu yorumuna 11 ay ceza!

Vatan`da yorum yazan okuyucu Cumhurbaşkanına hakaretten 11 ay hapis cezası aldı. ..
Okuyucu yorumuna 11 ay ceza!

Akşam`ın maaş çilesi bitmiyor!

Akşam`ın maaş ödeme sorunu artık iyice kronikleşti.....
Akşam`ın maaş çilesi bitmiyor!
27.02.2010

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz!


Bilgi, bir hazinedir. Bu hazineyi keşfetmek, ancak ve ancak okumakla mümkündür.

Okumadan, bilgi hazinesine ulaşmanın başka yolu da yoktur. Balzac’ın söylediği gibi “Bilginin efendisi olmak için, çalışmanın kölesi olmak gerekir”.
 
Okumak, kişinin; kültürünü artırır, ufkunu açar, konuşmasını ve davranışlarını güzelleştirir, yazmasını kolaylaştırır, bilgili ve kaliteli olmasını sağlar, olaylar karşısında muhakeme gücünü artırır.
 
Bilgili insan, bir ışık gibidir. Bilgisiyle, etrafını, yaşadığı toplumu/toplumları aydınlatır. Aydınlanmış toplumların önü açık, ufku geniş, huzurlu, mutlu ve geleceği parlaktır.
 
O halde, anlatabilmek için anlamak, anlamak için de mutlak surette okumak gerekmektedir. Dolayısıyla kaliteli bilgi sahibi olmak da,  adam olmanın standardı olsa gerektir.
 
Yapılan araştırmalar (2008 yılında)Türkiye’mizde okuma konusundaki tespitlerin hiç de iç açıcı olmadığını göstermektedir:
 
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Kurucu Genel Başkanı/Yazar Mehmet Doğan’a göre: “Ülkemizde 10 bin kişiden 3 kişi yılda 10 ve üzerinde kitap okuyorsa kitap kurdu sayılıyor.”
 
Bağımsız Eğitimciler Sendikası’ndan yapılan açıklamaya göre, kitap okuma oranının yüzde 4,5 olduğu Türkiye’de, yılda sadece 23 milyon adet kitap basılıyor. Japonya’da ise bir yılda basılan kitap adedi 4 milyar 200 milyon. AB ülkelerinde yıllık kitap harcaması 500 dolarken Türkiye’de bu rakam 2 dolar düzeyinde seyrediyor.
 
Kitap okuma konusunda; Japonya’da toplumun % 14’ü, Amerika’da %12’ si, İngiltere ve Fransa’da % 21’i düzenli kitap okur iken Türkiye’de durum % 0,01 yani on binde bir kişi düzenli kitap okuyor. Buna mukabil Türkiye’de Televizyon izleme oranı ise % 95 seviyelerinde seyrediyor.
 
Bir yılda ortalama 1 Japon 25, 1 İsviçreli 10, 1 Fransız 7 kitap okuyor, Türkiye’de ise 6 kişiye yılda 1 bir kitap düşüyor.
 
Avrupa da, yapılan bir başka araştırmada da; ilköğretimden üniversite sonuna kadar okuyan bir öğrencinin öğrendiği toplam kelime sayısının ülkeden ülkeye değiştiği, bu sayının örneğin: Almanya’da 38000, ABD’de 42000, Japonya’da 44000 kelime olduğu, ancak bu sayının Türkiye’de 5000 kelime seviyesinde bulunduğu belirtilmektedir.
 
Bu tespitlere, Ülkemizde ve halk arasında, günlük konuşma dilinde kullanılan kelime sayısının da 100 ile en fazla 250 olduğunu ilave edersek görünen manzara hiç de iyi bir görüntü arzetmemektedir.
 
Anlatacak bir şeyi olmayan bireylerin, konuşmaları son derece yavan ve sıkıcıdır. Bu kişilerin, günlük 50-60 kelime hazinesiyle yaptıkları konuşma metinlerinde; kelimelerin yarısını ya küfürlü kelimeler doldurur ya da argo edebiyatının en kaba kelimeleri bir ustalık edasıyla seçkin yerine oturtulur.
 
Bilgi seviyesi düşük ve kelime hazinesi fakir olan bireylerin, kendilerini ifade etmeleri de zaten mümkün olmamaaktadır.
 
Böylesi bireylerin, okumadan bilgi sahibi olması mümkün olmadığı gibi olaylar karşısında fikir beyan etmeleri de inandırıcı olmayacaktır. Bu gibilerin, olmayan bilgilerinde inatlaşmaları halinde  “İlim sahibi olmadan, fikir sahibi olanlar” söylemi, kendilerini tarif etmiş olacak ve “Ağzı var, konuşuyor işte!” denerek gülüp geçilecektir.
 
Bilginin misyonuna/rehberliğine bilgeliğin aksiyonunu ve motivasyonuna ekleyen toplumlar yücelir, itibar kazanır. İslam’ın ilk emirle yücelttiği değerlerin başında gelen bilgi ve bilgelik, aynı zamanda imrenilecek iki değerden biri olarak da takdim edilmektedir. Bu da onların ne kadar yüce, önemli ve öncelikli olduğunu göstermektedir.
 
Tarihin hafızasına bakıldığında, bilgi ve bilgeliği ıskalayarak, varlığını öncelik niteliğinde sürdürme şansını elde edebilmiş hiçbir toplum yoktur. Tarihin tanıklığına başvurulduğunda bu gerçek bütün çıplaklığıyla görülecektir. Onların acı sonları ve toplumsal kıyametleri, sonradan gelenlere açık, apaçık öğretim niteliği taşımaktadır
 
Okumanın (kıraatın), ne kadar önemli olduğu Kur’an-ı Kerimde ilk emir “Oku!” olarak emredilmiştir. “Oku!” emrinin içine; ayetlerin, tüm varlığın ve insanın okunması girmektedir. Kur’an buyruklarının iniş sırasına göre 7. emri “Kur’an okuyun!” emridir. “Kur’anı düşüne düşüne dikkatle oku!” emri, iniş sırasıyla üçüncü sure olan Müzzemmil Suresi’nin 4.ayetinde verilmiştir (Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk: İslam Nasıl Yozlaştırıldı. Sh.258 Kur’an ve Kur’an Okumak bahsi).
 
Allah (c.c) Kur’an-ı Kerim’de “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? (Zümer-9) “Bilmiyorsan bilenlerden sorun ! (Nahl-43)” ve  “Sakın cahillerden olma! (Enam-35) emirleriyle de cehaleti ortadan kaldırmak, bilgili ve kültürlü toplum oluşturmak için başta Müslümanlar olmak üzere tüm insanlığı bilgi sahibi olmaya yani “okumaya” çağırmaktadır.
 
İnsanlığı daima ilme ve bilgiye/öğrenmeye teşvik eden Hz. Peygamber (sav)’de Allah’ın elçisi olarak şöyle buyurmuşlardır: İlim Mü’min’in yitik malıdır. Onu nerede bulursa alsın. (Tirmizi İlim 19-2688)”,  “İlim tahsil etmek kadın-erkek her Müslüman’a farzdır. (Mukaddime 15-11-1395) ve “Ya öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen, ya da ilmi seven ol. Fakat sakın beşincisi olma, yani bunların dışında kalma, helak olursun (Mecmau’z- Zevaid, C.1, s.122)”.
 
İslam Dini, okumaya, bilgiye ve bilime bu denli önem vermiştir
 
Bu Dinin, başkalarına dayatılan/empoze edilen herhangi bir ideolojiden çok kendi ruh dünyamızı güzelleştiren, bizi biz yapan, bizi inşa ve ihya eden bir değer olduğunun farkına da vararak, Yunus Emre’nin:
 
 “İlim, ilim bilmektir.
  İlim, kendin bilmektir.
  Sen kendini bilmezsen,
  Bu nice okumaktır.” 
dizesinde bizlere hatırlattığı, insan kitabını, riyasız bir şekilde gayet iyi okuyarak, başkası olma yerine öncelikle “kendi (ben) olmayı” başarmalıyız.
 
Bu noktadan hareketle de, cehaleti ilimle (bilimle) yok ederek,  bilgili insan-kültürlü toplum, mutlu insan-huzurlu toplum, ahlaklı insan-güvenli toplum, çalışkan insan-müreffeh toplum, ileriyi gören insan-ilerlemiş toplum, seven insan-barışçı toplum, adaletli insan-adil toplum… yaratmayı hedeflemeliyiz.
 
Aksi halde, Hacı Bektaş-ı Veli Hazretlerinin söylediği gibi; İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlık olacaktır. 
 
Ve de, “bilgi (bilim) sahibi olmadan fikir sahibi olmak” asla ve asla mümkün olmayacaktır.
Tekrar hatırlayalım (!);

Büyük Atatürk bizlere ne demişti Hayatta en hakiki mürşit ilimdir”.
 
Sevgi ve saygılarımla!...
 
 

Yazarın Diğer Makaleleri
KORHABER Seviyenin Adresi
ANKARA bugün...
ANKARA bugün...
Site İçi Arama
Özel Arama
Zülfikar DOĞAN
Duransel DOĞAN
Haluk DERİNÖZ
Tahir ATUN
Yaşar ÖZKAN
İlke ATİK
Cumhur BORATAV
Buket TÜRKYILMAZ
Ulvi Ruşen ÇEVİK
PİYASALAR
Döviz Altın Döviz
KORHABER Seviyenin Adresi
Günlük Burç


ÖNE ÇIKAN HABERLER

           Bugün

           Dün

           Son
           7 gün


SON EKLENEN HABERLER

           Bugün

           Dün

           Son
           7 gün


EN ÇOK YORUMLANAN HABERLER

           Bugün

           Dün

           Son
           7 gün


KORHABER - ANKET
Bedelli askerliğe EVET mi HAYIR mı?
Evet
Hayır
Fikrim yok
İlgilenmiyorum


FİKİR VE ÖNERİLERİNİZİ BİZE YAZINIZ

KORHABER