19 Şubat 2019 Salı   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Gazete Manşetleri   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle   |   RSS    Üye Ol    Şifremi Unuttum
Üye Girişi
'Müslümcülük ontolojik bir isyandır'
 Müslümcülük ontolojik bir isyandır
 
17 Aralık 2018 Pazartesi - 02:02
Kategori Müzik
370 Okunma 0 Yorum
Paylaş  Facebook Google TwitThis StumbleUpon del.icio.us Reddit NewsVine Ma.gnolia Technorati Digg Mixx
 E-posta ile gönder Yazdır
Yazı Boyutu
Müslüm Gürses’ın hayatının anlatıldığı Müslüm filmi izlenme rekoruna doğru giderken, biz de Müslümcülerin kapısını çaldık. Kendilerini ‘Müslümcü’ kavramıyla tarif eden Müslüm Gürses hayranları, filmde Müslüm’ü Müslüm yapan pek çok şeyin eksik olduğunu ve Müslümcülerin ‘psikopat gibi’ gösterildiğini ifade ederek itiraz ediyor.

Arabeskin Anlam Dünyası-Müslüm Gürses Örneği isimli kitabın Nuran Erol Işık ile birlikte yazarı olan Caner Işık, Ahval’e Müslüm filmini ve Müslümcüleri anlattı. İkinci baskısını yapan kitabın şu an tükenmiş olduğunu belirtelim.

Gerek prodüksiyonun, gerekse sanatçıların performansının mükemmel olduğunu kaydeden Caner Işık, “Timuçin Esen’in Müslüm’ü yaşadığı anlar, şarkıları söylemekteki mahareti de harika ama gerçek Müslüm bu mu, o tartışılır… Müslüm Gürses hayatının film olmasına taraftar değildi. Çektiği sıkıntıların anlatılmasını istemiyordu. Müslüm’ü en iyi Müslümcüler bilir ama maalesef Müslümcüler filmde psikopat tipler gibi gösterilmişler, ondan dolayı kırıcı... Sanki son konserine ulaşmak için yaşanmış bir hayat gibi sunulmuş. Dipten gelen birinin başarı hikâyesi gibi sunulmuş. Müslüm bence bundan rahatsız olurdu.  O kadar acıdan sonra başarılı olsa ne olurdu ki? “ diyerek filmin bir başarı öyküsü gibi çekilmesine itiraz ediyor.

Filmde pek çok eksikliğin olduğuna da değinen Işık, “Film Muhterem hanımın (Muhterem Nur) beklentilerine uygun bir şekilde çekilmiş. Vefat eden birinin arkasından anlatılabilecek en makul hikâye ortaya çıkarılmış. Burada harcanan birçok figür var. Ali Tekintüre sadece bir çelenkle geçilmemeliydi. Bebili Memet, Şaban Gen, Orhan Akdeniz, Tahir Paker, Muhteşem Candan, Yavuz Taner işlenmeliydi. Gönül Şen’den, Cengiz Tekin’den, Fethi Demir’den bahsedilmeliydi. Bunlar Müslüm’e şarkı sözü yazan, onun ruh dünyasını paylaşan insanlardı. Ve en önemlisi Müslümcülerden, Müslüm’le aralarında paralellik kurarak bahsedilmeliydi. Böylesi Müslüm’ün daha razı olacağı bir iş olurdu. Film, Müslüm’ü hiç tanımayanlara onu tanıtmak açısından başarılı ama Müslümcüler açısından zayıf bir film olmuş” diyor.

‘Müslümcülük’ kavramını ise şöyle tarif ediyor:

“Müslüm Gürses hayranlarının çoğu kendilerini dışlanmış ve sahipsiz hissederler. Bu sistemin kendilerine bir yer vermeyeceğini düşündükleri için varoluşa ve kadere isyan edip isyankâr olurlar. Bu isyankâr hayatı da en iyi dile getiren Müslüm babalarıdır.”

Sistemin para üzerine kurulduğunu ancak Müslüm Gürses’in bir ‘yürek adamı’ olduğunu vurgulayan Işık, Müslüm’ün zirvede olduğu dönemde aşk kavramının itibarlı olduğuna değinerek şunları söylüyor:

“Aşk hiçbir zaman ölmez fakat aşkı yaşayanlar görünür değil artık. Aşk eskiden itibarlı bir şeydi. Bugün ekranlarda tasavvufa aykırı hallerle, âşık tripleriyle bir şeyler anlatmaya çalışanlar var. Bu işler öyle sözle, gösteriyle olmaz. Âşık halini ve meramını anlatamaz. ‘Âşık olup aşka düşmek murattır’ hesabı yoktur, âşık maşukunun istediği neyse o olur ve aşkı yaşar. Şu an aşk yok, tüketim var. Aşk pılını pırtısını toplayıp gitmiş. Sadece aşk değil, yüksek bir duygu olan iman da yok artık. Para ve maddiyat hayatın her alanını kuşatmış. Müslümcülük bu kuşatılmışlık içinde en alttakini yansıtan, anlatan bir dildi, bugün en alttakini anlayan bir dil yok.”

Müslümcülerin tarikatlardan, cemaatlerden, hükümetlerden uzak durduğunu kaydeden Işık, onları ‘ötekinin de ötekisi’ olarak ifade ediyor:

“Müslümcülük arabeskin de arabeskidir. Ötekinin de ötekisidir. Müslüm Gürses arabeskçiler içinden en alttan gelendir ve üst sınıflara öykünmemiştir… Filmde beni rahatsız eden de buydu; sanki hedefi sonunda bir Harbiye konserine çıkmak ve Murathan Mungan’ın şarkılarını söylemekmiş gibi başarı öyküsüne dönüştürülmüş. Oysa Müslüm, kendisi olduğu için kıymetlidir, bu nedenle Müslümcülerin Müslüm’ü olmuştur. O, hiç kimsenin kıymet vermediği bir alanın sözünü söyledi. Bakın bütün sol veya İslami yapıların örgütleri vardır. Sözcüleri vardır. Ama Müslümcülerin Müslüm’den başka tavrını gösterebilecek kimsesi yoktur.”

Müslüm Gürses’in steril hale getirilmesine de itiraz ediyor:

“Müslüm’ü Müslümcülerden çıkarıp, onu poşetleyip, steril bir halde sunuyorlar. Onu kültür endüstrisinin ürünü haline getirmeye çalışıyorlar. Gerçek Müslüm’ün hayatını, trajedilerini bilseler, ondan uzak durabilirler. Çünkü insanlara acı, belli bir dozda verildiğinde kabul görür. Müslüm’ün hayatı gerçektir ve hepimizin eseri olan acılarla doludur.”

Müslüm ve 12 Eylül ilişkisini sorduğumda ise Işık, “Apolitik bir insandı. Onu siyasi bir söylemle değerlendirmek hata olur. Müslüm’ü dinleyen toplumun alt kesimleri öylesine bir yok oluş ve kaybediş içindelerdi ki, hiçbir siyasi ve dini bir projenin kendilerine fayda sağlayacağına inanmıyorlardı. Çünkü Müslümcülük, hayatın akışına ilişkin bütün büyük anlatıların tamamın çöktüğü bir yaşam biçimidir” diyor.

12 Eylül döneminde, sol grupların ‘Müslüm’ün lümpenliğin sözcüğünü yaptığı’nı düşündüğünü hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Mücadeleye bilinç taşımadığı için eleştiriliyordu. İsyan denilse bile bu isyan politik bir isyan değil, varoluşa ilişkin ontolojik bir isyandı, kadere isyandı.”

Bu yüzden ona göre Müslümcülerin yegâne sözcüsü Müslüm’dü, o da artık yok.

Sol çevrenin son zamanlarda Müslüm’e olan sempatilerini ve Karl Marks ile beraber sunulan “Yakarsa dünyayı garipler yakar” capslerini dile getirdiğimde ise Işık, “Bu hoş bir şey. Ama burada hem Müslüm, hem de işçi sınıfının mücadelesi karikatürleştiriliyor. Gerçek şu ki Müslümcüler politikadan uzak dururlar, çünkü politikaya inanmazlar. Çünkü politikada herkes menfaatinin peşindedir. İnsanlar vefasızdır, insanlarla ortak bir eylem yapamazsın. Sol kültür, okuyan bir kültürdür. İsyanını Marksist literatürle anlamlı bir çerçeveye oturtabilir. Hâlbuki bu analizler Müslümcüler için anlamsızdır. Teoriyle konuşan biri Müslümcünün anlayamayacağı bilgilere sahiptir. Müslümcüler dindarları da bu yüzden anlayamazlar. Çünkü onların da içine girdiği kalıplar Müslümcüler için sıkıcıdır. O da bir yalandır onlara göre…” diyerek Müslüm ve siyaset ilişkisini dile getiriyor.

12 Eylül darbesiyle arabeskin dünyasındaki dönüşümü değerlendiren yazar, darbe sonrası bazı arabeskçilerin sisteme eklemlenmeye başladığını vurguluyor.

Işık, “12 Eylül darbesinin sindirdiği siyaset ve ideolojinin özellikle arabesk müzik ile eklemlenmesi ve bu eklemlenmenin sonucu olarak bazı arabeskçilerin siyasiler tarafından kullanılması (özellikle Orhan Gencebay’ın ‘seçkin’ arabeskçi olup orta sınıfa hitap etmesi) gibi değişimler olmuştur. Müslüm Gürses arabeskin en marjinal noktasını temsil etti” diyerek tutunamamışların Müslüm’e sarıldığını vurguluyor.

Muhterem Nur-Ömrümce Ağladım isimli kitabın yazarı Gülşen İşeri ise Müslüm filminin senaryosunun yazıldığı aşamada senaristi Hakan Günday ile görüşme imkânı bulduğunu söylüyor. O süre zarfında da entelektüel kesimden olup Müslüm hayranı olan birçok insanla tanıştığını belirtiyor.

1950’lerden sonra köyden kente göçlerin olmasıyla şehirde ‘gariplik, hasret, özlem’ duygularının çok güçlendiğini ve buna karşılık olarak arabeskin bir ifade biçimi olarak kullanıldığını söylüyor. Tekstilde çalışan işçilerin, şoförlerin ve yoksul kesimin 60-70’lerde bu müziği dinlediğini kaydeden İşeri, arabeskten ziyade Müslüm’ün pozisyonunun daha dikkat çekici olduğunu söylüyor. Ferdi Tayfur ve Orhan Gencebay gibi arabeskçilerde şiddetin olmadığını ama Müslüm’ü farklı kılan etmenlerin başında şiddetin, kendisini jiletlemenin öne çıktığını söylüyor. Babasının aileye uyguladığı şiddetin ve annesiyle kardeşini kaybetmenin Müslüm üzerinde ömür boyu etkisi olduğunu vurguluyor.

Müslüm’ün entelektüeller ve üst sınıflar tarafından önceden de dinlenildiğini ama asıl görünürlüğün Murathan Mungan ile beraber adının anılmasından sonra başladığını ekliyor. İşeri, kitabı yazdığı dönemde her hafta Müslüm’ün mezarına gittiğini ve orada her daim onu yalnız bırakmayan hayranlarını gördüğünü söylüyor. Müslüm’e bu kadar tutku ile bağlı olunmasının sebebini ise “Müslüm’ün herkese eşit davranmasıydı. Sahnede bile herkesle eşitti ve herkese eşit davranıyordu” diyerek açıklıyor.

Arabeskin popüler kültürün bir parçası haline geldiğini ve Müslüm’ün en dip dalgayı temsil ettiğini belirten İşeri, filmin 6 milyon civarında izlenmesinin sebebini ise, “Hepimiz Müslüm’ü ve hayatını biliyorduk. Ancak biz hikâye arıyoruz. O acıya dayalı hikâyelerde hepimiz kendimizden bir parça buluyoruz. Dramları ve trajedileri seviyoruz ve bize dokunuyor. Sinemaya kendi trajedimiz için gittik” ifadelerini kullanıyor.

Entelektüel kesimin ve üst sınıfların yeni dönemde artık mağdur olmaya başladığını ve Müslüm’ün anlattığı gariplik ve dışlanmış kavramlarının artık üst sınıflar tarafından da sahiplenildiğini bunun altında ise ‘acıdaşlık ve mağduriyetdaşlık’ olduğunu söyleyen İşeri, “Gerçekten korkunç şeyler oluyor. Acımızı, duygumuzu sosyal medyadan paylaşırken bile durup düşünüyoruz. Şimdi bir tane mağdurun, garibin acısı birden yüzümüze çarptı. Ondan dolayı Müslüm’den böyle herkes etkilendi. Eminim Yılmaz Güney’in de filmi yapılsa yine böyle çok gündem olur. Oysa sol kesim tanıyor onu değil mi? Hikâyesini biliyoruz. Ama yine de koşacağız. Çünkü o gariplik ve duygudaşlık isteğini görmek istiyoruz. Ortadoğululuk ve hikâye burada çok önemli bir unsur bence” diyor.

Kitabında Müslüm’ün eşi Muhterem Nur’a uyguladığı şiddeti de yazdığını söyleyen İşeri, “Çok şiddet var. O şiddeti kutsallaştıramayız. Müslüm karısına aylarca şiddet uygulamış bir adam. Ahmet Kural ve Sıla şiddetine hepimiz ‘karşıyız’ diye ahkâm kesiyoruz. Ama filme koşarak gidiyoruz. Bence Müslüm’ün şiddetini bu kadar meşrulaştırmamıza gerek yok ve bunu da konuşmak gerek” diye sözlerini bitiriyor.

MAAZ İBRAHİMOĞLU

Bu haber 370 defa okunmuştur.
Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...    
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

  Bu kategorideki diğer haberler


Tiyatro kuran Kadın çiftçiler, tiyatrodan sonra klipte de rol aldı

Zeki Müren Twitter'da 'dünya gündeminde'

Türkiye'nin ilk 'madenci' korosundan konser
»  Grammy ödüllü Türk tenor Bezdüz İsveç'i büyüledi
»  Edip Akbayram'ın kızı olmaktan onur duyuyorum
»  Dahi piyanist Elif Işıl, ABD'de 2 yıl üst üste  birinci oldu
»  Rihanna'dan Trump'a: Ne beni ne de sevenlerimi trajik seçim kampanyanız için kullanabilirsiniz
»  Sıla kendisine şiddet uyguladığı gerekçesiyle Ahmet Kural’dan şikayetçi oldu, koruma kararı verildi
»  Sinead O'Connor müslüman oldu, Şüheda Davitt adını aldı
»  Light in Babylon solisti Kamal: İnsanların hoşuna gitti, daha fazlasını istediler
»  ABD'yi karıştıran klip; Oval ofiste striptiz yapan First Lady
»  Doğumdan 3 ay sonra rap yıldızı Cardi B!
»  Charles Aznavour hayatını kaybetti
»  Kırgız şarkıcı Zere'ye sütyenli klip için ölüm tehditleri
»  Dünya Air Gitar Şampiyonu 2. Kez Nanami Nagura
»  2018 MTV Video Müzik Ödülleri: İşte kazananlar
»  MTV ödül gecesine , dekolte ve lateks damgası
»  Soul müziğin kraliçesi yaşama veda etti
»  ‘Zombi Boy’ Rick Genest evinde ölü bulundu!
»  UNESCO'nun 'Yaşayan İnsan Hazinesi' Hayri Dev öldü!
»  Sanatçı Zuhal Olcay'a hapis cezası!
»  Rap sanatçısı Ezhel ilk duruşmada beraat etti
»  Ödül gecesinde sahnede ''Trump'ı S…m'' diyen Robert de Niro, ayakta alkışlandı
»  Ezhel'in avukatı: Anlaşılan o ki hâkim bile...
 

 
 
Erdoğan ‘erken seçime hayır’ derse, Bahçeli ittifakı bozar mı?
 
Zülfikar DOĞAN
 
 
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Bülent Ecevit'e minnettar
 
Duransel DOĞAN
 
 
Eşsiz Önder ATATÜRK!..
 
Talat SARAL
 
 
Epifiz Bezini En Çok Aktive Eden Madde Olan Manna
 
Yaşar ÖZKAN
       
  5,3102   5,9926  
       
  101.166,800   227,0420  
  Ankara
Salı Çarşamba Perşembe
-1 / 5 °C -2 / 2 °C -5 / 0 °C
31 Mart 2019 Yerel Seçimleri’nde İstanbul Büyükşehir Belediye’sinde hangi partinin adayına oy vermeyi düşünüyorsunuz?
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti)
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)
Vatan Partisi
Hiçbiri
 Sonuçları göster     Tüm anketler   
30/10/2019 30/10/2019
03-08-09-11-19-44 02-09-11-19-31-11
31/10/2019 28/01/2019
10-13-30-31-48-50 02, 04, 05, 08, 10, 19, 23, 33, 34, 36, 45, 48, 49, 53, 54, 58, 59, 61, 62, 69, 78, 79
Koç 21 Mart - 20 Nisan
Bugün oldukça aktif bir yapı sergiliyorsunuz. Henüz oluşturamadığınız olayların alt yapısı üzerinde çalışmalar yapıyorsunuz. ...
 
 
         
         
  Kor Haber'de yayınlanan içerik kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Kaynak belirtilerek yayınlanan içerik ilgili kaynağa aittir ve kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma aittir. Başka kaynaklardan alınan içerik ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Kor Haber sorumlu tutulamaz.   RSSiGoogle'a EkleFacebook'ta Korhaber