14 Kasım 2018 Çarşamba   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Gazete Manşetleri   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle   |   RSS    Üye Ol    Şifremi Unuttum
Üye Girişi
AKP, bütçe açığı için SALMA VERGİ uyguluyor
AKP, bütçe açığı için SALMA VERGİ uyguluyor
 
19 Eylül 2009 Cumartesi - 17:45
Kategori Söyleşiler
14070 Okunma 0 Yorum
Paylaş  Facebook Google TwitThis StumbleUpon del.icio.us Reddit NewsVine Ma.gnolia Technorati Digg Mixx
 E-posta ile gönder Yazdır
Yazı Boyutu
DSP Genel Başkanı Masum Türker Korhaber’e açıkladı:
  • Açıklanan ekonomik program, daralma ve resesyonu yönetme programı! Hedef  kaynakların ve servetin el değiştirmesi!
  • Ayrıca bazı alanlara verilen amacını aşan teşviklerle spekülatörlere, devlet adına hizmet üreten bir kısım özel sektöre, özel karlar yaratacak fırsatlar, programa yerleştirilmiş!
  • Medyanın mevcut sermaye yapısı ve ihtiyacı, medya sahiplerini, medya dışında karlı ve anında nakte dönüşecek alanlara da girme mecburiyeti getiriyor. Bu da medyanın egemen güç karşısındaki tavrını ve duruşunu belirliyor!
  • Türkiye’nin iki ihtiyacı ekonomik ve demokratik açılım. Ancak ekonomik programda doğu ve güneydoğu için fazlaca ekonomik açılım yok, dolayısıyla hükümetin demokratik açılımı da havada kalıyor.
  • Solda birlik edebiyatı, sağın cepheleşme yaklaşımının getirdiği bir söylem. Sağın amacı solu tek partiye indirgeyip,  yeni sol kadroların oluşmasına set çekmek, solu ideolojisizleştirmek. Biz solda birliği başka partilerle değil, halkla sağlayacağız.
  • Bütçe aiğı gelir gider bacaklarından etkilendiği için AKP hükümeti vergiyi örtülü faşizm aracı olarak kullanıyor. Görüntüde vergi indirimi realitede, cezalandırma yoluyla salma vergi! Bu da servetin el değiştirmesinin bir aracı olarak kullanılıyor; örnek Doğan Grubu!
Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Masum Türker, hükümetin ilan ettiği üç yıllık mali,finans ve ekonomik programın bir daralma ve resesyonu (çöküşü) yönetme programı olduğunu öne sürerek “AKP hükümeti vergiyi bir örtülü faşizm aracı olarak, servetin el değiştirmesinin özel bir yöntemi olarak kullanıyor” dedi. Türker “solda birlik” edebiyatının ise sağ partilerin “solu tekleştirmek, yalnızlaştırmak” amacıyla ortaya attıkları bir söylem olduğunu, nihai amacın ülkede cepheleşme ve solu “ideolojisizleştirme” hedefinden kaynaklandığını savundu.
DSP Genel Merkezinde Korhaber yazarları Duransel DOĞAN ve Zülfikar DOĞAN'ın gündeme ve güncel gelişmelere yönelik sorularını yanıtlayan Masum Türker, DSP’nin kongre sonrası herkese kapılarını açtığını, yakında yeni bir çıkışla halkın önünde olacaklarını söyledi.
Korhaber’in DSP liderine yönelttiği sorular ve Türker’in yanıtları şöyle:
Korhaber (KH)- Hükümet bir ekonomik program ilan etti. Siz aynı zamanda ekonomi kökenlisiniz, Ekonomi Bakanlığı da yaptınız,  ekonomik programa hangi noktalardan yaklaşıyorsunuz?
Masum Türker (MT)-Önce hemen programın adını koyalım: Bu bir ekonomik daralma ve resesyonu yönetme programıdır. Finans eksikliğinden kaynaklanan sorunların, küçülmenin, iç politikadan ve ekonomi yönetiminden kaynaklanan yanlışlıkların sonucunda kamu gelirlerinde ortaya çıkan azalma yanında giderlerde gözlenen büyük artış nedeniyle bütçe açığı iki bacağından (gelir-gider) etkilenmiştir. Ekonomik belirsizliğin ortadan kaldırılması, mali kurallardaki belirsizliği ortadan kaldırmak için oluşturulacak bazı  parametrelerin belirlenmesi gerçeğini ortaya çıkartmaktadır. Eskiden bu parametre Faiz Dışı Fazla (FDF) idi.  Şimdiki programa baktığımızda ise Kamu açığının Milli Gelire Oranı şeklinde bir parametre oluşturulmaya,  ekonominin gidişatı bununla ölçülmeye çalışılacak. Program kamu giderlerini azaltmak için, hak edilmiş sosyal yardımların azaltılmasını, öngörüyor. Örneğin, sigortalıların sağlık harcamalarına katkılarını artırmak hedefler arasında. Gelirleri artırmak açısından ise uygulamada gözlenen şey vergi indirimi.
KH-Bunu açabilir misiniz? Vergide indirim yapılarak, gelirler nasıl artırılabilir ki?
MT- Şimdi görünen, gözlenen şey AKP hükümeti çeşitli vergilerde indirim yapıyor değil mi? Ama realite öyle mi? Realitede CEZALANDIRMA yoluyla SALMA VERGİ uygulaması var. Yani cezaya dayalı SALMA VERGİ uygulayacaklar, uyguluyorlar. Salma vergi yoluyla, bütçe açığını kapatmaya çalışıyor. Özellikle vergide bu yöntemi, ÖRTÜLÜ FAŞİZMİN bir uygulaması olarak, Servetin el değiştirmesinde de bir baskı aracı olarak kullanmak kolay. Maliye adamı çağırıyor, ‘senin bu beyan ettiğin geliri yeterli görmüyorum, az beyan etmişsin, arttırmazsan seni vergi incelemesine alırım’ diyor. İşte vergi gelirlerini artırmak için, servetin el değiştirmesini sağlamak için bunu uyguluyorlar. Örnek: Doğan Grubu’nun yaşadıkları gibi.  İşte bu cezaya dayalı salma vergi!  Verginin bu amaçlar için kullanılmasıdır. Bir de programda ortaya çıkan, gizlenmiş hedeflerden birisi, büyümenin dış borçlanma yoluyla finanse edilmesi.
DSP Genel Başkanı Masum Türker'in makam masasında KORHABER sık kullanılanlar arasında
 
KH- Bunun için nasıl bir yöntem uygulamayı planlıyor, sizce hükümet?
MT- Bu şu anki mevcut reel faizlere göre, ancak Türk Lirasının aşırı değerlenmesiyle sağlanır. Programın uygulanmasında TL’nin aşırı değerlenmesinin nedenlerinden biri dış finansman bulmaktır.Bu ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Bu durumda ithalat yine artar, artacak. İthalat artınca da ithalattan alınan vergiler, yani vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin payı artar. Kısaca ekonomik programın makro parametreleri, ülkenin kendi iç dinamiklerinden yaratılacak kayma değerden, yer altı kaynaklarından yaratılacak katma değerden, üretime dayalı katma değerden, devlet kaynaklı üretime dayalı katma değerden büyümeyi hedefleyen bir program olmamıştır.
KH- Program bölgeler arası gelişmişlik farkının, özellikle de Doğu ve Güneydoğu Anadolu için ekonomiye katılım ve etkinliğin artması yönünden de bazı öngörüler, hedefler koymuyor mu sizce?
MT- Ekonomik programın bu yönü bile çok zayıf. Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisi Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun ekonomik ve demokratik açılımıdır. Ama programda bu iki yönde bir açılım yok. Yani bu iki bölgeye yönelik kapsamlı bir ekonomik açılım yok. Bu olmayınca da hükümetin bu bölgelere, bu bölgelerde yaşayan Kürt kökenli yurttaşlarımıza dönük demokratik açılım iddiaları havada kalıyor. Aksine ekonomik programdaki hedef ve öngörüler, AKP hükümetinin demokratik açılım konusunda  fazla bir düşüncesinin olmadığını, çok da istekli olmadığını ortaya koyuyor.
KH- Programda gelecek üç yıl için “farklı bir Türkiye” öngörülüyor, oysa siz tam tersini savunuyorsunuz?
MT- Hemen söyleyeyim, bu programdan tabii ki oldukça yararlanacak kesimler de var. Bu program spekülatörlere, devlet adına hizmet üreten bir kısım özel sektöre önemli karlar yaratacak fırsatlar da içeriyor. Bu fırsatlar ve amacını aşan teşviklerin adil olmayan dağılımı da yine benim daha önce söylediğim kaynakların ve servetin el değiştirmesinin İTİCİ GÜCÜ olarak planlanmış, programa da öylece yerleştirilmiş.
KH- Hükümetin demokratik açılım konusunda ciddi anlamda bir çabası olmadığını, bunun ekonomik programa da yansıdığını söylediniz. Oysa hükümet bu konuda çok iddialı ve muhalefeti destek vermediği için eleştiriyor?
MT-Demokratik açılım Türkiye için gerekli. Elzem. Demokratik açılımı iki açıdan düşündüğünüz zaman, Türkiye’nin ekonomik bağlamda az gelişmişlik sorunu var. Bunun bir altına indiğinizde Doğu ve Güneydoğu’nun azgelişmişlik sorunu, ülkeninkinden de daha ağır. Bölgesel azgelişmişliğin de bu iki bölge açısından bir alt kademesine indiğinizde bu bölgelerde yaşayan Kürt kökenli yurttaşlarımızın ekonomik yetersizliği, ekonomik üretime katılamama, katılamıyor olmasının yarattığı yetersizlikler, sıkıntılar var. 
Yani ekonomik açılım konusunda böylesi bir kademeli sıkıntı tablosu ortada. Türkiye’nin diğer ikinci sorunu ise özellikle demokratik haklar, açılım konusunda. Kürt kökenli vatandaşlarımızın sorunlarının önemli kaynaklarından birisi, demokratikleşmenin sağlanamamış olmasıdır. Bu da bireysel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını önlediği, engellediği gibi KOLLEKTİF hak ve özgürlüklerin kullanımında da ortaya engeller çıkartmaktadır. Tabii ekonomik ve demokratik açılım konusundaki sorunların yanında Türkiye’nin bir de Terör sorunu var. Teröre, Kürt sorunu ile karıştırılmadan çözüm üretilmesi gerekir. Günümüzde ağırlık kazanan demokratik açılımın gündeme getirdiği sorunlara baktığımız zaman, bu toplumsal sorunun bir tarafında şehit gazi aileleri, diğer tarafında  da demokratik haklarını kullanamayan vatandaşlarımız var.  Özelde ele aldığımızda ise demokratik haklarını kullanamayan vatandaşlarımızdan bir grubu da Kürt kökenli vatandaşlarımız.
KH- DSP’nin bu konuda önerileri, çözümleri var mı?
MT- Elbette. Hem de çok kapsamlı. DSP olarak ekonomik ve demokratik açılım konusunda geliştirdiğimiz, çözümlerimiz var. Bunların bir kısmını kamuoyu ile paylaştık, aşama aşama paylaşmaya da devam edeceğiz.  Diğerlerini ise Açılımla ilgili yasal düzenlemeler Meclis gündemine geldiğinde, orada vereceğimiz önergeler, teklifler, diğer siyasi partilerle yapılacak yuvarlak masa toplantılarında gündeme getirerek katkı sağlayacağız. Örneğin, kamuoyu ile paylaştığımız çözüm önerilerimiz arasında, yatırım üreten yatırımların bu bölgelerde öncelik ve ağırlıkla devlet eliyle yapılması, toprak reformu ve bunun bir alt unsuru olarak tarım reformu, halkın ifade özgürlüğünün önünün açılabilmesi için, seçim barajının kaldırılması vb. önerilerimizi içerikleriyle paylaştık, toplumla...
KH- Tabii bütün bunların yanında Türkiye siyasetinde özellikle de solda dağınıklık, bölünmüşlük  görüşleri, birleşme talepleri, ANAP-DP modeli tek çatı önerileri dile getiriliyor. Siz buna nasıl yaklaşıyorsunuz?
MT- Sağda birlik yoktur. Sağda bir sürü parti var. Birlik yok ki... Solda iki parti var. Solda Birlik söylemi, sağın cepheleşmeyi geliştirmek ve derinleştirmek amacıyla geliştirdiği, gündeme getirdiği bir söylem. Sağda pek çok parti var. Solda iki partiyi teke indirme çabaları, solda kadroların yetişme olanağı bulacağı siyasi ortamı ortadan kaldırma çabaları içindir. Solu yalnızlaştırma, solu ideolojisizleştirme amacına yöneliktir. Biz DSP olarak, kapılarımızı herkese açtık. Kendisini demokratik solcu, Ecevitçi, Atatürk yolunda, Halkçı, Demokrat, devrimci gören, kendisini böyle tanımlayan herkesi partimize çağırdık. Partiden ayrılmış olsun, olmasın gönülden demokratik solcuları ve Türkiye’de AKP yönetiminden ülkenin kurtulması için alternatif arayışı olan herkesi DSP’de politika yapmaya davet ediyorum.  Biz başka partilerle değil, SOLDA BİRLİĞİ halkla bütünleştirmek istiyoruz.
KH-Siyaset, ekonomi, demokratikleşme, bilgilenme ve diğer pek çok konuda Medyaya da büyük görevler düşüyor. Ancak herkes medyadan şikayetçi. Medya özgür değil, baskılar var deniliyor. Siz buna katılıyor musunuz, medyanın bugünkü durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
MT- Medya halkın özgür bilgi edinme hakkının unsurudur. Medya özgürlüğü de bu hakkın olmazsa olmaz gereğidir. Bu yönüyle bakıldığında günümüzde medya büyük bir yatırım zorunluluğu ve sermaye gücü gerektiren bir alandır. Medya yatırım açısından büyük bir sermayeyi gerektirdiği gibi, medyanın karlılık ve kendi kendini idame ettirme esaslarına dayalı olarak da kar eden bir işletme olarak yönetilmesi olanağı günümüzde kaybolmuştur. Böyle bir finansal yapıya dayanan  medya başka gelirlerden kaynaklanan fonlarla açıklarını kapatır. Bu nedenle günümüz medyasında medya sahipliğini ellerinde bulunduranların çok ciddi ve nakde dönüşme hızı yüksek gelirlere sahip olmaları gerekir.  Dolayısıyla da medya sahipliğini ellerinde bulunduranların da bu gelirleri yaratabilmek için,  medya dışında karlı ve nakde dönüşme hızı yüksek sektörlerde yatırım yapmaları gerekmektedir. Diğer taraftan küreselleşme, internet ve görsel yayın alanındaki hızlı gelişmeler, diğer görsel medya mecralarındaki yaygınlık, medyanın bilgilendirme fonksiyonunu giderse de,  toplum adına talep eden EGEMEN GÜCÜN talepleri, medya kuruluşlarının gücünü ve duruşunu belirliyor. Yani finansal boyut, farklı alanlardaki yatırımlar medya sahiplerinin egemen güç, iktidar karşısındaki gücünü ve duruşunu da belirliyor. Ancak hangi hükümet olursa olsun, Faşist, ya da örtülü faşist iddialarıyla karşı karşıya kalmaması için muhakkak bağımsız medyanın da geliştirilmesi gerekir. Küresel sermayenin, küresel medya sermayesinin, finans sermayesinin ulusal medya mecralarında bile reklam gelirlerini kontrol eder hale gelmiş olması, dış ilişkiler ve diğer ülkelerdeki medya faaliyetleri de medyanın duruşu ve bağımsızlığı üzerinde etkin hale gelmiştir.
KH-Kısaca, medya artık duruşunu belirlerken, yayın politikasını oluştururken, egemen gücün yani iktidarın, küresel sermayenin, farklı alanlardaki yatırım ve finansman ihtiyacının, küresel ve ulusal reklam verenlerin taleplerini gözetmek, ona göre kendisine ayar vermek durumunda diyebilir miyiz?
MT- Doğrudur ve günümüz medyasının gerçeği, Türkiye medyasının bugünkü tablosu da budur.
KH- Teşekkür ederiz.
MT- Ben de Korhaber’e teşekkür eder, bağımsız medya adına verdiği çabalarından ötürü kutlarım, başarılar dilerim.

DSP Genel Merkezi Genel Başkan Özel Kaleminde Masa Üstünde Duran TAKA şeklindeki kültablası adeta Bülent Ecevit'in "TAKALAR" şiirinin "Takalar Geçiyor Allı Yeşilli" mısrasını anımsatır gibiydi.
Bu haber 14070 defa okunmuştur.
Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...    
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

  Bu kategorideki diğer haberler


Cindoruk:İktidarın Medyaya yaptığı bir Siyasi Cinayettir.

TRT Şeş`e karşılık, ROJ TV kapanacak!

Hedefimiz 2012`de 1 milyar dolarlık ihracat ve kapasitemizi katlamak!
»  Türkiye ILO`da kara listeye girebilir
 

 
 
Erdoğan ‘erken seçime hayır’ derse, Bahçeli ittifakı bozar mı?
 
Zülfikar DOĞAN
 
 
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Bülent Ecevit'e minnettar
 
Duransel DOĞAN
 
 
Eşsiz Önder ATATÜRK!..
 
Talat SARAL
 
 
Epifiz Bezini En Çok Aktive Eden Madde Olan Manna
 
Yaşar ÖZKAN
       
  5,4619   6,1927  
       
  92,839   212,4597  
  Ankara
Çarşamba Perşembe Cuma
5 / 15 °C 2 / 16 °C 1 / 15 °C
CHP’de değişim ve kurultay tartışmalarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Gerek yok, Kemal Kılıçdaroğlu devam etmeli. Parti tüm enerjisini Yerel Seçimler için kullanmalı
Muharrem İnce CHP’nin başına geçmeli
Yerel Seçim öncesi Kılıçdaroğlu ve İnce uzlaşarak güçlerini birleştirmeli
Kurultay ve Değişim zorunlu, Kemal Kılıçdaroğlu aday olmamalı
Hiç ilgilenmiyorum
 Sonuçları göster     Tüm anketler   
20/10/2018 17/10/2018
08-25-29-31-41-47 06-18-19-26-27-05
18/10/2018 22/10/2018
04-16-25-28-36-39 01, 09, 14, 15, 20, 22, 25, 27, 30, 31, 34, 38, 40, 43, 46, 52, 54, 58, 66, 67, 73, 74
Koç 21 Mart - 20 Nisan
Bugün oldukça aktif bir yapı sergiliyorsunuz. Henüz oluşturamadığınız olayların alt yapısı üzerinde çalışmalar yapıyorsunuz. ...
 
 
         
         
  Kor Haber'de yayınlanan içerik kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Kaynak belirtilerek yayınlanan içerik ilgili kaynağa aittir ve kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma aittir. Başka kaynaklardan alınan içerik ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Kor Haber sorumlu tutulamaz.   RSSiGoogle'a EkleFacebook'ta Korhaber