15 Aralık 2018 Cumartesi   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Gazete Manşetleri   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle   |   RSS    Üye Ol    Şifremi Unuttum
Üye Girişi
Astana görüşmeleri: 11. turdan sonra ne olacak?
Astana görüşmeleri: 11. turdan sonra ne olacak?
 
6 Aralık 2018 Perşembe - 00:59
Kategori Güncel
113 Okunma 0 Yorum
Paylaş  Facebook Google TwitThis StumbleUpon del.icio.us Reddit NewsVine Ma.gnolia Technorati Digg Mixx
 E-posta ile gönder Yazdır
Yazı Boyutu
Astana görüşmeleri: 11. turdan sonra ne olacak?

Suriye iç savaşına müdahil ülkeler, Rusya, İran ve Türkiye’nin katılımıyla Ocak 2017'de başlayan Astana sürecinde Suriye rejimi ile muhalifler arasındaki görüşmelerin 11'inci turunun da başarısızlıkla sonuçlanması sürpriz olmadı.

Aslında önceki görüşmelerden hiç bir somut netice çıkmaması, aynı olasılığın tekrar edeceğinin önceden habercisiydi. Hâlbuki Astana girişimi, başında birçok misyonu gerçekleştirmeyi taahhüt etmişti.

Bunlardan birincisi, gerginliği azaltma kavramıyla somutlaştırılmaya çalışılan savaşın durdurulması; ikincisi terör gruplarının varlığına son verilmesi; üçüncüsü, karşılıklı olarak tutukluların serbest bırakılması ve insani yardımların kuşatma altındaki bölgelere güvenli bir şekilde ulaşımının sağlanması gibi insani sorunların çözümüydü.

Dördüncüsü ise, Suriye iç çatışmasını bitirmek için ortak bir siyasi değişimi öngören Cenevre sürecinden farklı olarak mültecilerin yurtlarına geri dönmesi, Suriye’nin yeniden imarı ve ortak bir anayasa oluşturulması esaslarını içeren bir çözüme öncülük yapmaktı.

Aslında bu maddeler 2012 Cenevre Bildirgesi’nin tam yönetim yetkisine sahip bir geçiş yönetiminin kurulmasına ilişkin uluslararası kararları, Gota'nın kimyasal silahlarla bombalanması ardından (Eylül 2013’te alınan) 2118 no’lu ve (2015’in sonlarında) Suriye iç çatışmasını sonlandırmak için detaylı ve zamanı belli bir çözüm öneren 2254 no’lu Güvenlik Konseyi kararlarının ruhuyla örtüşmekteydi.

Ancak bu çözüm önerisinin başarıya götüreceğine dair önemli şüpheler vardı ve netice itibariyle de bu şüpheler haklı çıktı.

Çünkü bu sürecin içerisinde yer alan devletlerin hiç birisi, hiçbir şekilde yukarıda belirtilen taahhütlerini yerine getirmedi. Sekiz yıldır devam eden çatışmayı sonlandıracak çözümler üretme şöyle dursun, Rusya, Türkiye ve İran’ın Suriye’de kendi kozlarını güçlendirmeyi amaçlayan birbirinden farklı planları öne çıktı.

Tezimizi daha da somutlaştırmak için örnek verecek olursak, taraflardan hiçbiri çatışmayı durdurma ve gerginliği azaltma hedefine kesinlikle bağlı kalmadı. Yapılan anlaşmaları kale almayarak muhaliflerin bölgelerini havadan bombalamayı iyice artıran Rusya başta olmak üzere, ''Gerginliği Azaltma Bölgeleri’'nin garantörü olan üç devletin çatışmalara müdahaleleri bu süreçte tavan yaptı.

Diğer yandan İran'a bağlı kuvvetler ve milis güçler, silahlı muhalefet gruplarının altındaki bölgelere saldırılarını artırdılar.

Türkiye ise, 2016 sonlarındaki Fırat Kalkanı ve 2018 Zeytin Dalı operasyonları sonrasında İdlib ve kırsalı başta olmak üzere Kuzey Suriye'deki kendine bağlı yerlerdeki etkisini iyice güçlendirdi.

Suriye muhalefeti bu saldırılar sonucunda 2016'nın sonlarına doğru Halep'i kaybettikten sonra diğer tüm bölgeleri birer birer kaybetti. Daha sonraları bu bölgelere 2018 de Gota, Güney Şam, Dera, Hama ve Homs kırsalları ile Lazkiye’de kontrol ettikleri yerler de katıldı.

Nihayette geçen yaz üzerinde anlaşılan dört ''Gerginliği Azaltma Bölgesi’'nden muhalefetin elinde kala kala Türkiye ile irtibat ve yakınlığından dolayı sadece İdlib ve kırsalı kaldı.

Burada İdlib bölgesinin Türkiye için özel bir anlam ifade ettiğini belirtmemiz gerekir.

Türkiye, Rusya ve İran gibi Suriye'nin geleceği hakkında söz sahibi olmak ve görüşünü dayatmak için İdlib’e bir etki bölgesi olarak bakıyor.

Aslında, Türkiye’nin bu pozisyonunun arkasında birçok neden ve değerlendirme yatmakta. Öncelikli neden şu: Türkiye, PKK ve Suriye'deki uzantısı PYD'nin Afrin'den Irak Kandil dağlarına kadar uzanan bölgedeki, yani Irak-Suriye sınırları üzerindeki etkisini bitirmek istiyor. Çünkü Türkiye, bu bölgedeki PKK varlığını, kendi milli güvenliğine yöneltilmiş bir tehdit olarak algılıyor.

İkinci olarak Türkiye; Suriye başta olmak üzere “Meşrik” dediğimiz Akdeniz ile İran arasındaki Arap devletlerini kapsayan Orta Doğu'daki bölgede İran’ın etkisini sınırlandırmak istiyor.

Üçüncü olarak ise Suriye savaşındaki etkin rolünden dolayı Rusya ile ittifakını güçlü tutmayı arzuluyor.

Bir diğer neden de, ABD ile sorunlu ilişkilerini düzeltmek ve güçlendirmek amacıyla elindeki kozlarını maksimize etmeye çalışması.

Öte yandan İran ise ''Gerginliği Azaltma Bölgeleri'' uygulamasını, Suriye'deki nüfuzunu azaltmaya yol açabilecek bir tehlike olarak gördü. Bu nedenle Astana'daki hiçbir taahhüdüne sadık kalmadı. Güney, Kuzey ve ortadaki belirli bölgeleri Suriye rejimine iade etmek için elinden gelen her şeyi yaptı.

Ancak İdlib meselesinde zor bir ikilemle baş başa kaldı. ABD'nin yaptırımlarını artırmasından sonra dünyaya açılan bir pencere olarak baktığı İdlib'i kaybetmek istemeyen İran, ABD’yle rekabet halinde olması nedeniyle üzerindeki yaptırımların etkisini hafifletebilecek güç olan Rusya ve Türkiye arasında sıkışıp kaldı.

Buna rağmen İran, Rusya'nın, Suriye'nin kaderini belirleme noktasında kendisinin rakibi olduğunun da bilincinde. 

Rusya'ya gelince: Özellikle Türkiye veya İran’dan kaynaklı problemlerden dolayı onun da durumu hiç iç açıcı değil.

Astana süreci çerçevesinde 7 Eylülde Tahran'da Rusya-Türkiye-İran üçlü zirvesi gerçekleşmişti.

Başkan Vladimir Putin, Erdoğan'ın zirvede İdlib'de ''Gerginliği Azaltma Bölgeleri'' uygulamasının devam etmesine yönelik talebine ilk önce olumlu yanıt vermedi. Fakat 17 Eylülde Erdoğan ile İran lideri Ruhani'nin yokluğunda yaptığı Soçi ikili zirvesinde bu kararından geri dönerek Erdoğan'ın dediğine geldi.

Şüphesiz bu karar, Putin'in Türkiye ile ilişkilerine ne kadar değer verdiğini gösteriyor.

Bu adımın Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, Almanya, Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün'den oluşan ve “Small Grup” (Mini Grup) adı verilen yapının baskısından sonra geldiğini de unutmamak gerekir.

Söz konusu grup geçen Eylül ortasında bir bildiri yayınlayarak Suriye savaşına karşı pozisyonlarını ilan etmiş ve öncelikle Suriye topraklarının terör gruplarından arındırılması, İran'ın ve ona bağlı askeri güçlerin Suriye'den çıkarılması ve ülkede siyasi geçiş sürecinin başlatılması taleplerini kamuoyuna duyurmuştu.

Suriye’de ortaya çıkan mevcut tablo da gösteriyor ki Astana sürecinin üç garantörünün elinde Suriye'nin kaderini belirleyecek bir anahtar yok.

Zaten ABD dış işleri bakanı, Kuzey ve Doğu Suriye'yi kast ederek ABD ve Türkiye'nin Suriye topraklarının % 40'nı kontrol ettiklerini hatırlatması bunu açık bir şekilde gösteriyor.

Yukardaki tablodan çıkarılacak diğer bir sonuç ise şu:

ABD yönetiminin kesin ve belirleyici tavrı olmadan, üç garantör devlet askeri etkinliklerini siyasi bir başarıya dönüştürerek Suriye iç çatışmasını çözme kabiliyetinden yoksun.

ABD yönetimi ise öteden beri İran ve milis güçlerinin Suriye'den çıkarılması ve siyasi bir geçiş sağlanmadığı müddetçe ülkenin yeniden imarı ve mültecilerin yurtlarına dönüşünü desteklemenin mümkün olamayacağını vurguluyor.

Soçi sürecinin krizi, sadece bir anayasa komisyonu formüle etme konusunda yaşanan başarısızlıkla ilgili değil. Anayasa olsun ya da olmasın, uluslararası ve bölgesel aktörlerin nazarında Suriye istikrarı için gerekli olan unsurlar henüz gerçekleşmedi.

Bu nedenle, başta ABD olmak üzere ilgili ülkeler, konumlarını net bir şekilde belirlemeden Suriye'deki mevcut durum olduğu gibi devam edeceğe benziyor.

NOT: BU MAKALE İLK ÖNCE EL ARAB GAZETESİNDE YAYINLANMIŞTIR.

 

Bu haber 113 defa okunmuştur.
Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...    
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

  Bu kategorideki diğer haberler


3. havalimanı işçileri için tahliye kararı

Ankara’da saç ekimi operasyonu: 1 milyon TL değerinde 5 bin 915 kaçak malzeme ele geçirildi

Seçim öncesi, kamuda 6 aylık geçici işe hücum!
»  İzmir açıklarında 163 kaçak göçmen yakalandı
»  Kargoyla gönderilen paketten 20 kilo eroin çıktı
»  Van'ın İncisi İnci Kefali'ne uydu takibi
»  Mevlana'yı anma töreni 'Şeb-i Arus' tescillendi 
»  Avrupa Konseyi: Türkiye'de tecavüzden hüküm giyenlerin sayısı 2 yılda 23 katına çıktı
»  YouTube'un en fazla kazananı, yıllık 22 milyon dolarla 8 yaşında bir çocuk
»  Demirtaş ve Önder'in hapis cezaları onandı, Demirtaş'a tahliye yolu kapandı, Önder hapse girecek
»  Dünyanın en büyük aşçılık yarışmasında birincilik
»  Peskov: Putin, İstanbul'daki 2. Dörtlü İdlib Zirvesine katılacak
»  Mustafa Boydak'ın eşine FETÖ'den 7.5 yıl hapis
»  Ankara'da doğal gaz patlaması: 7 yaralı
»  Suriye'ye giden Rus savaş gemisi İstanbul Boğazı'ndan geçti
»  CİMER açıkladı: 3. Havalimanı inşaatında 52 işçi öldü
»  Suudiler Kaşıkçı'yı İsrail'in casus yazılımıyla takip etti
»  Bakan Selçuk; Kadın istihdamı %63 arttı
»  'Noel Baba', deniz paraşütüyle halkı selamladı
»  ABD'de tutuklu Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla İçin Kritik Hafta
»  Doğu Akdeniz Rusya'nın hakimiyetine giriyor
»  Gemlik'te Kadınlar, ağabeyi tarafından katledilen Günay Torun için yürüdü
»  İnternetten binlerce kişiyi dolandıran şüpheli yakalandı
»  Kuddusi Okkır'ın eşi Sabriye Okkır: Geç gelen adalet, adalet midir?
 

 
 
Erdoğan ‘erken seçime hayır’ derse, Bahçeli ittifakı bozar mı?
 
Zülfikar DOĞAN
 
 
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Bülent Ecevit'e minnettar
 
Duransel DOĞAN
 
 
Eşsiz Önder ATATÜRK!..
 
Talat SARAL
 
 
Epifiz Bezini En Çok Aktive Eden Madde Olan Manna
 
Yaşar ÖZKAN
       
  5,3754   6,0779  
       
  90,529   214,0497  
  Ankara
Cumartesi Pazar Pazartesi
0 / 6 °C 1 / 6 °C 3 / 7 °C
CHP’de değişim ve kurultay tartışmalarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Gerek yok, Kemal Kılıçdaroğlu devam etmeli. Parti tüm enerjisini Yerel Seçimler için kullanmalı
Muharrem İnce CHP’nin başına geçmeli
Yerel Seçim öncesi Kılıçdaroğlu ve İnce uzlaşarak güçlerini birleştirmeli
Kurultay ve Değişim zorunlu, Kemal Kılıçdaroğlu aday olmamalı
Hiç ilgilenmiyorum
 Sonuçları göster     Tüm anketler   
20/10/2018 17/10/2018
08-25-29-31-41-47 06-18-19-26-27-05
18/10/2018 22/10/2018
04-16-25-28-36-39 01, 09, 14, 15, 20, 22, 25, 27, 30, 31, 34, 38, 40, 43, 46, 52, 54, 58, 66, 67, 73, 74
Koç 21 Mart - 20 Nisan
Bugün oldukça aktif bir yapı sergiliyorsunuz. Henüz oluşturamadığınız olayların alt yapısı üzerinde çalışmalar yapıyorsunuz. ...
 
 
         
         
  Kor Haber'de yayınlanan içerik kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Kaynak belirtilerek yayınlanan içerik ilgili kaynağa aittir ve kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma aittir. Başka kaynaklardan alınan içerik ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Kor Haber sorumlu tutulamaz.   RSSiGoogle'a EkleFacebook'ta Korhaber