14 Kasım 2018 Çarşamba   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Gazete Manşetleri   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle   |   RSS    Üye Ol    Şifremi Unuttum
Üye Girişi
Cindoruk:İktidarın Medyaya yaptığı bir Siyasi Cinayettir.
Cindoruk:İktidarın Medyaya yaptığı bir Siyasi Cinayettir.
 
10 Eylül 2009 Perşembe - 16:52
Kategori Söyleşiler
14464 Okunma 0 Yorum
Paylaş  Facebook Google TwitThis StumbleUpon del.icio.us Reddit NewsVine Ma.gnolia Technorati Digg Mixx
 E-posta ile gönder Yazdır
Yazı Boyutu
DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Korhaber’e konuştu:
Hükümetin medyaya tavrı  ve Doğan Grubuna yapılan “faili belli” bir siyasi cinayettir!
Bu savaşı geçmişte de hep medya kazanmıştır. Medya ile uğraşan bütün iktidarlar ve siyasiler kaybetmiştir.
  • Vergi daireleri adaletsizlik yaparsa kayıt dışı ekonomi büyür, bunun amacı gözdağıdır. Diğer medyaya, sermayeye, holdinglere, iş dünyasına gözdağıdır.
  • İktidar iki vergi memuru gönderip bunu yapabilir. Hangi şirkete gönderirseniz isterseniz mutlaka bir şeyler bulursunuz. Ama geçmişte bunu yapan hiçbir iktidar ayakta kalamadı, ayakta da kalamadı, hayatta da kalamadı.
  • Doğan Grubuna yapılanlardan sonra yandaş medya dışında nispeten sayabileceğimiz Ciner Grubu, Karamehmet taraf olabilir mi? Hükümet hakkında aleyhte yazabilir mi? Yolsuzluklar yazılabilir mi?
  • 31 Ekim’deki kongremizden sonra birleşme ile yeni bir rüzgar başlayacak. Merkezi toparlamaya dönük, kapsamlı bir program hazırlıyoruz. Şu anda anketler oyumuzu yüzde 7.4 gösteriyor. Birleşme sonrası en az yüzde 15’i buluruz. Bu da AKP’nin tek başına iktidarının önünün kesilmesidir.
  • AKP ile koalisyon yapabiliriz. Ben hep koalisyonlara olumlu bakmışımdır. Tabii bu koalisyon AKP’nin devleti daha fazla tahrip etmesini önlemek içindir.
  • Demokratik açılım için bize de geldiler ancak içerik yok. Hükümetin bir bildiği yok, sadece niyet var. Açılım bana biraz kelime oyunu gibi geliyor. Sundukları siyah bir çerçeve içinde beyaz bir boşluk.
  • Teröre karşı demokratik açılım bir devlet zaafıdır. Devleti zayıf görmek, göstermektir. Terörle masaya oturulmaz, pazarlık yapılmaz. Eruh’ta 7 asker şehit oluyor, DTP Eruh başkanı ‘ikinci Eruh baskını’ diyor. Yani biri silahla, biri sözle terör.
  • Ermeni açılımı başta olmak üzere Türkiye’nin dış politikası iflas etmiştir. Dış politikası yoktur. Bu uygulanan Dış Politika değil, Dışişleri bakanının politikasıdır. Yıllar önce kitabında yazdığı şeyleri hayata geçirme çabasında, Dış Politika danışmanı olabilir ama bakan olamaz. Dışişleri Bakanlığı devre dışıdır. Hamas’la ilişkiden beri bu böyledir.
  • Ordu demokrasi için artık bir tehdit değil. 
  • Sayın Demirel’in tavrı alenidir. Yani bizimledir. İstanbul, İzmir örgütlerimizi kabul etti, görüşlerini açıkladı. Onunda benim de devletin yönetimi açısından korkularımız var. Bu bizim yaşımızdaki insanlar açısından yapılması gereken son vazifedir.
  • Yargıtay Başkanı okumadı ama konuşma metninde yandaş yargı kavramı vardı. Bu çok vahim bir şey. Yandaş sermaye, yandaş medya olabilir ama yandaş yargı çok vahim. Bunu oluşturmaya çalışıyorlar ki, çok kötü bir şey.
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, hükümetin vergi elemanlarını kullanarak, kamu bankalarını kullanarak medyaya yönelik uyguladığı tutumun “siyasi cinayet” olduğunu belirterek “medya ile savaşan hiçbir siyasi iktidar geçmişten bugüne ayakta da kalamadı, hayatta da kalamadı. Bu savaşı eninde sonunda hep medya kazanmıştır. Tüm örnekler böyledir” dedi. Cindoruk, 31 Ekim’deki Büyük kongre ve ANAP ile yasal birleşme süreci öncesinde Korhaber yazarları Duransel Doğan ve Zülfikar Doğan’ın sorularını yanıtladı.
Korhaber (KH)- En sıcak konu Eruh’ta 7 şehit ve hükümetin Kürt Açılımı politikası. Başbakan bu terör saldırıları için “Demokratik açılım sürecine sabotaj” diyor. Siz açılım politikasının amacı ve uygulanma şeklini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hüsamettin Cindoruk (HC)- Öncelikle açılımla ilgili bir içerik yok. Ben göremedim. Sayın İçişleri Bakanı bize de geldi. Diğer partilerden bazıları görüşmeyi reddetti ama biz görüştük, dinledik. Fakat hiçbir şey söylemedi. İçerik yok. Açılım bana biraz “kelime oyunu” gibi geliyor. Şimdilik siyah bir çerçeve içinde beyaz büyük bir boşluk var. Açıkçası hükümetin bir bildiği de yok. Sadece niyetleri var. Son olarak Eruh’ta 7 asker şehit oldu. Bu korkarım ki devam eder.
KH- Hükümet  açılım politikasında ısrarlı, PKK’nın, DTP’nin karşı talepleri var. Açılımlar sizce demokratikleşmeyi mi, ayrışmayı mı hızlandıracak?
HC- Bir kez teröre karşı demokratik açılım, bir devlet zaafıdır. Devleti zaaf içinde, zayıf görmek, göstermektir. DTP temsilcisi Eruh’taki 7 şehidin ardından  ‘ikinci Eruh baskını’ diyor. Yani biri silahla, biri sözle terör.  Terörle masaya oturulmaz, pazarlık yapılmaz. Anarşi ve terör hukuk dışı bir eylem, başkaldırıdır.  Siz bunu hukukla, açılımla durdurmaya çalışıyorsunuz. İşte bu zaaftır. Siz bunu yaptıkça terör örgütü amip gibi ütüyor. Terörü insanların başvuracağı bir yol olmaktan çıkartmak gerekiyor.  
KH- Hükümet peşpeşe açılımlar açıklıyor. Son olarak da Ermeni Açılımı gündeme geldi. Yeni bir tartışma başladı. Türkiye’nin dış politikasında radikal dönüşler, yön değişiklikleri söz konusu değil mi?
HC- Bu devletin dış politikası değil. Dışişleri Bakanının politikası. Dışişleri bakanı yıllar önce yazdığı bir kitaptaki politikaları uyguluyor, kendi düşüncelerini inandığı politikaları uyguluyor. 90 Yıllık dış politikayı, Türkiye’nin diplomasi geleneklerini, Cumhuriyet’in dış politikasını bırakıyor. Kendi yazdığı kitabı uyguluyor. Ermenistan açılımı da böyle. Bakan olmadan önce ilk Hamas’la ilişkileri başlatan da oydu hatırlarsınız. Kitabında olanlar bunlar. Dışişleri Bakanlığı tümüyle devre dışı. Suriye-İsrail arabulucunda da öyle. Netanyahu ne biçim tepki gösterdi ve devre dışı kaldı Türkiye. Kısaca şunu söyleyeyim, Türkiye’nin bir dış politikası yok. Dışişleri Bakanı’nın politikası var ve o uygulanıyor. Dış politika iflas etmiştir. Yapılanlar, uygulananlar da bir fiyaskodur.  Dışişleri bakanının görüşlerine saygı duyuyorum. Ama 90 yıllık dış politikayı değiştirdiler. İyi bir dış politika danışmanı olabilir. Ama bakanlığı, uyguladıkları bunların hepsi fiyasko. Ermenistan açılımı da öyle.
KH- Hükümetin son dönemde medya ile de çok büyük bir çekişmesi var. Her ne kadar farklı yöntemler uygulanıyor olsa da yorumlar daha çok medyanın baskı altına alınmak istendiği yönünde?
HC- Uzun yıllardır siyasette olduğum için bu konuda çok somut gözlemlerim var. Bir iktidar medya ile savaşa girdiği zaman daima medya kazanır. Bu hep böyle olmuştur. Menderes-Yeni Sabah, Süleyman Demirel-Günaydın, Tansu Çiller-Doğan grubu, Mesut Yılmaz- Doğan Grubu veya diğer medya kuruluşları vb. siyasetçi-iktidar-medya savaşlarında sonuç, siyaset-iktidar açısından hep hüsrandır. Bir aşamayı kazanabilirsiniz, ama sonunda hep medya kazanır. Bahsettiğim bütün bu savaşlarda da böyle oldu. Medya hala ayakta ama o siyasetçilerin çoğu yok, ya da kaybettiler. Bunda da kazanan taraf medya olacaktır. Yeter ki daha büyük yanlışlar yapılmasın!
KH- Ancak büyük boyutlu vergi incelemesi ve kaçak gerekçesi gündeme getiriliyor. Para cezaları bu gerekçeyle veriliyor?
HC- Öncelikle söyleyeyim, AKP iktidarının, vergi denetimini kullanarak Doğan Grubu üzerine böylesine gitmesi bir siyasi cinayettir. Hem de “faili belli” bir siyasi cinayettir. Siyasi cinayet silahla işlenmez. Siyasi irade bir takım silahlar kullanır. Vergi, döviz, banka kredileri vb. bu silahlardan bazıları ve en önemlileridir. Medyadaki bu siyasi cinayetin faili bellidir: Siyasal iktidar. Ancak yargı bağımsızdır. Bir süre sonra bu yargıdan döner. Önemli olan bu cinayete muhatap olanların direnmesi, savaştan vazgeçmemesidir. Ben biraz hasar da görse, ekonomik darboğaza, zorluğa da düşse Doğan Grubu’nun galip çıkacağını düşünüyorum. Ben Doğan Grubu’nun bu baskılar karşısında uzlaşma yerine, savaşmayı tercih etmesini bekliyorum. Vergi daireleri adaletsizlik aparsa, kayıt dışı ekonomi büyür. Bunun amacı gözdağıdır. İş adamlarına, büyük holdinglere, şirketlere gözdağıdır. İki vergi memuru gönderirsiniz mutlaka bir şey bulursunuz. Amaç buysa mutlaka bulursunuz. Bu diğer medyaya, diğer medya patronlarına da gözdağıdır.  Ama geçmişte bunu yapan hiçbir siyasi iktidar ayakta kalamadı. Ayakta da kalamadı, hayatta da kalamadı. Zaten Doğan Grubu dışında Ciner ve Karamehmet var, şu anda Ciner ve Karamehmet Doğan Grubu’na bu yapılanlardan sonra taraf olabilir mi? Aleyhte haber yazabilir mi? Yolsuzlukları yazabilir mi? Herhalde amaçları, bu gazeteleri de Ahmet Çalık’a vermek, ya da bir başka yandaş medya patronuna.
KH- Peki AKP şu anda siyasal olarak güçlü, tek başına iktidar, siz siyasi tabloda nasıl bir yapılanma öngörüyorsunuz? DP-ANAP birleşmesine başka katılımlar, çatıya başka yönelişler bekliyor musunuz? Örneğin, Abdüllatif Şener’in Türkiye Partisi?
HC- DP hızla teşkilatlanıyor. Son olarak Manisa’daydık. Salih Uzun ile birlikte. 1500 kişilik bir toplantı, iftar yaptık Ben de Salih Uzun da konuştuk. 31 Ekim’de her iki partide kendi kongrelerini yapacak, birleşme kararı alacak. Şu anda bağımsız araştırma şirketlerinin anketlerinde DP yüzde 7.4 görünüyor. ANAP ile birleşme sonrası kısa sürede bu yüzde 15’e yükselir. Yükselecek. Bu da AKP’nin artık tek başına iktidar olamaması demektir. Biz o zaman AKP ile de koalisyon yapabiliriz. Ben koalisyonlara hep olumlu, ılımlı bakmışımdır. Ama AKP ile koalisyon, AKP’nin devleti daha fazla tahrip etmesini önlemek amaçlı olur.  Biz başka partileri de bir araya gelmeye çağırıyoruz. Bir çağrı yapıyoruz, çağrıda bulunuyoruz. Ortak bir program hazırlıyoruz. Merkez bir program. Herkesi etrafına toplayacak bir program, yeni bir tüzük. Merkezdeki boşluğu dolduracak bir hareket başlayacak.   DP, ANAP, AP, DYP hepsinden olanları, gelenekleri bir araya getiriyoruz. Diğer partilere de çağrımız var.
KH- Mesut Yılmaz, Süleyman Demirel de partiye gelecek mi? Süleyman Bey’in partinin başına geçeceği, 31 Ekim sonrası meydanlara ineceği yönünde kulislerde konuşuluyor?
HC- Sayın Demirel bunu aleni yapıyor. Yani bizimle, partimizle. İstanbul, İzmir örgütlerimizi kabul etti. Görüşlerini açıkladı. Onun da benim de devletin yönetimi, devlete yönelik tahribat açısından korkularımız var. Bu bizim yaşımızdaki insanlar açısından yapılması gereken son vazife. Mesut Bey de öyle. Zaten ANAP’ın kurucusu. Bağımsızlık milletvekilliği ile ilgili. Kurucu olarak partinin doğal üyesi.
KH- Birleşme sonrası, yeni katılımlar bekliyor musunuz? Mecliste grup kurma gibi bir amacınız, hedefiniz  var mı? AKP’den kopma veya katılım bekliyor musunuz?
HC- 31 Ekim sonrasında çok farklı bir rüzgar olacak. Geniş katılımlar olacak. Her yönde olacak bu, bunu söyleyebilirim. Biz vazifemizi yapıyoruz. Bu rüzgar ve heyecan var. Kongre sonrası daha da artacak, hızlanacak.
KH- Ordu hükümet ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
HC- Ordu kesinlikle demokrasi için bir tehdit değil!
KH- Yargıya yönelik yeni düzenleme çalışmalarından kaynaklanan bazı kaygılar da var?
HC- Adli yıl açılışında Yargıtay Başkanı konuşmasında yazdığı halde bir sözcüğü okumadı, ama Barolar Birliği Başkanı söyledi: Yandaş yargı! Bu çok vahim bir şey. Yargıtay Başkanını hakimliğinden tanırım. Çok iyi düzgün bir hakimdir, hukukçudur. Yandaş sermaye, yandaş medya bunlar olabilir ama, yandaş yargı çok vahim, akıl almaz bir durum. Yandaş yargı oluşturma gayretleri, çabaları var. Bunu oluşturmaya çalışıyorlar ki, bu çok kötü bir şey!
KH- Çok teşekkür ederiz.
HC- Ben de Korhaber’e teşekkür eder, başarılar dilerim.   
 
 
DEMOKRAT PARTİ
1946 - 2009
Bu haber 14464 defa okunmuştur.
Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...    
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

  Bu kategorideki diğer haberler


TRT Şeş`e karşılık, ROJ TV kapanacak!

Hedefimiz 2012`de 1 milyar dolarlık ihracat ve kapasitemizi katlamak!

Türkiye ILO`da kara listeye girebilir
 

 
 
Erdoğan ‘erken seçime hayır’ derse, Bahçeli ittifakı bozar mı?
 
Zülfikar DOĞAN
 
 
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Bülent Ecevit'e minnettar
 
Duransel DOĞAN
 
 
Eşsiz Önder ATATÜRK!..
 
Talat SARAL
 
 
Epifiz Bezini En Çok Aktive Eden Madde Olan Manna
 
Yaşar ÖZKAN
       
  5,4619   6,1927  
       
  92,839   212,4597  
  Ankara
Çarşamba Perşembe Cuma
5 / 15 °C 2 / 16 °C 1 / 15 °C
CHP’de değişim ve kurultay tartışmalarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Gerek yok, Kemal Kılıçdaroğlu devam etmeli. Parti tüm enerjisini Yerel Seçimler için kullanmalı
Muharrem İnce CHP’nin başına geçmeli
Yerel Seçim öncesi Kılıçdaroğlu ve İnce uzlaşarak güçlerini birleştirmeli
Kurultay ve Değişim zorunlu, Kemal Kılıçdaroğlu aday olmamalı
Hiç ilgilenmiyorum
 Sonuçları göster     Tüm anketler   
20/10/2018 17/10/2018
08-25-29-31-41-47 06-18-19-26-27-05
18/10/2018 22/10/2018
04-16-25-28-36-39 01, 09, 14, 15, 20, 22, 25, 27, 30, 31, 34, 38, 40, 43, 46, 52, 54, 58, 66, 67, 73, 74
Koç 21 Mart - 20 Nisan
Bugün oldukça aktif bir yapı sergiliyorsunuz. Henüz oluşturamadığınız olayların alt yapısı üzerinde çalışmalar yapıyorsunuz. ...
 
 
         
         
  Kor Haber'de yayınlanan içerik kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Kaynak belirtilerek yayınlanan içerik ilgili kaynağa aittir ve kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma aittir. Başka kaynaklardan alınan içerik ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Kor Haber sorumlu tutulamaz.   RSSiGoogle'a EkleFacebook'ta Korhaber