22 Ekim 2014 Çarşamba   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Gazete Manşetleri   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle   |   RSS    Üye Ol    Şifremi Unuttum
Üye Girişi
Kadında cinsel istek azalmasına; ne yapılabilir?
Kadında cinsel istek azalmasına; ne yapılabilir?
 
17 Kasım 2012 Cumartesi - 04:30
Kategori Sağlık
438 Okunma 0 Yorum
Paylaş  Facebook Google TwitThis StumbleUpon del.icio.us Reddit NewsVine Ma.gnolia Technorati Digg Mixx
 E-posta ile gönder Yazdır
Yazı Boyutu
Erkek hastalarımdan çok duyduğum bir yakınma, eşlerinin veya partnerlerinin cinsellikten kaçması, onlar kadar istekli olmamaları veya cinselliği sanki bir ilişkinin paketi içinde gelen ve katlanılmaya mecbur bir durummuş gibi yaşamaları..
Kadın ve erkek cinselliğinin farklı geliştiğini, psikolojik ve bedensel hazzın her iki cinste oranlarının eşit olmadığını biliyoruz, bunlar hem cinsel anatomiden hem de kadın ve erkeğin ruhsal dünyalarının çok farklı gelişmesinden kaynaklanıyor. Erkeklerin cinsel uyarılması ve orgazmının sonuçları çok net ( ereksiyon ve boşalma) iken , kadında ne hazzın boyutunu, ne de uyarılmanın derecesini bu kadar net algılama şansına sahibiz. Bunları ancak kadınların kendi cinsel uyarılma ve orgazmlarını ifade etmeleriyle anlayabiliyoruz.
 Cinsel istek bozukluğu sadece cinsel arzunun hiç olmamasından, hiç cinsel fantezi olmamasına veya cinsellikten tiksinti duyma noktasına kadar bir yelpazede yer alabiliyor. Cinsel istek bozukluğu, cinsel problemlerin birçoğunda olduğu gibi oldukça bireysel özelliklere bağlı ve subjektif olduğundan, klinisyen açısından , cinsel istek bozukluğunun hangi noktasının artık tedavi gerektiren bir rahatsızlık oluşturduğunu söyleyebilmek de kolay değil...
 Menapozdan sonra cinsel isteğin artması hiç de az rastlanılan bir durum olmamasına rağmen, çocuk doğuruduktan sonra cinselliği tamamen rafa kaldıran ve aklına dahi getirmeyen kadınlar da vardır. Örneğin, ne kadar sıklıkla cinsel ilişkiye girilmesi sağlıklıdır sorusunun da yanıtı, çoğu zaman çiftlerin yaşına, ilişkilerinin süresine ve sosyokültürel durumlarına göre değişebilir olacaktır. İlginç bir durum, düşük eğitimli, kırsal kökenli erkeklerin, şehirde yaşayan daha eğitimli akranlarına göre cinsel isteklerinin daha fazla olduğunun klinik olarak sık sık gözlenmesidir, bunun şehir hayatına bağlı streslerin ortalama testosteron (erkeklik hormonu) düzeyini düşürmesi veya partner seçeneklerinin fazlalaşması sonucu ilişkilerde bıkkınlığın daha çabuk gelişmesiyle ilgili olması akla yatkın geliyor.
 Cinsel istek bozukluğu, özellikle kadınlarda, cinsel sorunlar nedeniyle tedaviye başvurma nedenlerinin başında gelmekte ve diğer cinsel bozukluklara göre daha sık rastlanmaktadır. Birçok araştırma, kadınların yaklaşık üçte birinde cinsel istek azalması bulunduğunu teyit etmektedir.
 Bir kadının cinsel isteğinin bozulmuş olmasının farklı sebepleri olabilmektedir. Allta yatan psikolojik ve sosyal faktörlerle ilgili olabileceği gibi, tamamen hormonal ( biyolojik faktörler) dahi olabilir. Bunların ayırt edilebilmesi tabii ki iyi ve detaylı bir psikiyatrik değerlendirme gerektirir.
 Cinsel isteğin bozulmasına yol açan psikolojik ve sosyal faktörler arasında; cinsel travmalar-kötü deneyimler, beden imgesinde bozulma-özgüven azalması veya depresyonla ilişkili olabilir-, stresli yaşam olayları ve sosyal baskı altında olma- kalabalık ev ortamı, birarada yaşayan aileler-, kadının bir şekilde içselleştirmiş olduğu kültürel ve dini cinsel mitler-istekli kadın= günahkarlık algısı ya da doğum kontrolüyle ilgili kaygılar- sayılabilir.
 Evrimsel biyoloji de bize kadın cinselliği ile ilgili enteresan bilgiler verir. Örneğin cinselliğin biyolojik olarak tek amacı üremektir. Doğada üreme amaçlı olmadan seks yapan çok az canlı vardır ( türümüz böyledir). Kadının üreyebilmesi için ise erkek gibi uyarılması ve cinselliğe hazır hale gelmesine gerek yoktur. Tecavüz gibi hiç arzu edilmeyen bir durumda bile kadın gebe kalabilmektedir. Belki de cinsel arzusu olmayan kadın değil ,tersine olan kadın, insanoğlunun ruhsal yapısının karmaşıklaşmasıyla otaya çıkan, doğada istisna bir durumdur.
 Kadındaki cinsel istek azalmasıyla ilgili yapılan terapilerde eşin de en azından belli bir noktadan sonra katılması elzemdir. Çoğunlukla sorun ilişkinin dinamiklerinde olduğundan terapi sürecinde, güven duygusunun yeniden tesis edilmesine, çiftin birbirlerine daha saygılı davranmasının teşvik edilmesine ve çiftin uyuşmazlıklarını kabul edip, sorunları bedensel ifade etmek yerine söze dökebilmelerine olanak sağlanması amaçlanır.
 Cinsellik hakkındaki mitler ve çarpık algılar , cinsel eğitimin akranlar arasında kulaktan dolma yapılması geleneğinin olduğu ülkemizde oldukça yaygın bir sorun olduğundan, temel cinsel bilgilerin vurgulanması ve çarpık algıların değiştirilmesi de terapiste kalmaktadır.
 Karşılıklı dokunma, cinsel perhiz uygulaması, masaj gibi araçlarla, çiftin psikolojik yakınlık kurması da başarılabilirse, çoğu zaman cinsel istek geri gelir.
 Keçi boynuzundan, fındığa, kurutulmuş gergedan penisinden mesir macununa kadar, cinsel istek azalmasını tedavi ettiği söylenen şeyler o kadar çoktur ki, sanırım tıbbın başka bir alanındaki doğal ürünlerin toplamından fazla olabilir. Buradan ekonomik rantın olduğune kadar büyük olduğunun yanı sıra, sorunun ne kadar yaygın olduğunu da çıkartabiliriz.
 Maalesef, bu halk arasında yaygın önerilen ürünlerin hiçbirisinin kanıtların olmadığını ve tıbbi geçerlilik taşımadığını söylemek zorundayım, çok fazla keçi boynuzu ve fındık tüketmek sadece göbek çevrenizi büyütüp kilo almanıza yarayacaktır.
 Testosteron yani erkeklik hormonunun hem kadınlarda hem erkeklerde cinsel isteği arttırdığının saptanması, bu hormonun düşük dozda bantlar halinde deriye yapıştırılarak veya vajina duvarına dışarıdan krem olarak sürülmesi yoluyla kadında cinsel isteği düzeltebileceği iddia edilmiş ve bazı çalışmalarda da gayet olumlu sonuçlar ortaya konulmuştur. Ancak her hormon terapisinde olduğu gibi, kanser riskiyle olan ilişkisi, kadında ses kalınlaşması, tüylenme ve sivilce artışı yapaması gibi yan etkiler ve kanıtların yeterince güçlü olmaması nedeniyle, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) 2004 yılında testosteron bantlarının, kadında cinsel isteği arttırıcı ilaç olarak kullanılmasını reddetmiştir.
 Antidepresanlarla ilgili yaygın önyargının aksine ( bu da ayrı bir yazı konusu olabilir) antidepresanlar fobik kaçınma ve korkuyu azaltarak dolaylı olarak cinsel isteği düzeltebilirler. Ayrıca depresyonu ve herhangi bir başka tanı almış psikiyatrik sorunu olmayan kadınlarda, bupropion adı verilen ve dopamin düzeylerini arttıran bir antidepresan kullanımı sonucunda libido da düzelme olduğu gözlenmişse de kanıtların yetersiz olduğunu ve bunların deneysel çalışmalar olduğunu yine hatırlatmam gerekir.

 Kadın cinselliğinin karmaşık psikolojik ve biyolojik içeriğini tamamen kavramanın uzağındayız. Ancak bu, sorunların çözümünde tamamen çaresiz olduğumuz anlamına tabii ki gelmiyor...tedavi için başvuran her kadında az veya çok olumlu bir ilerleme sağlanabiliyor. Yeter ki sorunları itiraf etme cesareti ve düzelme çabası olsun..

ÖZGÜR ÖZTÜRK/T24

 
 
 
Bu haber 438 defa okunmuştur.
Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...    
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

  Bu kategorideki diğer haberler


B tipi menenjit aşısına AB'den onay

Zeytinyağının faydaları saymakla bitmiyor

Hepatit A aşısı aşı takviminde
»  CHP'li Toprak'tan Kaçak Suriye eti ve salgın uyarısı!
»  Sonbahar yorgunluğuna karşı doğru beslenme
»  'Dumansız hava' dünyaya resmen örnek oldu
»  Tıpta çığır açacak saptama
»  Türkiye kendi zatürre aşısını üretecek
»  Diyabette hasta sayısı 10 milyonu geçti
»  Hamilelik gribinde otizm riski
»  Suriye krizi nedeniyle hastalıklı etler soframızda
»  Şekerli ve gazlı içecekler kireçlenme yapabilir
»  Cep telefonu bebeği hiperaktif yapıyor
»  Gece kalorileri risk nedeni
»  Cevizle yağları yak, limonla cildin parlasın
»  Nezle ve gribe dikkat!
»  Çin'den gelen ayakkakabılara kansorejen denetimi yapılmalı
»  Kadınlardan böbrek almada yeni yöntem
»  ''Ağır depresyondakiler güzel kokuları alamıyor''
»  Özelde diş tedavisi yürürlüğe girdi
»  Kanser tedavisinde köstebek fare yöntemi
»  Kanser ilaçlarını çaldılar!!
»  Erzurum'da 7 yılda 183 kişi yeniden hayata tutundu
»  Anne sütü çocuğun kişiliğini etkiliyor
 

 
 
Türkiye dolar bazında yüzde 6 küçüldü!
 
Zülfikar DOĞAN
 
 
Obama'nın asıl hedefi IŞİD mi, Esad mı?
 
Duransel DOĞAN
 
 
Çocuklardan vaz mı geçtiniz?..
 
Bekir COŞKUN
 
 
Gerilemekte Bile Geri
 
Mine G. KIRIKKANAT
 
 
IRAK’TA İKİNCİ İSRAİL’E DOĞRU
 
Talat SARAL
 
 
DÜNYA ÜZERİNDEKİ GİZEMLİ YAPILAR
 
Yaşar ÖZKAN
 
 
Aynı Yıldızın Altında Kenetlenmiş Duygu Yumağı…
 
İlke Atik TAŞKIRAN
 
 
Din devlete, devlet dine karışmamalı” söylemi üzerine
 
Bülent SOYLAN
       
  2,2463   2,8590  
       
  77,646   90,2146  
  Ankara
Çarşamba Perşembe Cuma
21 / 4 °C 18 / 8 °C 17 / 11 °C
Türkiye,ABD'nin SURİYE-IRAK ve İŞİD'e müdahale operasyonunda yer almalı mı?
Evet, yer almalı!
Hayır,yer almamalı!
Fikrim Yok!
Önce 49 rehinemiz kurtarılmalı ve operasyonda yer almalı!
 Sonuçları göster     Tüm anketler   
28/06/2014 25/06/2014
01-10-25-27-31-42 07-15-20-30-31-09
26/06/2014 23/06/2014
01-05-13-40-42-44 01, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 23, 26, 28, 29, 41, 42, 46, 54, 58, 60, 66, 68, 69, 71
Koç 21 Mart - 20 Nisan
Bugün oldukça aktif bir yapı sergiliyorsunuz. Henüz oluşturamadığınız olayların alt yapısı üzerinde çalışmalar yapıyorsunuz. ...
 
 
         
         
  Kor Haber'de yayınlanan içerik kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Kaynak belirtilerek yayınlanan içerik ilgili kaynağa aittir ve kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma aittir. Başka kaynaklardan alınan içerik ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Kor Haber sorumlu tutulamaz.   RSSiGoogle'a EkleFacebook'ta Korhaber