18 Kasım 2018 Pazar   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Gazete Manşetleri   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle   |   RSS    Üye Ol    Şifremi Unuttum
Üye Girişi
Sarıibrahimoğlu'ndan ekonomiye farklı bir bakış!
Sarıibrahimoğlu ndan ekonomiye farklı bir bakış!
 
3 Haziran 2011 Cuma - 11:38
Kategori Özel Haber
16249 Okunma 0 Yorum
Paylaş  Facebook Google TwitThis StumbleUpon del.icio.us Reddit NewsVine Ma.gnolia Technorati Digg Mixx
 E-posta ile gönder Yazdır
Yazı Boyutu
Uluslararası hukukçu Dr. Selim Sarıibrahimoğlu, 2009 krizi ve sonrasındaki gelişmelerin Türkiye ekonomisi ile küresel ekonomi üzerindeki olası yeni etkilerini değerlendirdi.

KORHABER-ÖZEL

Türkiye'nin önde gelen uluslararası hukukçularından Dr. Yavuz Selim Sarıibrahimoğlu 2009 Küresel Finansal Krizi'nin ardından ortaya çıkan gelişmeleri ve bu gelişmelerin bugün ile yakın gelecekteki olası etkilerini değerlendirdi.

20-21 Mayıs tarihlerinde Fatih Üniversitesi'nde düzenlenen ICEF 2011 (İstanbul Conference of Economics anda Finance) İstanbul Ekonomi ve Finans Konferansı'na "The Legal and Economical Analyze of the Global Crisis-Küresek Krizin Hukuki ve Ekonomik Analizi" başlıklı kapsamlı bir tebliğ sunan Dr. Sarıibrahimoğlu'nun tebliği büyük beğeni kazanarak kabul edildi.

Tebliğinde Küresel Krizin öncü sinyallerini ve çıkış nedenlerini irdeleyen Sarıibrahimoğlu, Türkiye'nin konumunu ve olası etkilenmelerini de somut örneklerle ortaya koydu. Türkiye AB ve Türkiye ABD ilişkilerinin siyasal etkilenmenin dışında ekonomik boyutuna da tebliğinde yer veren Selim Sarıibrahimoğlu Gümrük Birliği anlaşmasında dönemin siyasilerinin yapmış oldukları hata ve yanılgılara da tebliğinde yer verdi.

Sarıibrahimoğlu'nun Fatih Üniversitesi'ndeki Uluslararası Konferansa İngilizce olarak sunduğu bu tebliğini ve kapsamlı değerlendirmelerini aşağıda Türkçe çevirisi ve tam metniyle Korhaber okurlarıyla paylaşıyoruz.

KÜRESEL KRİZİN HUKUKİ VE EKONOMİK ANALİZİ
Dünya çağında anında iletişimin ve yüksek seviyede entegre ekonomilerin olduğu günümüz dünyasında, menşei Amerika Birleşik Devletleri olan mali kriz küresel olarak yayılmıştır. Ancak, ABD ve küresel ekonomisini ayakta tutmak için sağlam önlemlerden ziyade zaman içinde yayılmış şekilde alınan geçici mali önlemlerden dolayı bu ekonomik kaosun ön görüldüğü ve nihayetinde gerçekleşmesinin beklendiği söylenebilir.
Birleşik Devletlerdeki birden çok yıla yayılan mortgage sistemi ekonomik durgunluğa yol açmıştır. Parasal genişlemenin bir sonucu olarak, bankalar yüksek riskli ve yüksek geri dönüşlü projelere odaklanmak zorunda kalmıştır. Reel faiz oranlarının negatif değerlere kadar inmesi ile, döviz kurları gibi riskler tartışmaya açık mali araçlarla dengelendi. Dahası, daha fazla özen gösterilmesi gereken, son yıllarda üretim değerlerini Çine çevirmesi ve yüksek derecede spekülatif mali araçlara yatırım yapması ile ABD ekonomisinin yapısal ayrışmasıdır.
Ancak bu mali krizde, varlıkların, mülklerin ve paranın ortadan kaybolmadığına, ancak değerlerine ve mülkiyetlerine istinaden etkilendiği vurgulanmalıdır. Sıklıkla, dünya genelinde nakit veya varlık kayıplarının çok büyük olduğuna dair tahmin yürütülmektedir, ancak bunların mülkiyeti değişmiştir. Aslında, bu krizin başında varlık ve malların, ucuz varlıkları ve iflas eden firmaların menkul kıymetlerini satın alan bazı alıcılar yoluyla mülkiyet değişimini gözlemledik, yani
“Dünyadaki öncü sigorta şirketlerinden olan AIG şirketi krize karşı korumak için varlıklarının çoğunluğunu satacağını açıkladı... Bazı Avrupa sigorta şirketlerinin AIG tarafından satılan varlıklara ilgi göstermesi beklenmektedir.”[2]
Ayrıca, bir serbest Pazar ekonomisinde, üretim süreçlerinin ve reel sektörün de daralabileceğini kabul etmeliyiz. Bu tür bir çöküş sürecinde, know-how, bilgiler ve teknoloji doğal olarak ortadan kalkmadığından, yeni yatırım süreçleri başlayabilir. Bu süreçleri başlatan ve tasarlayanlar, ucuza kaçarak ve prensip sahibi olmaksızın iflas eden şirketlerin varlıklarını alanlar, bu mali krizden dolayı ortaya çıkan değişen kimliğin kazananları olacaktır. İdeolojik olarak, bu yeni mali dünyada en önemli oyuncular olan planlanan kaynak tahsisi ve “güven sarsılması” sırasında yapılan mali seçim artan yeni bir eğilim olacaktır.
Dahası, AB’deki problem sadece ABD ekonomisindeki krizle sınırlı kalmamıştır. AB ve Çin arasındaki ticaret açığı Çin’in lehine saatte 15 milyon Avro açılmaktadır.
Ancak, “Çin ve AB arasındaki tek yönlü mali trafiğin bir sonucu olarak, 1998 yılında Çin tarafından yapılan ithalat 44.4 milyar Avro ve Çin’e yapılan ihracat 17.5 milyar Avro’yken, bu fark kademeli olarak artmış ve 2004 yılında 136.5 milyar Avro ithalat ve 49.4 milyar Avro ihracat rakamları ortaya çıkmıştır, ve 2008 Mayısında yıllık ithalat toplam 255.4 milyar Avro ve ihracat 79.1 milyar Avro olmuştur.”[3]
Sonuç olarak, bu kriz küresel ekonomiyi etkilemiş, ancak yaklaşan mali çöküşün sinyallerini önceden vermiştir. Örnek vermek gerekirse, bence, 2000lerin başında Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en büyük şirketlerden biri olan Enron’un çöküşünü neticesinde, dünyadaki öncü mali denetim şirketlerinden olan Arthur Andersen Enron’daki kuşkulu faaliyetleri duyurmamakla suçlandı. Doğrusunu söylemek gerekirse, Arthur Andersen’deki yetkililere göre Enron’un durumu 1995'deki ile aynıydı, ancak o zaman bu husus ne gündeme alındı, ne de mali dünyanın dikkatine sunuldu. Bu açıdan, mali krizin aslında 1995’te bir bakıma fark edilebilir olduğu ve bu sentetik mali dünya için bir gelecek olmadığı dikkate alınabilirdi. Böylece, bu senaryo, bazı mali grupların günümüzde kazanan olmak üzere yaratıcı şekilde hareket etmesini sağladı.
Bu doğrultuda, benzer bir tecrübe olarak; (Günlük) Hürriyet[4] özel haberleri Interbank soruşturması hakkında olayın iç yüzünü yayınladı. Londra’da yapılan duruşmalar, Intarbank vakasında 287 milyon ABD doları değerinde Birleşik Devletler hazine bonosu, borçların devredilmesi ve teminatların uygunsuz kullanılmasını içeren bir tertibi gün yüzüne çıkardı. Dahası, bu davadaki borç sözleşmesi Birleşik Devletler tedarikçisi olduğunu “LB”yi ve Interbank’ın garantör olduğunu gösterdi.
Londra’da yapılan duruşmada tanık olarak dinlenen LB’deki yetkili: “Sadece üç hafta önce kurulmuş olan deniz aşırı bir şirkete bu kadar büyük miktarda borç vermek mümkün müdür?” sorusuna: “Böyle bir prosedür (!) amacıyla kurulmuş bir şirket için normaldir," yanıtını vermiştir.
AB’nin “şeffaflığa ilişkin” açık toplum kuralları yeterli derecede işleyişe konmuş olsaydı, bu çerçeve kapsamında küresel önlemler alınabilinirdi ve dahası “LB” de istikrarlı ekonomi adına iflas etmemiş olabilirdi.
Sistemi kuran / bozan sistemi yönetir[5] görüşüne istinaden, küresel mali sistemi kuran ve domine eden tarafların dağılma ve krizleri de kurduğu ve yönettiğini belirten görüşü doğru bir saptama olarak değerlendirmek gerekir.
Ancak, yakın zamanda gerçekleşen küresel krizi Türkiye için değerlendirmek için, yerel bağlamda yaşanan 2001 krizini incelememiz gerekir; buna göre ve en önemlisi,IMF’nin sabit döviz kuru dayatması ve Avrupa Birliğinin kavramı değiştirerek “ver ama kazanma” politikası ile zarara uğranmasına yol açmasına izin vererek Türkiye tarafından ana hatalar gerçekleştirilmiştir.
Yapılan en önemli hatalardan biri, 1976 yılında, 1973 yılındaki Avrupa Birliği Ek Protokolü uyarınca, 22 yıl boyunca Gümrük Birliği Kararlarının uygulanmasıdır, ancak bir kaç yıl sonra, Avrupa Birliğinin tek-taraflı kararının bir sonucu olarak kota tekrar uygulanmıştır. Buna uygun olarak, Türkiye bu hataya ciddi bir tepki göstermektense Dışişleri Bakanının uyarıları karşın[6], 1976’dan kalma kendini kısıtlayıcı bir kota uygulamıştır. Ancak, Avrupa Birliğinden aynı talep ile karşılaşan Yunanistan konuya Türkiye ile aynı şekilde yaklaşmamış ve koşul koyan NO konuyu Avrupa Adalet Divanına taşımıştır.Sonuç olarak 1974’deki “Haegeman Kararı”na göre Avrupa Birliği kotalarını iptal etmiştir.
Aynı şekilde, Yunanistan, 2/80 numaralı Ortaklık Konseyi Kararı ile Türkiye’ye verilen mali yardımlara karşı bir dava açmıştır.[7] Bu sözde dava kapsamındaki görüşler Avrupa Adalet Divanında kabul edilemez addedilmiştir.Bu karara karşın, 1980 yılında Yunanistan, AB’nin Türkiye’ye mali destek vermesinin veto edilmesini sağlamıştır.
Türkiye göz önünde bulundurulduğunda, tüm yasal haklarımızdan yararlanmamız veya serbest ticaret anlaşmalarına geçiş yapmamız için, ödemeler dengesindeki sürekli artmaya devam eden farklılığın en önemli ve en ciddi sebeplerinden biri olarak Gümrük Birliği kararlarının kazanılmış haklarımızı talep ederek ayrıntılı olarak tartışılması gerekmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ideolojisine ve bunun savunma programına dönüş mümkün olan en doğru yol olabilir.2009 ve sonrasındaki kriz süresince Türkiye Cumhuriyeti’nin temel prensiplerinin ve bununla birlikte “güncellenmiş ekonomi ve program ile alakalı başarıların" yeniden teşkil edilmesi mümkün olan en kısa sürede hem politik hem de ekonomik olarak göz önünde bulundurulmalıdır.Bu program dahilinde, endüstriyelleşmenin kökeninde var olan gelirin eşit dağılımı ve istihdam odaklı planlar en büyük öneme ve değere sahiptir.Çözüm güdümlü doğası itibari ile bu ideolojide; eğer Türkiye’nin en önde gelen politik varlığı olarak ve bunun yanı sıra stratejik gücü olarak, TSK, doğru şekilde değerlendirilir ve toplumun birikimlerinin koruyuculuğu rolünde gözetilirse, değerlendirmeye TSK'nın Türkiye'nin ekonomik kapitali olduğu da katılmalıdır.Bu çerçevede, MGK'nın politik belgesi ışığında da, "Ekonomik güven" temel bir amaç olarak belirtilmiştir. Değinilen kavram dahilinde, bilgi teknolojileri ortadan kalkmadığından, kaynak tahsisini planlayarak bir kez daha yeni yatırım süreçlerini başlatmak mümkün olabilir.

TEBLİĞİN İNGİLİZCE ORİJİNAL METNİ İÇİN TIKLAYINIZ

Bu haber 16249 defa okunmuştur.
Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...    
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

  Bu kategorideki diğer haberler


Prof. Basa:'Türkiye Nereye Gidiyor?'

Dünya Medeniyetler Kraliçesi “Türkiye” adayı Tuğçe

Dünya Medeniyetler Kraliçesi Ankara’da seçiliyor.
»  Seçim 2011 Oy Kullanma Rehberi
»  Küresel ekonomi için kritik IMF tespiti
»  “Ananı da al git!” diyen Başbakandan EDEP dersi!
»  Çılgın Proje’ye TEPKİLER yağıyor!
»  Celal Atik’i ölümünün 32. yılında anıyoruz
»  Sağlıklı Hayatın Kaynağı: Radyasyonsuz KEFİR
»  KEV’nın mutlu ve başarılı gençleri buluştu!
»  KARDEMİR’de Sarı Sıcak Emek
»  MEY, Rakı diye İspirto mu satıyor?
»  Fotoğrafların dili olsaydı…
»  Libya Petrolü – BOP'ta 2. Perde!
»  CMK 102’ye bir de böyle bakın!
»  İntes Başkanı Koçoğlu HAVA TAŞIMACILIĞINA öncelik istedi
»  Kuzey Irak Pınar Köksal`ın nağmeleriyle inledi
»  DP`den, MHP ve CHP`ye SANDIK NÖBETİ çağrısı!
»  Bir röportajın ETİK ve NAKİT değeri!
»  Aman, aman! O`nun adı Halil Posbıyık, ona göre!
»  Uzay`ın gizemlerinden küllenen o ışık
»  Başkentin göbeğinde, bombalı paket dehşeti!
»  Haymana`lı öğrenciler HAYALLERİYLE 800 okulu geride bıraktı!
»  `Dünyadan ET yağacak! Haram mı, Helal mi?
 

 
 
Erdoğan ‘erken seçime hayır’ derse, Bahçeli ittifakı bozar mı?
 
Zülfikar DOĞAN
 
 
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Bülent Ecevit'e minnettar
 
Duransel DOĞAN
 
 
Eşsiz Önder ATATÜRK!..
 
Talat SARAL
 
 
Epifiz Bezini En Çok Aktive Eden Madde Olan Manna
 
Yaşar ÖZKAN
       
  5,4619   6,1927  
       
  92,839   212,4597  
  Ankara
Pazar Pazartesi Salı
5 / 15 °C 2 / 16 °C 1 / 15 °C
CHP’de değişim ve kurultay tartışmalarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Gerek yok, Kemal Kılıçdaroğlu devam etmeli. Parti tüm enerjisini Yerel Seçimler için kullanmalı
Muharrem İnce CHP’nin başına geçmeli
Yerel Seçim öncesi Kılıçdaroğlu ve İnce uzlaşarak güçlerini birleştirmeli
Kurultay ve Değişim zorunlu, Kemal Kılıçdaroğlu aday olmamalı
Hiç ilgilenmiyorum
 Sonuçları göster     Tüm anketler   
20/10/2018 17/10/2018
08-25-29-31-41-47 06-18-19-26-27-05
18/10/2018 22/10/2018
04-16-25-28-36-39 01, 09, 14, 15, 20, 22, 25, 27, 30, 31, 34, 38, 40, 43, 46, 52, 54, 58, 66, 67, 73, 74
Koç 21 Mart - 20 Nisan
Bugün oldukça aktif bir yapı sergiliyorsunuz. Henüz oluşturamadığınız olayların alt yapısı üzerinde çalışmalar yapıyorsunuz. ...
 
 
         
         
  Kor Haber'de yayınlanan içerik kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Kaynak belirtilerek yayınlanan içerik ilgili kaynağa aittir ve kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma aittir. Başka kaynaklardan alınan içerik ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Kor Haber sorumlu tutulamaz.   RSSiGoogle'a EkleFacebook'ta Korhaber