22 Ekim 2014 Çarşamba   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Gazete Manşetleri   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle   |   RSS    Üye Ol    Şifremi Unuttum
Üye Girişi
Suriye'deki kalp yeme vahşetinin analizi
Suriye deki kalp yeme vahşetinin analizi
 
17 Mayıs 2013 Cuma - 04:44
Kategori Dünya
766 Okunma 0 Yorum
Paylaş  Facebook Google TwitThis StumbleUpon del.icio.us Reddit NewsVine Ma.gnolia Technorati Digg Mixx
 E-posta ile gönder Yazdır
Yazı Boyutu
Suriye'de bir isyancının, düşmanının kalbini yediğini gösteren görüntüler pek çok kişiyi şoke etti ve büyük rahatsızlık yarattı.
Peki ama bu olay, Suriye'de yaşanan diğer vahşet olaylarından daha mı kötü?
Bu olay, duymaya daha alışkın olduğumuz toplu mezarlardan, işkencelerden, sivillerin öldürülmesinden, sakat bırakılmasından, köylerin yakılıp boşaltılmasından daha mı vahşice?
Ancak bu son barbarca olay farklı bir tepki yarattı. 'Yamyamlık', savaş senaryolarında neyin kabul edilebilir neyin kabul edilemez olduğunu belirleyen ortak ahlakî değerlerle ve etik inanışlarla çelişen bir kavram.
Peki, bu olay ışığında şiddetin yeni bir boyuta ulaştığı söylenebilir mi? Bu davranış biçimlerinin ardında ne tür gerekçeler var?
Vahşetin analizi
Konstanz Üniversitesi Psikoloji Bölümü'ndeki araştırma laboratuvarımızdaki çalışmalar, şiddetin ve zorbalığın ardında yatan süreci, bu düşünce biçiminin işleyişini anlamaya odaklanmış durumda.
Uganda, Ruanda, Kolombiya ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden 2500'den fazla savaşçıyla yaptığımız mülakatlarda, Batılı ülkelerin görüş mesafesi dışındaki bu bölgelerde yaşanan vahşetin kanıtlarını bulduk. Duyduklarımız, Suriye'de yaşanan bu son olaydaki kadar zalimce, bu olaydaki kadar insanlıktan uzak vahşet hikâyeleriydi.
Ahlakî sınırlar yıkıldığında ve vahşet savaş bağlamında kabul edilebilir duruma geldiğinde, öldürmenin önündeki doğal sınırlar da yok oluyor. Kurbanının acı çektiğini görmek, bu vahşeti uygulayan kişi için yeterli bir ödül olabiliyor. Kendi grubu içinde onurlandırılması, belli bir statü kazanması ve diğer maddî kazanımlar da cabası.
Böylesi vahşi davranışlar iki temel gerekçeye dayandırılabilir.
İlk olarak, öfke, nefret gibi olumsuz duyguların yarattığı ve karşılaşılan bir tehdide yanıt olarak uygulanan şiddet, ikinci olaraksa heyecan ve kişisel haz gibi 'olumlu' duyguları tadabilmek için uygulanan şiddet.
Olumsuz duyguların sonucunda ortaya çıkan vahşeti anlamak sıradan insanlar için daha kolay. Suriye'deki olayla ilgili hikâyenin tamamı bilinmiyor. Aynı şekilde, bu isyancının davranışının altında yatan gerekçeleri de bilmiyoruz. Bu, davranışı haklı göstermek için bir bahane değil elbette. Ancak, bu görüntüler öncesinde neler yaşanmış olabileceğini düşünürseniz, bu davranışın 'anlaşılabilir' olduğunu söylüyorum.
Tamamen öfke ve öç duygusuyla hareket eden insanlar, insanlık dışı davranışlar sergileyebilirler.
Saddam Hüseyin ve Usame bin Ladin'in öldürülmeleri, özel durumlarda, sivillerin bile, 'insanların insanları öldürmemesi gerektiğini' öneren ahlakî değerleri, inanışları bir kenara bırakabildiklerini hatırlatan örnekler. Bir insanın asılmasının görüntüleri ya da yatak odasındaki bir adamın kanlar içindeki fotoğrafı bir sürek avının ardından elde edilen ödül olarak kabul edilebiliyor.
Bunu akılda tutarak, savaşlarda yaşanan zulüm ve vahşete çok da şaşırmamalıyız. Duyguların ve bunun sonucundaki şiddet olaylarının, Suriye'deki gibi sonu gelmez bir çatışma ortamından daha yoğun şekilde nerede yaşanması beklenebilir ki?
Kan dökmek
Şiddet içeren davranışların ikinci türü 'zevk için' uygulanan vahşet. Bu pek çoğumuz için daha yabancı bir kavram.
Araştırmalarımızda konuştuğumuz eski savaşçıların yaklaşık üçte biri, uyguladıkları şiddetin ve kurbanlarının acı çekmesini görmenin kimi zaman 'muhteşem' ve hatta 'heyecan verici' bir duygu olabileceğini söyledi. Bu hazza ulaşabilmek için kurban öldürülürken 'kan dökmek' bu duygunun başlıca unsuru.
Eziyet etmek için uygulanan sistemli işkence, sivilleri sakatlama, kulaklarını, dudaklarını, cinsel organlarını kesme, cesetleri parçalama, savaşın ve artan şiddetin, tahmin edilenden çok daha sık görülen, doğal sonuçları olarak ortaya çıkıyor. Bu tek bir kültüre ya da topluma özgü de değil ve çok farklı kültürler arasında görülebiliyor.
İşte bu nedenlerle Suriye'de yaşananlar ve bunun ortaya çıkması kimseyi şaşırtmamalı. Asıl şaşırmamız gereken, Suriye'de hemen her gün görülen insan hakları ihlallerinin gerçek boyutunun gizli kalması olmalı.
Şiddet geleneksel kültürün parçası
Zalimce davranışlara gerekçe olarak gösterilen 'öfkeye duyulan açlık' ve şiddetten zevk almanın yanısıra, özellikle yamyamlık, sosyal ve törensel bir öneme sahip. Batıl inançlar çerçevesinde yamyamlığı geleneksel kültürlerinin bir parçası olarak kabullenmiş olan ve uygulayan isyancı, direnişçi gruplar var.
Yaptığımız çalışmalardan birinde, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki direnişçilerin yaklaşık yüzde 10'u insan eti yediklerini ve her dört kişiden biri de kendi grupları içinde yamyamlığa tanık olduklarını söylediler.
Kongo'nun doğusundaki Mai-Mai savaşçıları, düşmanlarının gücünü ele geçirebilmek için, öldürdükleri savaşçının kanını içerler, kalbini ya da cinsel organını yerler.
Ancak Suriye'de yamyamlığın bu tür bir geçmişi olduğunu gösteren herhangi bir kanıt yok. Bu yöndeki iddialar sadece abartılmış spekülasyonlardan ibaret. Ancak çatışmalar sürdükçe, Suriye'de bu görüntülerin benzerlerini daha sık ve artan şekilde göreceğimizi düşünmek de mümkün.
Sivillere uygulanan şiddet ve düşmana karşı her türlü zulmü uygulamak, karşı saldırı riski taşısa da, düşmanı sindirmek ve moral bozmak için kullanılan bir strateji.
Basının bu olaya gösterdiği ilgi ve ortaya çıkan yoğun tepki, isyancıları, şiddeti sürdürerek, bu savaşta istedikleri sona ulaşmak için pazarlık güçlerini arttırmaya çalışmaya teşvik edebilir.
İlginç şekilde, artan vahşet, savaşı sona erdirmek için bir aracı olabilir. Ya da tam aksi şekilde şiddet ve vahşet çatışmaları körükleyebilir.
İnsanoğlunun şiddet ve zulüm içeren davranışlarının arkasındaki gerekçeler çok karmaşık.
Suriye'de yaşanan bu olayın tam olarak değerlendirilebilmesi yeterli ve doğru bilgiye sahip olmayı gerektiriyor. Ancak özellikle Suriye ve orada yaşananlar konusunda doğru ve yeterli bilgi elde etmek belki de en büyük sorun.
Roland Weierstall/Konstanz Üniversitesi, Almanya
Bu haber 766 defa okunmuştur.
Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...    
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 2  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

  Bu kategorideki diğer haberler


ve hikayenin sonu: Esad kazandı

Mahasen Kasırgası Bangladeş'i vurdu

Rus ve Amerikalı hükümlülerin Skype'la satranç maçı
»  Suudi din polisinden Twitter uyarısı
»  Irak'ta şiddet tırmanışta: 34 ölü
»  Kabil’de patlama: 8 ölü
»  DSK'nın seks skandalı film oldu
»  Muhaliflerin yeni kazanç kapısı: Petrol
»  Barzani'den 'Öcalan'a özgürlük' imzası
»  Alkol yasası Arap basınında
»  'Nazi gelin' gülme yasağı istedi
»  Dünyanın en iyi banknotu Kazakistan’dan
»  Suriye yine internetsiz kaldı
»  ‘Alevileri testere ile kestim’
»  Halep cezaevi çevresinde çatışma
»  İngiltere'de polis öldürene ömür boyu hapis
»  Bağdat'ta alkol dükkanlarına saldırı: 12 ölü!
»  Suriye’de aktivistler yeni bir muhalefet örgütü kurdu
»  Irak'ta içki yerlere saldırı!
»  François Hollande sözünü tutamadı
»  İngiltere ve ABD: Muhalifleri güçlendireceğiz
»  Moskova’da CIA ajanı böyle yakalandı
»  Suriye: Reyhanlı soruşturmasına katılmaya hazırız
»  Fahişelere polis tacizi ve tecavüzü!
 

 
 
Türkiye dolar bazında yüzde 6 küçüldü!
 
Zülfikar DOĞAN
 
 
Obama'nın asıl hedefi IŞİD mi, Esad mı?
 
Duransel DOĞAN
 
 
Çocuklardan vaz mı geçtiniz?..
 
Bekir COŞKUN
 
 
Gerilemekte Bile Geri
 
Mine G. KIRIKKANAT
 
 
IRAK’TA İKİNCİ İSRAİL’E DOĞRU
 
Talat SARAL
 
 
DÜNYA ÜZERİNDEKİ GİZEMLİ YAPILAR
 
Yaşar ÖZKAN
 
 
Aynı Yıldızın Altında Kenetlenmiş Duygu Yumağı…
 
İlke Atik TAŞKIRAN
 
 
Din devlete, devlet dine karışmamalı” söylemi üzerine
 
Bülent SOYLAN
       
  2,2428   2,8536  
       
  77,646   90,2830  
  Ankara
Çarşamba Perşembe Cuma
21 / 4 °C 18 / 8 °C 17 / 11 °C
Türkiye,ABD'nin SURİYE-IRAK ve İŞİD'e müdahale operasyonunda yer almalı mı?
Evet, yer almalı!
Hayır,yer almamalı!
Fikrim Yok!
Önce 49 rehinemiz kurtarılmalı ve operasyonda yer almalı!
 Sonuçları göster     Tüm anketler   
28/06/2014 25/06/2014
01-10-25-27-31-42 07-15-20-30-31-09
26/06/2014 23/06/2014
01-05-13-40-42-44 01, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 23, 26, 28, 29, 41, 42, 46, 54, 58, 60, 66, 68, 69, 71
Koç 21 Mart - 20 Nisan
Bugün oldukça aktif bir yapı sergiliyorsunuz. Henüz oluşturamadığınız olayların alt yapısı üzerinde çalışmalar yapıyorsunuz. ...
 
 
         
         
  Kor Haber'de yayınlanan içerik kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Kaynak belirtilerek yayınlanan içerik ilgili kaynağa aittir ve kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma aittir. Başka kaynaklardan alınan içerik ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Kor Haber sorumlu tutulamaz.   RSSiGoogle'a EkleFacebook'ta Korhaber