18 Kasım 2018 Pazar   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Gazete Manşetleri   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle   |   RSS    Üye Ol    Şifremi Unuttum
Üye Girişi
Tekrar ısıtılırken, “Ermeni Sorununu Anlamak”
Tekrar ısıtılırken, “Ermeni Sorununu Anlamak”
 
23 Mart 2012 Cuma - 15:16
Kategori Özel Haber
11759 Okunma 0 Yorum
Paylaş  Facebook Google TwitThis StumbleUpon del.icio.us Reddit NewsVine Ma.gnolia Technorati Digg Mixx
 E-posta ile gönder Yazdır
Yazı Boyutu
Fransa’da Anayasa Konseyi’nin iptal ettiği Ermeni Soykırımını İnkâra Yaptırım Yasası’nın tartışmaları bitmeden ABD’de konu tekrar canlandırılıyor.
KORHABER/ÖZEL
Türkiye açısından söz konusu tartışmalar “ucu açık” bir uluslararası kriz ve diplomatik alanda da “ayakta pranga” olmaya devam edecek gibi görünüyor.
Dikkatinizi çekmek isteriz ki; gerek Fransa’da, gerekse ABD’de konunun “periyodik” aralıklarla gündeme getirilmesi ve “siyasi nema” malzemesi yapılmaya çalışılması hep seçim(!) dönemlerine rastlıyor.
Fransa’da Sarkozy yeniden seçilme çabasında… Ermeni Soykırımı iddialarını partisinin seçim malzemelerinden birisine dönüştürerek 500 bin oy peşinde koşuyor…
ABD’de de Obama’nın yeniden seçilme mücadelesi vereceği Başkanlık seçimleri öncesinde “Kongre ve Senato’da daha önce askıya” alınan konu tekrar ısıtılıyor.
Görünen o ki, seçim kampanyasının yine önemli malzemelerinden birisi Ermeni Soykırımı’nın tanınması tartışmaları olacak.
ERMENİ SORUNUNU ANLAMAK

İşte bu noktada sorunu tüm boyutlarıyla kavrayarak gerek içeride gerekse uluslararası alanda büyük ses getiren bir kitap öne çıkıyor.
Geçtiğimiz günlerde ikinci baskısı yapılan ve tarihçiler, diplomatlar, gazeteciler, uluslararası hukukçular arasında da büyük ilgi gören “ERMENİ SORUNUNU ANLAMAK” kitabı konuyla ilgili hemen tüm sorulara çarpıcı, net, yansız ve belgeli kanıtlarıyla yanıt veriyor.
Yılların deneyimli gazeteci-yazarı, politikacısı ve uluslararası hukuk alanında da uzman akademisyen Uluç Gürkan’ın kaleme aldığı kitap yoğun ilgi üzerine kısa sürede yeni baskısını yaptı.
ERMENİ SORUNU’NA BU ŞEKİLDE HİÇ YAKLAŞILMAMIŞTI…

 

 

Dünyayı, dünyanın kriz bölgelerini, küresel gerilim ve olası sıcak çatışma konularını derleyen Uluslararası Stratejik Araştırma ve Düşünce Kuruluşları, bu alanda 20-25 kriz sorunu belirlemiş durumda.
Uluç Gürkan’ın kitabının önsözünde aktardığı çalışma gerekçesine göre, kitabı yazmasına temel etken olan çıkış noktası da işte bu süreç.
ULUÇ GÜRKAN BU KONUDA ŞU DEĞERLENDİRMEYİ YAPIYOR:

“Uluslararası İlişkiler alanında çalışan düşünce kuruluşları, araştırma merkezleri ve üniversiteler, bu arada NATO, belirli aralıklarla dünyamızın kriz potansiyeli taşıyan sorunlarının listelerini yaparlar. Listelerde yer alan sorunların sayısı, listeyi yapan kuruluşlara ve listelerin hazırlandığı yıllara göre değişse de, genelde 20-25 kadardır.

1990’lı yılların ortalarından bu yana kriz listelerini izlemeye çalışıyorum. Dünyadaki hiçbir ülke, listelenen sorunlara Türkiye kadar yakın olamaz. Saptanan sorunların kabaca üçte ikisi, doğrudan ya da dolaylı olarak, Türkiye’yi ilgilendiriyor.
Kısaca anımsayalım:
Kıbrıs, Ege, Boğazlar, Sınıraşan sular… PKK terörü, Sınır Ötesi Operasyonlar Ve Kürt Sorunu… Ermeni Sorunu Ve “Soykırım” İddiaları… İsrail-Filistin Çatışması, Irak’ın Parçalanması ve Arap Baharı Kapsamında Ortadoğu’daki Diğer Sorunlar…
Afganistan, Kafkaslar’da ve Balkanlar’da biri bitmeden diğeri başlayan sorunlar… Bu sorunların tümü, Türkiye’nin de gündeminde ilk sıralarda…”
TÜRKİYE YA “TARAF” YA DA “BAŞ AKTÖR”
Dolayısıyla da yıllardır dünya ve Türkiye gündemini belirleyen sorunların büyük bölümü doğrudan Türkiye’nin tarafı  ya da baş aktörü olduğu konular.
Zaman zaman bu konulardan birisi veya birkaçı uluslararası alandaki ekonomik-siyasi-diplomatik-bölgesel-askeri konjonktüre bağlı olarak ısınıyor, ön plana çıkıyor.
Tıpkı Cumhurbaşkanlığı ve Başkanlık seçimleri nedeniyle, Ermeni Soykırımı iddialarının ağırlıkla “iç politika” temelinde, giderek de uluslararası arenaya taşınarak, ABD ve Fransa’da gündeme gelmesi gibi. 
Uluç Gürkan’ın “ERMENİ SORUNUNU ANLAMAK” kitabı yeni baskısıyla konunun yeniden “sıcak tartışma” gündemine taşındığı bugünkü süreçte anlamlı bir yeri dolduruyor, tarihsel sürecin gereklerini ve gerçeklerini ortaya koyuyor.
Gürkan, konunun insani trajedi boyutunun dışında tartışılması ve somutlaştırılması gereğini dile getirirken şunları söylüyor:
“Unutulmamalıdır ki, Yahudi Soykırımı gerçekliğinde Alman Yahudilerinin Almanya’ya karşı ne silahlı bir direnişi söz konudur, ne de bu Yahudilerin Almanya’nın savaş halinde olduğu ülkelerle silahlı bir işbirliği… Dolayısıyla, II. Dünya Savaşı öncesi ve sırasında Yahudilere uygulanan soykırım ile I. Dünya Savaşı günlerinde Ermenilerin maruz kaldıkları iddia edilen olaylar arasında, “soykırım” bağlamında, herhangi bir paralellik kurulamaz.

Ünlü tarihçi Bernard Lewis, “Ermeni Soykırımı” iddialarını bu nedenle yadsırken, I. Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı topraklarında yaşananları bir “savaş trajedisi” olarak tanımlamıştır. I. Dünya Savaşı yıllarında yaşanan tehcir, Osmanlı Ermenileri için acılı bir süreç olmuştur.

Esas olarak, Rusların Doğu Anadolu'yu işgali sırasında Ermenilerin gönüllü birlikleriyle cephede, çeteleriyle cephe gerisinde Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanmaları üzerine “askeri bir tedbir” olarak planlanan tehcirin uygulanması sürecinde büyük mağduriyetler yaşanmıştır.
Bu süreçte yaşananlar, sadece “zarar gören Ermenilerin acısı” sayılamaz. “Hepimizin ortak acısı” olabilmelidir… Acılar paylaşılabilmeli, gerektiğinde yası da birlikte tutulabilmelidir… Bu konuda hiçbir tereddüt olmamalıdır.
Ancak, acıların paylaşılabilmesi günümüz Türkiye’sinde iki önemli engelle karşılaşmaktadır. Bu engeller, tehcirin “soykırım” olarak tanımlanarak hatırlanmasını savunanların yaklaşımlarından kaynaklanmaktadır.”
HERKES KENDİ AÇISINDAN BAKINCA
Sorunun bugüne kadar devam eden tartışmalarında tarafların farklı bakış açıları ve ısrarları nedeniyle konunun değerlendirilmesinde iki temel engelle karşılaşıldığını vurgulayan Uluç Gürkan, bu nedenle de tarafların kendi argümanlar açısından bazı temel unsurları “göz ardı” etmeyi benimsediklerini ifade ediyor.
Uluç Gürkan’a göre tartışmaların somut ve düzgün bir zeminde yürüyememesinin önündeki iki engel ise şöyle karşımıza çıkıyor:
Birinci engel, Türk ve Müslüman olmayanlara karşı sergilenen duyarlılığın, Türk’ü ve Kürt’üyle Müslümanlar için gösterilmemesidir. Oysa, Osmanlı Devleti, o yıllarda birçok cephede savaşmaktadır ve savaşın “insani trajedilerinin” ırk ve din ayrımı yapılmaksızın bir bütün olarak algılanması gerekmektedir… Müslüman halkın hâkim unsur olması, savaşın getirdiği yıkımdan etkilenmedikleri anlamına gelmez. Bu nedenle, ortak acı algısı ancak Müslüman ve gayrimüslim tüm Osmanlı halkının yaşadıklarının birlikte paylaşılmasıyla gerçekleşebilir.
İkinci engel ise, yaşanan acılara yapılan vurgunun Ermeni Sorunu’nun tarihi ve hukuki gerçeklerinin önüne geçmesidir. Ermeni Tehciri’nin mağdurlarının yaşadığı acıların paylaşılması insani bir gereklilik olmakla beraber, bu durum, olayın tarihi ve hukuki boyutlarının gözardı edilmesini gerektirmez. Zira “soykırım”, hukuki bir kavramdır. Tarihsel bir olayın ya da sürecin “soykırım” olarak adlandırılması kişisel kararlarla değil, ancak hukuki kararlarla olabilir. Başka bir deyişle, yaşanan acıların kabulü, tarihsel gerçeklerin tanımını değiştiremez.”
Uluç Gürkan bu çerçevede “ERMENİ SORUNUNU ANLAMAK” kitabını yazmaya yöneldiğini söylerken, kitabın yazılış amacı ve çerçevesini de şöyle çiziyor:

“Elinizdeki kitap, Ermeni Sorunu konusunda belgelere dayalı tarihi ve hukuki bir analiz ortaya koyarak ortak acıların paylaşılmasının önündeki engelleri kaldırmayı amaçlıyor. Böylece, ‘önyargıları’ aşmayı ve Ermeni Sorunu’nu hukuk temelli yeni bir tartışma düzlemine taşımayı umuyor…

Önyargılar çifte standartlı yaklaşımları ve ayrımcılığı besler. Önyargıların aşılması ise öncelikle, günümüzde bir tür ‘vicdan fetişizmi’ne dönüştürülen ‘subjektif hafıza kayıtları’nın yerini tarihi ve hukuki gerçeklerin almasıyla sağlanabilir. Tarihi ve hukuki gerçekler, yaşamın ‘ak ve kara’dan ibaret olmadığını, arada gri tonların da bulunduğunu ortaya koyacaktır.
1915 Ermeni Tehciri için bu gri ton; tehcirin meşru sebeplerinin yaşatılan acıları ‘haklı’ kılmadığı, yaşanan acıların da tehcirin meşru sebeplerini ortadan kaldırmadığı olacaktır.”
Bu haber 11759 defa okunmuştur.
Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...    
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

  Bu kategorideki diğer haberler


“Tanrıya Giden Yolda Karşılaştıklarım”

Atatürk'ü anmak yalnızca 10 Kasım demek değil!

“EN ByTİJEN” açıldı, Aralık’ta Girne’de!
»  En ucuz uçak bileti bir “TIK” ötede!
»  En büyük dans festivali başlıyor!
»  Yeni CHP’de yeni dönem, yeni tüzük, yeni yapı!
»  The tremendous success of Turkish Lawyer at the visa war with EU
»  Der große Erfolg des Türkischen Rechtsanwalts im Kampf bezüglich des VISIUMS mit der EG!
»  Türk Avukatın AB ile VİZE savaşında dev başarısı!
»  Sarıibrahimoğlu'ndan ekonomiye farklı bir bakış!
»  Prof. Basa:'Türkiye Nereye Gidiyor?'
»  Dünya Medeniyetler Kraliçesi “Türkiye” adayı Tuğçe
»  Dünya Medeniyetler Kraliçesi Ankara’da seçiliyor.
»  Seçim 2011 Oy Kullanma Rehberi
»  Küresel ekonomi için kritik IMF tespiti
»  “Ananı da al git!” diyen Başbakandan EDEP dersi!
»  Çılgın Proje’ye TEPKİLER yağıyor!
»  Celal Atik’i ölümünün 32. yılında anıyoruz
»  Sağlıklı Hayatın Kaynağı: Radyasyonsuz KEFİR
»  KEV’nın mutlu ve başarılı gençleri buluştu!
»  KARDEMİR’de Sarı Sıcak Emek
»  MEY, Rakı diye İspirto mu satıyor?
»  Fotoğrafların dili olsaydı…
»  Libya Petrolü – BOP'ta 2. Perde!
 

 
 
Erdoğan ‘erken seçime hayır’ derse, Bahçeli ittifakı bozar mı?
 
Zülfikar DOĞAN
 
 
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Bülent Ecevit'e minnettar
 
Duransel DOĞAN
 
 
Eşsiz Önder ATATÜRK!..
 
Talat SARAL
 
 
Epifiz Bezini En Çok Aktive Eden Madde Olan Manna
 
Yaşar ÖZKAN
       
  5,4619   6,1927  
       
  92,839   212,4597  
  Ankara
Pazar Pazartesi Salı
5 / 15 °C 2 / 16 °C 1 / 15 °C
CHP’de değişim ve kurultay tartışmalarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Gerek yok, Kemal Kılıçdaroğlu devam etmeli. Parti tüm enerjisini Yerel Seçimler için kullanmalı
Muharrem İnce CHP’nin başına geçmeli
Yerel Seçim öncesi Kılıçdaroğlu ve İnce uzlaşarak güçlerini birleştirmeli
Kurultay ve Değişim zorunlu, Kemal Kılıçdaroğlu aday olmamalı
Hiç ilgilenmiyorum
 Sonuçları göster     Tüm anketler   
20/10/2018 17/10/2018
08-25-29-31-41-47 06-18-19-26-27-05
18/10/2018 22/10/2018
04-16-25-28-36-39 01, 09, 14, 15, 20, 22, 25, 27, 30, 31, 34, 38, 40, 43, 46, 52, 54, 58, 66, 67, 73, 74
Koç 21 Mart - 20 Nisan
Bugün oldukça aktif bir yapı sergiliyorsunuz. Henüz oluşturamadığınız olayların alt yapısı üzerinde çalışmalar yapıyorsunuz. ...
 
 
         
         
  Kor Haber'de yayınlanan içerik kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Kaynak belirtilerek yayınlanan içerik ilgili kaynağa aittir ve kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma aittir. Başka kaynaklardan alınan içerik ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Kor Haber sorumlu tutulamaz.   RSSiGoogle'a EkleFacebook'ta Korhaber