18 Kasım 2018 Pazar   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Gazete Manşetleri   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle   |   RSS    Üye Ol    Şifremi Unuttum
Üye Girişi
Yeni CHP’de yeni dönem, yeni tüzük, yeni yapı!
Yeni CHP’de yeni dönem, yeni tüzük, yeni yapı!
 
6 Ağustos 2011 Cumartesi - 12:22
Kategori Özel Haber
15357 Okunma 2 Yorum
Paylaş  Facebook Google TwitThis StumbleUpon del.icio.us Reddit NewsVine Ma.gnolia Technorati Digg Mixx
 E-posta ile gönder Yazdır
Yazı Boyutu
PM üye sayısı 80’den 43’e iniyor, 1 TL aidat ödemeyen oy kullanamayacak, 9 Eylül’de Siyaset Okulu açılıyor.
KORHABER-ÖZEL/ Duransel DOĞAN-Zülfikar DOĞAN 
-Okulu bitirmeyen, partide yönetim kademelerine gelemeyecek. Kurultay’da çarşaf liste esas, blok liste istisna olacak.
-CHP Liderinden YAŞ değerlendirmesi, “kararları 2-3 kişi veriyor, o zaman YAŞ’a ne gerek var?”
-“Dış politika batılı egemen güçlerin elinde. Dışarıya teslim edildi. Ramazan ayında NATO Libya’da Müslümanları katlediyor. Erdoğan destek veriyor. Esad’la can ciğer kuzu sarmasıydı, ne oldu? Sıfır sorun derken şimdi füze kalkanı ile Rusya ve İran ile de sorunlu olduk. Hani Kalkan’ın kontrolü bizde olacaktı, düğme bizim denetimimizde olacaktı? Erdoğan batılı egemen güçlerin bölgedeki taşeronu”
-“Terörle mücadelede AKP’nin tek umudu Abdullah Öcalan! Seçim öncesi PKK üç kez ateş kesi neyin karşılığında uzattı? Neyin karşılığında ne vaatler verildi? Terörle mücadele kimin eline silah verilecek sorunu değildir. Toplumsal mutabakat gerekli, hiçbir siyasi parti bu sorunu tek başına çözemez”
-“Ekonomide dış politika gibi Türkiye’den yönetilmiyor, dışarıdan paraya egemen güçlerce yönetiliyor. Merkez Bankası Başkanı üç gün önce ne diyordu, şimdi ne yapıyor. Merkez Bankaları saygın kurumlardır. Bu son gelişmelerle MB’nın saygınlığı ciddi yara almıştır. Sıcak para sahipleri ekonominin yönetimini de elinde tutuyor”
-Medyada yeni dönem demokrasi açısından sağlıklı işaretler vermiyor. Sansür, otosansür güçlü bir şekle dönüşüyor. Yasama, yürütme, yargı iktidarın kontrolünde. Şimdi dördüncü güç medyada öyle. Patronlar iktidarı kızdırmak istemiyor. Kızdıranların başına nelerin geldiğini gördüler.”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin daha dinamik, etkin, güçlü bir siyasi yapıya dönüşmesi için kapsamlı bir çalışma içine girdiklerini, şu anda buna yoğunlaştıklarını belirterek, ikinci tüzük taslağının tartışmaya açıldığını söyledi.
Korhaber’e iç politika, dış politika, YAŞ süreci, terörle mücadele ve Güneydoğu’daki gelişmelerle, ekonomide içine girilen sıcak dönemi değerlendiren Kılıçdaroğlu, ekonomi ve dış politikanın dışarıdan “egemen güçlerce yönetildiğini” medyanın “dördüncü güç olmaktan çıktığını” sansür ve otosansürün olağan hale geldiğini belirterek, “terör sorununun çözümü için AKP umudunu Abdullah Öcalan’a bağlamış durumda” dedi.
CHP Liderinin Korhaber’in sorularına verdiği yanıtlar şöyle:
Korhaber (KH)- 12 haziran seçimleri sonrasında olağanüstü kurultay tartışmaları gündeme geldi, seçimde başarı-başarısızlık değerlendirmeleri alevlendi, seçim sonrası CHP’nin konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kemal Kılıçdaroğlu (KK)- Şu sıralar kendimize dönük değerlendirmelere yoğunlaşmış durumdayız. Bu dönemi, şu zaman böyle değerlendirmek istiyoruz. Seçimlerde elde ettiğimiz sonuç doğaldır ki beklentilerimizi karşılamadı. O nedenle örgütlere bakıyoruz. Üye yapısından başlayarak, sağlıklı bir yapılanma gerekiyor. Bu nedenle bir tüzük çalışması yürütüyoruz. İkinci taslak çalışma ortaya çıktı. Yönetimdeki bazı arkadaşlarımız ve bazı il başkanlarımızla değerlendiriyoruz. İl başkanlarımıza sorduk. Görüş ve önerileri alıyoruz. Sağlıklı bir çalışma yürüyor.
KH-Yeni CHP tüzüğünde ne gibi yenilikler, değişiklikler yer alıyor, nasıl bir yapıya gidilecek?
KK- Öncelikle daha demokratik, katılımcı, dinamik, etkin bir CHP hedefliyoruz. Örneğin artık kurultaylarda çarşaf Liste “esas”, blok liste “istisna” olacak. Genel Başkan seçiminde Divan önüne gidip imza vermek gerekiyordu, bunu kaldırıyoruz.
9 Eylül’de Parti Okulu’nu açıyoruz. Siyaset Okulu, Sosyal Demokrat Siyaset Okulu vs. yani henüz isim belirlemedik.  Ama şunu söyleyeyim, bu okulu bitirmeyenler CHP’de, partide yönetim kademelerine gelemeyecek. Tabii bu uygulama hemen şimdi değil, belirli bir süreçten sonrası için.
Gençlere (Kadın-Erkek) ve Kadınlara yönetimde daha fazla görev ve etkinlik olanağı getiriyoruz. Milletvekili önseçiminde, delege önseçiminde oy kullanmak için aidat ödemeyi esas alıyoruz. Parti ile üyelerin bağlarını güçlendirmek gerekiyor. Öncelikle “CHP’liyim” diyen aidatını ödeyecek. Ödemeyenin kaydını tabii ki silmeyeceğiz ama o sempatizan olacak. Bunun için mobil bir sistem düşünüyoruz. Aylık 1 TL gibi bir sembolik üyelik aidatı cep telefonu faturası üzerinden ödenecek. Ayda 1 TL aidat ödemenin sorumluluğu, parti üyeliği sorumluluğu.  
Gençlik ve Kadın Kolları Başkanları doğal delege olacak. Kurultayda, diğer seçimlerde oy kullanma hakkına sahip olacak. Önemli değişikliklerden birisi Parti Meclisi’nde (PM) üye sayısını 80’den 43’e düşürüyoruz. Bunun gibi partiyi, üyelik yapısını, örgüt yapısını, parti-üye ilişkilerini etkin ve dinamik kılacak bir tüzük çalışması ve yapılanma. Bu taslağı daha sonra tüm il başkanlarımızla tartışacağız, yönetimde tartışacağız ve ortaya yeni bir yapılanma çıkacak. Şu anda buna yoğunlaşmış durumdayım.
KH-Gerek seçim sırasında ve gerekse sonrasında medyada yeni yapılanmalar, tasfiyeler ortaya çıktı. Muhalefet partileri olarak da medyadaki etkinlik, ağırlığın, dengelerdeki değişimin yönünden yakınmalar söz konusu. Siz nasıl görüyorsunuz medyadaki bu gidişi?
KK- Medyada yeni dönem, özellikle de seçim sonrası ortaya çıkan işten atmalar, tasfiyeler, demokrasi açısından sağlıklı işaretler vermiyor. Çağdaş demokrasilerde medya dördüncü güç olarak anılır. Yasama, yürütme, yargı ve medya. Oysa bugünkü tabloda, yasama, yürütme, yargı iktidarın kontrolünde. Artık dördüncü güç medyada öyle. Sansür, otosansür giderek güçleniyor, güçlü bir şekilde oluşuyor. Muhabirler, köşe yazarları haber yazarken, köşe yazarken iktidarı kızdırmaktan korkar halde. Patronlarda öyle. Onlarda iktidarı kızdırmak istemiyor. İktidarı kızdıranların başına neler geldi, neler geliyor gördüler. Dolayısıyla patronuyla, çalışanıyla, artık güç olmaktan çıkmış, iktidar kontrolünde, ya da gölgesinden çekinen bir medya yapılanması söz konusu yeni dönemde.
KH-Uzun süredir tartışılan Füze Kalkanı savunma sistemlerinin Türkiye’de konuşlandırılması, Güneydoğu bölgesinde yerleştirilmesi söz konusu. Bu konuda mutabakat sağalanmış görünüyor. Ancak Rusya tepkili. Devlet Başkanı Medvedev özel temsilcisiyle, özel mesaj gönderdi. Füze Kalkanı’nın hedefinin hangi ülke olduğu (İran) belli diyor. Kaldı ki bunu Rusya da kendisi için tehdit görüyor. “Karadeniz barış denizi olmaktan çıkmasın, Kalkan Türkiye’de konuşlanırsa, Türkiye hedef ülke olur” mesajı iletildi. Türkiye Rusya ve İran ile karşı karşıya gelir mi?
KK-Füze Kalkanı Projesi Türkiye’nin dış politikasında büyük gedikler açtı, açacak. Bunu bugünden söyleyeyim. Hükümetin sürekli “Komşularımızla sıfır sorun” diye özetlediği bir dış politika çizgisi var. Sanki Türkiye’nin bütün komşularıyla ağır sorunları varmış gibi. Bunu diye, diye sorunumuz olmayan komşularımızla bile sorunlar yaşamaya başladık. Başbakan ile Esad can ciğer kuzu sarmasıydı. El ele sokaklarda yürüdüler. Karşılıklı sınır kapısı açtılar, vizeleri kaldırdılar. Sınırı birlikte geçtiler. Sonra ne oldu? Batılı egemen güçler Türkiye’nin dış politikasını yönlendiriyor. Türkiye egemen güçlerin dış politikasının bölgedeki taşeronu konumunda.
Aynı şey Füze Kalkanı’nda da oldu. Hani Başbakan “Kontrol bizde olacak, düğme bizde olacak” diyordu. Oysa füze kalkanı NATO’nun, ABD’nin projesi, kontrolü, kumandayı, düğmeyi sana verirler mi? Pek şimdi ne oldu? İran’la sorun, Rusya ile sorun… Oysa Rusya ile sorun yoktu. Azerbaycan ile sorun yoktu. Ermenistan açılımı diye gittiler, İsviçre’de anlaşma imzaladılar. Azerbaycan’la da sorun… Bakın Ramazan ayında NATO Libya’da Müslümanları katlediyor. Başbakan önce “NATO’nun Libya’da ne işi var?” demişti. Şimdi NATO bütün gücüyle Libya’yı yakıyor, yıkıyor, katlediyor, Erdoğan destek veriyor.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu gidiyor, Libyalı muhaliflerle miting düzenliyor, mitingde konuşma yapıyor.
Aynı şeyi PKK’nın mitinginde Batılı bir politikacı, bakan gelip yapsa, miting meydanında kürsüye çıkıp konuşsa ne olacak? Başbakan, Dışişleri Bakanı, Türkiye ne diyecek? Dış Politika tümüyle batılı egemen güçlere teslim edilmiş durumda. Batı TAK diye söylüyor, Recep Bey ŞAK diye yapıyor.
KH-Türkiye’nin komşularında ciddi siyasi olaylar söz konusu. Bir yandan da terör tırmanışta. Hükümetin terörle mücadelede yeniden Polisi, Polis Özel Harekât birimini devreye sokma düşüncesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
KK-Terörle mücadelede maalesef siyaset bugüne kadar görevini yapmadı. Yıllarca “terörle mücadelede silahı kimin eline verelim” diye tartıştık durduk. Önce asker, sonra polis, sonra yine asker, şimdi yine polis.
Terörle mücadelede bilgi birikimi, kararlılık, soğukkanlılık, güvenlik güçlerinin morali bunlar çok önemli. AKP terörle mücadelede umudunu Abdullah Öcalan’a bağlamış durumda. Daha önce Öcalan’la, PKK ile hükümetin görüştüğü söylenince Başbakan “Bunu söyleyenler şerefsizdir” demişti. Şimdi “görüşülür, görüşülüyor” diyor.
Seçimlerden önce, üç kez neyin karşılığında ateşkes uzatıldı, ertelendi? Bir protokol imzalandığı yazılıyor, çiziliyor. Nedir bu protokol, ne vaatler, ne tavizler verildi? Neyin karşılığında? Terörle mücadele tek başına bir siyasi partinin çözeceği bir şey değil. Toplumsal mutabakat, uzlaşma, görüşme gerekli.
KH-Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısı öncesinde sıcak gelişmeler yaşandı. Medyada askerle, hükümet arasında “bilek güreşi” gibi haberler yer aldı. Sonucu ve gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?  
KK-YAŞ’ta, TSK’daki terfiler bugüne kadar hep siyasetin dışında olmuştur. Ordunun sıcak siyasete çekilmesi, bizim demokrasimiz açısından hep risk oluşturmuştur. Biz ordunun siyasetin dışında olmasını istiyoruz. Asker sivil siyasi otoritenin denetiminde, yönetiminde olmalı. Asker sayısı, askerlik süresi vb. konular sivil otoritenin elinde.
Gelişmeler yaşananlar, bu seneki YAŞ öncesine dayanıyor. Hatırlayın geçen sene de benzer şekilde her YAŞ öncesi, askere yönelik operasyonlar, ciddi tutuklama, gözaltı operasyonları yaşandı. Bu senede. Biz bağımsız ve tarafsız yargıya dikkat çektik. Onun içinde Özel Yetkili Mahkeme olmaz diyoruz. Hem 12 Eylül’e karşı olacaksın, hem de 12 Eylül’ün getirdiği Özel Yetkili Mahkemeleri silah gibi kullanacaksın. Bu mahkemelerin eskiden apoletleri vardı, şimdi sadece apoletleri yok.
Yargıyı siyasallaştırırsanız bunun bedelini tüm toplum öder. Onun için özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasını istiyoruz. Her şeyden önce evrensel hukuk ilkelerine, doğal hakim ilkesine aykırı bu mahkemeler.
Kaldı ki YAŞ öncesi ikili-üçlü özel görüşmeler niçin? YAŞ toplandı, ikili toplantı, üçlü toplantı ne için? O zaman YAŞ’a ihtiyaç var mı? Aslında YAŞ dediğimiz, YAŞ değil. Perde arkasında neler konuşuldu? Kararları bu ikili-üçlü özel görüşmelerde, 2-3 kişi alıyor.
YAŞ öncesinde medyaya servis yapıldı. Şu kadar general emekli edilecek, o olacak, bu olacak diye. Ne oldu, hepsi asparagas çıktı! O zaman “bu medya toplumdan özür dileme erdemini gösterecek mi?” diye sormak gerekmez mi?
KH-ABD’deki borçlanma tavanı, AB’deki borç krizi vb. gelişmeler hem bölgesel, hem küresel ekonomiyi hareketlendirdi. Sayın Başbakan “Bu kez teğet bile geçmeyecek, ekonomi sağlam” diyor. Fakat Merkez Bankası önce farklı tavır içindeydi, son birkaç gündür her gün yeni bir karar, yeni açıklama. TL fiilen son gelişmelerle ciddi biçimde devalüe oldu. Bir krizin patlak verme olasılığını görüyor musunuz?

KK-Ekonomide tıpkı dış politika gibi Türkiye’den yönetilmiyor. Dışarıdan para sahipleri, ekonomik egemenlerce yönetiliyor. Sıcak para sahiplerince yönetiliyor. Bir bakan çıkıyor, krize hazır olun diyor. Öbür bakan çıkıyor harcama yapmayın diyor. Merkez Bankası Başkanı önce dövizle borçlanmayın, kriz yayılabilir diyor, sonra Başbakan “Teğet bile geçmeyecek” deyince, ertesi gün Merkez Bankası Başkanı “Başbakanı kızdırdık mı acaba?” diye tam tersi açıklamalar yapıyor.

Bu açıklamaların iki gün sonrasında bu kez Merkez Bankası “U dönüşü” yapıyor, peş peşe kararlar alıyor. Merkez Bankaları ülkelerin saygın kurumlarıdır. Bu son yaşananlarla Merkez Bankası’nın içeride ve dışarıda saygınlığı ciddi yara aldı. Peki kriz yoksa, teğet bile geçmeyecekse nedir bu alınan kararlar? Açıklamalar? Bir kez daha yineliyorum. Türkiye Ekonomisi Türkiye’den değil, dışarıdan yönetiliyor. Ekonominin yönetimini elinde tutanlar, sıcak paraya sahip olanlar. Bunu da herkes biliyor.

KH- Açıklamalarınız ve değerlendirmeleriniz çok teşekkür ederiz.

KK-Ben de sizlere ve Korhaber’e çok teşekkür ederim. Saygın haberciliği ve çizgisiyle Korhaber’e başarılar dilerim.
    
Bu haber 15357 defa okunmuştur.
Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...    
  Toplam yorum 2   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 
Ulvi Ruşen ÇEVİK
7 Ağustos 2011 Pazar 23:45
Yüreğinize sağlık...sevgi ve saygılarım sizler için. Sevgiyle, muhabbetle....hoşça güzellikler içinde kalınız!
Katılıyorum  Katılmıyorum  
Puan verilmemiş
mehmet
6 Ağustos 2011 Cumartesi 21:21
Sana guvenmem SOlculara hic guvenmmem bol sans gandi.
Katılıyorum  Katılmıyorum  
%100
  Bu kategorideki diğer haberler


The tremendous success of Turkish Lawyer at the visa war with EU

Der große Erfolg des Türkischen Rechtsanwalts im Kampf bezüglich des VISIUMS mit der EG!

Türk Avukatın AB ile VİZE savaşında dev başarısı!
»  Sarıibrahimoğlu'ndan ekonomiye farklı bir bakış!
»  Prof. Basa:'Türkiye Nereye Gidiyor?'
»  Dünya Medeniyetler Kraliçesi “Türkiye” adayı Tuğçe
»  Dünya Medeniyetler Kraliçesi Ankara’da seçiliyor.
»  Seçim 2011 Oy Kullanma Rehberi
»  Küresel ekonomi için kritik IMF tespiti
»  “Ananı da al git!” diyen Başbakandan EDEP dersi!
»  Çılgın Proje’ye TEPKİLER yağıyor!
»  Celal Atik’i ölümünün 32. yılında anıyoruz
»  Sağlıklı Hayatın Kaynağı: Radyasyonsuz KEFİR
»  KEV’nın mutlu ve başarılı gençleri buluştu!
»  KARDEMİR’de Sarı Sıcak Emek
»  MEY, Rakı diye İspirto mu satıyor?
»  Fotoğrafların dili olsaydı…
»  Libya Petrolü – BOP'ta 2. Perde!
»  CMK 102’ye bir de böyle bakın!
»  İntes Başkanı Koçoğlu HAVA TAŞIMACILIĞINA öncelik istedi
»  Kuzey Irak Pınar Köksal`ın nağmeleriyle inledi
»  DP`den, MHP ve CHP`ye SANDIK NÖBETİ çağrısı!
»  Bir röportajın ETİK ve NAKİT değeri!
»  Aman, aman! O`nun adı Halil Posbıyık, ona göre!
 

 
 
Erdoğan ‘erken seçime hayır’ derse, Bahçeli ittifakı bozar mı?
 
Zülfikar DOĞAN
 
 
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Bülent Ecevit'e minnettar
 
Duransel DOĞAN
 
 
Eşsiz Önder ATATÜRK!..
 
Talat SARAL
 
 
Epifiz Bezini En Çok Aktive Eden Madde Olan Manna
 
Yaşar ÖZKAN
       
  5,4619   6,1927  
       
  92,839   212,4597  
  Ankara
Pazar Pazartesi Salı
5 / 15 °C 2 / 16 °C 1 / 15 °C
CHP’de değişim ve kurultay tartışmalarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Gerek yok, Kemal Kılıçdaroğlu devam etmeli. Parti tüm enerjisini Yerel Seçimler için kullanmalı
Muharrem İnce CHP’nin başına geçmeli
Yerel Seçim öncesi Kılıçdaroğlu ve İnce uzlaşarak güçlerini birleştirmeli
Kurultay ve Değişim zorunlu, Kemal Kılıçdaroğlu aday olmamalı
Hiç ilgilenmiyorum
 Sonuçları göster     Tüm anketler   
20/10/2018 17/10/2018
08-25-29-31-41-47 06-18-19-26-27-05
18/10/2018 22/10/2018
04-16-25-28-36-39 01, 09, 14, 15, 20, 22, 25, 27, 30, 31, 34, 38, 40, 43, 46, 52, 54, 58, 66, 67, 73, 74
Koç 21 Mart - 20 Nisan
Bugün oldukça aktif bir yapı sergiliyorsunuz. Henüz oluşturamadığınız olayların alt yapısı üzerinde çalışmalar yapıyorsunuz. ...
 
 
         
         
  Kor Haber'de yayınlanan içerik kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Kaynak belirtilerek yayınlanan içerik ilgili kaynağa aittir ve kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma aittir. Başka kaynaklardan alınan içerik ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Kor Haber sorumlu tutulamaz.   RSSiGoogle'a EkleFacebook'ta Korhaber