14 Kasım 2018 Çarşamba   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Gazete Manşetleri   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle   |   RSS    Üye Ol    Şifremi Unuttum
Üye Girişi
Yiyorum Büyüyorum Zümrüt Anne ile...
Yiyorum Büyüyorum Zümrüt Anne ile...
 
23 Aralık 2009 Çarşamba - 11:52
Kategori Söyleşiler
17739 Okunma 0 Yorum
Paylaş  Facebook Google TwitThis StumbleUpon del.icio.us Reddit NewsVine Ma.gnolia Technorati Digg Mixx
 E-posta ile gönder Yazdır
Yazı Boyutu
KORHABER-ÖZEL/ Duransel Doğan-Zülfikar Doğan
Zümrüt Özkan Anjuere: “Anneler tariflerimi artık görüntülü olarak izleyebilecekler. Hedefim bu siteye her ay 1 yeni görüntülü tarif ekleyebimek.”

* Gazete fiyatları düşüyor, magazin tavan yapıyor ve tasarruf insan gücünden yapılıyor... Bana sorarsanız sektör son derece yavan.  Söz uçar yazı kalır lafı pek geçerli değil artık.

* Kendilerinin gerçekleştiremediği hayallerini çocuklarına empoze etmek yerine, çocuklarının hayallerini, yeteneklerini anlamaya çalışsınlar.

* Çocuklarımızın fiziksel sağlığı için onları nasıl çocuk doktorlarına götürüyorsak, ruhsal gelişimleri içinde uzmanlardan destek almamız şart. 

Anne olmanın mutluluğunu ve sorumluluğunu taşıyan Zümrüt Ö. Anjuere, biricik oğlu Kaan’ı sevgiyle büyüttükleri yuvalarında; keşfettiği yeni yetenekleriyle hayallerini  farklı noktalara taşıyabildi.
 
Medyanın ciddi bir açığını birikimleri ve usta kalemiyle kısa zamanda doldurdu.
 
Çocuk Beslenmesini Önemseyen ebeveynler için bir ilki gerçekleştirdi. Önce www.yiyorumbuyuyorum.com ardından www.yiyoruzbuyuyoruz.biz sitelerini paylaşıma açtı.
 
Beşinci baskısına ulaşan “Yiyorum Büyüyorum” kitabını yemek yemeyen ya da çok yemek seçen çocukların annelerini düşünerek hazırladı. Yemek yedirme sorunu için kendi çocuğuna uyguladığı ve işe yaradığına inandığı çözümler ve pratik tarifleri paylaşabilmek ona mutluluk verdi.
 
Zümrüt Özkan Anjuere KORHABER yazarları Duransel Doğan ve Zülfikar Doğan’ın sorularını yanıtladı
 
“Ben mutfağı seviyor, ve   yemek yaparken hiç sıkılmıyorum.” 
 
KORHABER (KH)- Kendinizi, medyadaki yerinizi, nerelerde yazdığınızı kısaca Zümrüt Özkan Anjuere’in profilini bizlerle paylaşır mısınız?
 
ZÜMRÜT ÖZKAN ANJUERE (ZÖA)- TED’liyim.  A.Ü  İletişim Fakültesini bitirdikten sonra, yurt dışında iş idaresi yüksek lisansı yaptım.   Halkla ilişkiler konusunda ilerlemek istiyordum,   ancak   Ankara bu meslek için doğru şehir değildi.  Çalışma hayatı beklentilerimle hiç örtüşmedi.   Anne olunca sekiz ay boyunca sadece oğlumu büyütmeyi seçtim. Bu zaman zarfında  hayata bakışım   annelik rüzgarının gücüyle yön değiştirdi. Ben oğlumu büyütürken, o da   benim hayallerimi büyüttü. Anne çocuk ilişkileri bana halkla ilişkileri unutturdu!    Oğlum benim yaratıcı tarafımı bulmamdaki  en büyük etkendi. Kaan’a özel  pişirdiğim yemek notlarından  5. Baskısı tükenmek üzere olan Yiyorum Büyüyorum adlı çocuk yemekleri kitabım ortaya çıktı. Kitabın gördüğü ilgi üzerine değişik konularda eğitici yazılara ve çocuk yemekleri tariflerine yer veren www.yiyorumbuyuyorum.com  adlı web sitesini kurdum.  Halen Bebeğim ve Biz adlı anne-çocuk dergisinde, İlkim Öz yaşam dergisinde ve  kendi web sitemde çocuklu yaşam ve hikayeli yemek tarifleri  yazılarıma devam ediyor, bu sıralar Yiyorum Buyuyorum II’yi bitirmeye çalışıyorum. Ayrıca geçen ay www.yiyoruzbuyuyoruz.biz adlı Türkiye’nin ilk çocuk yemekleri video podcast sitesinin açılışını yaptım. Anneler tariflerimi artık görüntülü olarak izleyebilecekler. Hedefim bu siteye her ay 1 yeni görüntülü tarif ekleyebimek.

 
KH- Yaşam hepimize sunulan bir armağandır. Anne olmadan önce anne olduktan sonra yaşam pencerenizde neler gelişti, neler değişti? Oğlunuza sunduğunuz anne-baba modelini ve ebeveynlere tavsiyelerinizi okurlarımızla paylaşır mısınız?
 
ZÖA- Kitabımın ithaf bölümünde de yazdığım gibi; anne olduktan sonra hayatım daha anlamlı oldu. Bir insan yetiştirmenin sorumluluğu ile araştırmacı ve yapıcı yönüm ortaya çıktı.    Karşılıksız ve koşulsuz sevgiyi tattıktan sonra  yaşam penceremin manzarası çok daha güzel bir noktaya çevrildi, geleceğe dair olumluluklar içeren bir yere doğru bakar oldu o pencere.  Oğlumla birlikte    kesinlikle daha mutlu, daha pozitif ve yaratıcı bir kadın oldum. Yaptıklarımın, yapabileceklerimin sadece küçük bir bölümü olduğuna kanaat edebildim. Annelik kadına böyle bir güç veriyor. Ve anne olunca insan çocuğuyla birlikte ruhen daha çok büyüyüp, gelişiyor. 

Ben ailenin insan hayatının temel taşı olduğuna inanıyorum. Çocuklukta yaşanan herşeyin ileriki yaşamı olumlu veya olumsuz etkilediğini düşünüyor ve hayatta bir kere yaşanan çocukluk dönemini hep olumluluklarla donatmaya çabalıyorum. Eşimle oğlumuzun geçmişe baktığı zaman güzel hatıralarının olması, bize güvenmesi; sevgiyi ve saygıyı en önce evinde hissetmesini sağlamak gibi bir düsturumuz var. Onun sadece anne babası değil ama arkadaşları, sırdaşları olmak amacımız. Dilerim tüm anne babalar çocuklarına sevgilerini her an göstersinler. Kendilerinin gerçekleştiremediği hayallerini çocuklarına empoze etmek yerine, çocuklarının hayallerini, yeteneklerini anlamaya çalışsınlar. Ve ne olursa olsun “biz arkandayız” mesajını onlara hissettirebilsinler.
 
KH- Bir çocuğun hayatında “Anne ve Babanın” rolü çok önemlidir. Ancak, bazı anneler kendilerini fazlaca kaptırıp adeta çocuklarının hayatlarını esir alırlar. Hatta baba ile olan diyaloglarını da onlar ayarlamaya kalkınca, çocuk ve baba arasındaki köprü zedelenir. Oysa anne ve babanın sevgisiyle büyüyen bir çocuk, geleceğin sağlıklı yetişkinleri arasında yer alır. Anne sevgisiyle adeta boğulan bir çocuk yarınki yaşamında kimi model alırsa alsın ya da almasın, sağlıklı bir ruh taşıyamaz. Anne kadar babanın da  “önemli ve var olduğu” niçin toplumumuzda yaygın değil? Hayatlarını çocuklarına adayan “anne modeli” çok “aşırı” değil mi? Bu konudaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
 
ZÖA- Evet, haklısınız,   Türk annelerinin   kendilerini çocuklarına adama derecesine ulaşan fedakar bir anne kimliği var.  Zaman zaman aşırıya kaçan anne etkisi çocukların hayatında farkında olmadan hakimiyet kurma derecesine kadar ilerleyebiliyor. Gözlemlerim de  bana   babaların çocuklarının hayatında neden yeteri kadar etkin bir rol oynamayamadıklarını hep sordurmuştur. Toplumumuzda babadan çekinilir, babadan hep birşeyler saklanır ve anne aracı rolünü otomatikman üstlenir.  Ülkemizde, baba olmanın  sadece ev geçindirmekten ibaret olduğunu sanan erkek nüfusunun çok olması   sorun zamanlarında da çözüm bulma sorumluluğunu hep annenin üzerine atıyor.  Çocuklarına karşı   ilgisiz bir hayat süren, sevgisini göstermeyi beceremeyen, hatta bunu ayıp sayan,   çocuklarının iyi ve zor zamanlarını paylaşmayan; onlarla empati kuramayan çünkü bunun ne olduğunu bile bilmeyen hoşgörüsüz babalar var oldukça anneler içgüdüsel olarak bu rolü sürdüreceklerdir.   Toplumda sık rastladığımız baba çocuk arasındaki anlamsız duygusal mesafeler yüzünden  içi bomboş    baba çocuk ilişkilerinin yanı sıra evli olduğu halde çocuklarını solo olarak yetiştiren annelerin aslında ne kadar çok olduğunu  görüyoruz. Çünkü baba fiziken mevcut, ama manen yok! Halbuki hem evlilik, hem ebeveynlik bir paylaşım gerektiriyor.  Anne ve babanın elele tutuşup, omuz omuza vererek yetiştirdiği çocuklar kesinlikle  daha mutlu olacaktır.    Olumlu, kuvvetli, düzenli ve aktif bir baba figürünün çocuğun yaşamına uzun dönemde katacağı artılar saymakla bitmez. Babanın mevcudiyeti ve yol göstericiliği oldukça biliyorum ki çocuklar daha mutlu ve huzurlu olacak, hayatta daha sağlam adımlar atacaklar. Babalar çocuklarının  hayatına zaman yatırımı yapmadan çocuklarının “benim canım babam” demesini zor duyarlar. Eğitimle erkek ve kadın arasındaki bu paylaşımın daha da artacağını biliyorum.
 
KH- İlk kitabınız "Yiyorum Büyüyorum", büyük ilgi gördü ve özellikle ebeveynler için faydalı bir kaynak oldu. Kitabınızda çocukların severek yiyebileceği tariflere yer veriyorsunuz. Bu kitabı hazırlarken nasıl bir araştırma yaptınız, nelerden faydalandınız?
 
ZÖA- Ben mutfağı seviyor, ve   yemek yaparken hiç sıkılmıyorum. İnsan keyif aldığı birşeyi yaparken içine mutlaka bir iyilik, güzelik katabiliyor ve yaratıcı olabiliyor. İşte bende mutfakta  çok vakit geçirerek kendi tariflerimi oluşturabiliyorum. Hele söz konusu oğlum olunca elimdeki malzemeleri  lezzetli ve besleyici bir yemek haline dönüştürmek için maksimum çaba harcıyorum. Onun   “olmamış anne”   dediği hiçbir tarifi arşivime almam mesela. Sanırım senelerin tecrübesi ile   öngörü yeteneğim de çok gelişti. Oturduğum yerden tarif oluşturabilecek durumdayım. Tariflerimi önce kağıda döker, sonra mutlaka denerim.  Kitabım içinde bu böyle oldu. Bir de ben iyi bir gözlemciyim.

Etrafımda güzel yemek yapan birçok  kişiden çok  şey öğrendim. Ama onları çocuklar için daha faydalı ve kabul edilebilir yapabilmek için üzerlerinde çalıştım.   Yurt dışında yaşayıp, o ülkelerin yemeklerini tanımış olmam   da    şüphesiz dönüp dolaşıp benzer yemekler yapıp, yakın tarifler oluşturmamı engelledi.  İnsan sevdiği şeye de dört elle sarılıyor. Bakın hayatın en değerli varlıklarına, hayatın en önemli faaliyetini sevdirmek benim işim oldu. 
 
KH- İkinci kitabınız çok yakında okurlarınızla buluşacak… Yeni kitabınızdan  biraz bahseder misiniz? Amaç, içerik, hedeflediğiniz kitle, ve yerini alacak yeni hedefleriniz… 
 
ZÖA- Evet ikinci kitabımı tamamlamak üzereyim. Fotoğraf sanatçısı arkadaşım Aytül Keskin’le tariflerimin çekimlerini bitirmek üzereyiz. Pişirme   aşaması çok meşakkatliydi. Bir yemeği istediğim lezzete bürüyebilmek   için 5 defa denediğim  oldu, tatlı bir yorgunluk var üzerimde. Ön yazı ve kendi çizeceğim illustrasyonlarda eklenince yayınevine teslim edeceğim. Alfa Yayınevi'ne de bana bu kadar inanıp güvendikleri için teşekkürü borç biliyorum. Kitap son halini almamış olsa da hem görsel, hem de içerik anlamda birinci kitabımla benzer özellikler taşımasını istiyorum. İlk kitabımdaki pastel boya çizimleri çocuklar tarafından çok ilgi çekmiş, bunları yaşıtlarının resmettiklerini zannetmişlerdi. Tarif ve yazılarla anneleri hedef almış olmama rağmen, illustrasyonlarla çocuklarında bir tarif kitabının sayfalarını karıştırmasına, böylece bir kitabı sevmelerine önayak olmuş olmam beni çok mutlu etmişti.   Bu anlamda yeni kitabımında anne ve çocuğun ortak kitabı olabilmesi için yazı, fotoğraf ve çizimleri en iyi şekilde biraraya getirmek hedefim olacak. Tariflerin   besleyiciliği yine ön planda, tabi çocukların severek kabul edeceği kadar lezzetli de olacaklar. Annelerin küçük çocuklarla mutfakta çok uzun zaman geçirmesinin ne kadar zor olduğunu bilen bir çalışan anne olarak pratikliğe de özel bir önem veriyorum. Uzmanlık alanım beslenme olmadığından son sözü bir beslenme uzmanına bırakıp, tariflerimi onaylatmayı yine  ihmal etmeyeceğim.  Annelere mutfakta el verip, tariflerimle kendi tariflerini yaratmalarına yardımcı olabilirsem ne mutlu diyebileceğim... Her annenin çocuk beslenmesini çok önemsemesini istiyorum, bu benim  sosyal  sorumluluk projem oldu...
Geçen ay  Türkiye’nin ilk çocuk yemekleri video podcast sitesi olan "yiyoruzbuyuyoruz.biz"i açtım. Anneler tarifleri uygulamalı görmeyi çok istiyorlardı. Kitap tamamlandıktan sonra bu siteye yeni videolar ekleyip içeriğini zenginleştirmeyi istiyorum. Anne çocuk yazılarım devam edecek ve umarım kadın yazılarımı daha geniş kitlelere ulaştıracağım. Yazmak benim için konuşmak kadar önemli bir ifade ve paylaşım şekli...
 
KH- “Çocuğum yemek yemek istemiyor, çok zorlanıyorum. Ne yapmalıyım?” diyen ebeveynlere neler önerirsiniz? 
 
ZÖA- Tecrübelerimden yola çıkarak bazı basit ayarlamalar ve değişik fikirlerle  çocuklara daha çeşitli, dolayısıyla daha sağlıklı  yemekler  yedirtebilmenin hiç de zor olmadığını biliyorum.
Çocuklar için hem lezzetli, hem de sağlıklı yemekler hazırlamak için birbirine uyumlu besinleri farklı şekillerde harmanlayarak hem besleyiciliğini arttırmak, güzel bir sunumla da   yemeği daha cazip ve kabul edilebilir hale getirmek mümkün. İşte benim her zaman işime yarayan bazı püf noktalar:
 
* Biftek gibi etleri ince şeritler halinde kesin. Et haşlama yaparken içerisine bol   sebze katın.  İncecik kıydığınız bonfileden ev yapımı iskender yapın. Etleri yumuşak pişirmek için düdüklü tencere kullanın. Köfteleri onlar için mini boylarda yuvarlayın. İçlerine pirinç, bulgur,irmik ve özellikle her türlü ince rendelenmiş sebze katarak, yumurta, zeytinyağı hatta bazen süt ekleyerek yoğurun ve besleyiciliklerini katlayın. (Mini köftelerinizi dondurarak saklayabilir, çorba, pilav, makarna ve soslarda kullanabilirsiniz.)
 
* Sebzeleri minik doğrayarak veya rendeleyerek her çeşit yemeğin içine katabilirsiniz. Pilavlar, makarna sosları, börek harçları, omletler sebzelerle çok daha lezzetli olurlar. Et suyu   gibi sebze sularını da çıkarıp yemek yapımında kullanın. Sebze rendelerin, zeytinyağında yumuşatıp soğuttuktan sonra  un, yumurta katıp sebze köfteleri hazırlayın. Dolma harçlarına bol miktarda maydanoz, dereotu, nane ve taze soğan katın.  Hatta poğaça, ekmek hamurlarınızın içine patates, kabak gibi ezilmiş sebzeleri ekleyip değişik tarifler yakalayın.
 
* Çocukların favori yiyeceği makarnalar diğer besinleri yedirebilmek için mükemmel aracılık ederler.  Sade makarnadansa bu besini mutlaka soslarla ve peynirlerle birlikte sunun. Yoğurtlu, kıymalı, yumurtalı çeşitlerini pişirin. Beşamel sosu ile karıştırın ve sebzeli sularda haşlayın.
 
* Pilav yaparken değişik pirinç çeşitleri kullanın. Bulgura çocuk beslenmesinde özellikle yer verin. Nohutlu, barbunyalı, mercimekli, sebzeli, tavuklu ve etli pilav hazırlayarak çocukların damak tatlarına katkıda bulunun.
 
* Çorbalar çocuklar için en sevilen yemek çeşitlerinden. Hemen her türlü çorbaya sebze katın, lezzet ve besleyiciliğini et suları, yumurtalı terbiye ve süt kullanarak arttırın.  
 
* Balıkları çocuklar için daha çok fırında yapmayı tercih edin.  Pişirme kağıtlarına sararak fırında pişireceğiniz balığın tadı bambaşka olacaktır. Balık köftesi ve balık çorbası da çocuğa bu besini yedirebilmek için en kolay yöntemler arasında sayılabilir.
 
* Tatlı olarak her zaman evde yaptıklarınızı tercih edin. Muhallebiler, anne yapımı meyveli yoğurtlar, irmikli hafif tatlılar ve özellikle meyve salataları benim tercih ettiklerimden.
 
* Çocukları beslenme konusunda konuşarak, okuyarak bilgilendirmenin de çok önemli olduğu kanaatindeyim. Besinlerin faydalarından bahsetmek ve onları ara ara mutfakta asistan olarak kullanmak da mutfağa, yemeklere karşı sempati duymalarına yol açıyor.
 
KH- “Çocuğuma tavuk eti yedirmekte zorlanıyorum, ne yapabilirim?” diyen ebeveynlere tavsiyeleriniz olabilir mi?
 
ZÖA- Annelerin kendi yemek tercihlerinin çocuklarının da seçimlerini etkilediğini çok net biliyorum. Kendim tavuklu yemekleri çok sevdiğim için bizim evde  sık sık   tavuklu tarifleri uygulayarak oğlumun tavuk sevmesini desteklemiş oluyorum. Anneler  tavuğun hem etinden, hem kıymasından, hem de suyundan faydalanarak onlarca yemek yapabilirler. Ben tavuk suyu çıkarırken mevsim sebzelerini mutlaka kullanırım. Ne kadar çok sebze katarsam o kadar çok lezzet  elde edip, yemeğin besleyiciliğini artırmış oluyorum. Soğan, patates, kereviz  ve havuç tavuk haşlama yaparken mutlaka kullandığım sebzelerin başında geliyor. Tavuk sebzelerle sanki sınıf atlıyor.
 
Sonra nasıl kırmızı etin kıymasından köfte yapıyoruz aynı şeyi beyaz etin kıymasından da yapabiliriz. Tavuk kıymasının içine ekmeğin yanı sıra, rendelenmiş sebzeler katılarak köfte haline getirilmesini tavsiye ediyorum. Rendelenmiş taze kaşar da tavuk  köftesine  çok yakışıyor. Bulgur, irmik veya pirinç katılarak elde edilen mini boy  lezzetli tavuk köfteleri   çorba ve pilavlarda kullanılabilir. Hatta tavuk kıymasına sebze, yumurta ve un eklenerek  tavuk mücver yapılabilir.
Anneler tavuğu fırın torbasında meyvelerle pişirmeyi denesinler.
 
Tavuk eti , bütün bırakılmış patates ve havuçlar kuru kayısı, elma ve portakal suyu eklenerek pişirildiğinde muazzam bir lezzete dönüşüyor. Denemeden marjinal olduğuna karar vermeyin! Şeritler halinde kesilmiş tavuk filetonun una bulanarak çok az zeytinyağında kapak kapatılarak  pişirilmesi de hem basit, hem de çok lezzetli bir tavuk tarifi alternatifidir. Şeritler pişmeye yakın iki üç kaşık su eklemeyi unutmasın anneler. Tavuklu kuşbaşılı dürümlerin de çocuklar tarafından çok sevildiğini eklemem lazım.Aslında öneriler çok fazla, anneler  daha birçok tavuklu tarifi  yeni kitabımda bulabilecekler.
 
KH- Aşırı kilolu ( obez ) çocuklar problemi giderek artış göstermekte… Peki biz anne babalar olarak çocuklarımızı obeziteden korumak için neler yapabiliriz?
 
ZÖA- Hiçbir zaman “şişman çocuk daha sağlıklıdır” inanışına katılmamış olmama rağmen, bir anne olarak geçen senelerde oğlum benim dilediğim miktarlarda yemiyor diye üzülüyordum. Artık yemeğinin hepsini bitirmesi konusunda ısrarcı olmamayı öğrendim. Onun  doyma   noktasına saygı gösteriyor, yiyebileceği kadar çok sunuyorum. Miktar olarak çok olmasa da nitelikli ve çeşitli yemesi benim için daha önemli. Dolayısyla annelere “tabağındakini bitir” demeden önce, onların kapasitelerine göre sunum yapmalarını öneriyorum.
 
Sonra anneler yemek saatlerinin düzenli olmasına dikkat etsinler. Sabah kahvaltısından asla ödün vermemekle başlasınlar ve öğün asla atlamasınlar. Böylece çocuğun yemek saatlerinde acıkıp, sofrada yeteri kadar yemesini destekleyerek  yemek aralarındaki  abur cubur tüketiminin önüne geçmiş olacaklardır. 
 
Çocuk beslenmesinde asla yeri olmaması gereken fast food ve gazlı içecekler için ne yazsam az. Artık her anne bunların zararları içinde kilo bindirmesinin de olduğunu biliyor. Çocukları fast food restoranlarına götürme ne yazık ki bir hafta sonu etkinliği olarak görülüyor ve çocukların bu sağlıksız yemek alışkanlığını edinmelerine anne babalar kendileri ön ayak oluyorlar. Hazır meyve suları da dahil olmak üzere şeker, yağ yüklü hiçbir yiyecek ve içeceğe çocukların alışıp sevmesine fırsat verilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Sunulan ya da görülen şeyler talep edilir ancak!
 
Duygusal Türk anneleri çocuklarının çok sevdiği makarna, pilav, mantı gibi çeşitleri sıklıkla sofraya getirerek onları hem doyurmak , hem de mutlu etmek istiyor, ancak çocukların tüm besin gruplarından tüketmeleri gerektiğini unutuyorlar. Bu yüzden çeşitliliğin özellikle altını çizmek de istiyorum.
 
Son olarak anneler yağ seçimlerine çok dikkat edip, miktarlarını sınırlı kullansınlar. Pişirme yöntemi olarak da ocak üstü ve fırın yemeklerini tercih etsinler. Bol soslu, ağır, karmaşık yemekler değil sade yemekler yapmaya çaba göstersinler. Unutmamak lazım çocuklar evde ne görürlerse onu uyguluyor, neye alıştırılırlarsa öyle devam ediyorlar!
 
KH- Anne-Babalar çocuklarının ruhsal sıkıntılarında psikoloğa götürmek için çok düşünüyor, zorlanıyor hatta çevresindekilerden AYIPMIŞ gibi saklıyor. Oysa bir kulak-burun-boğaz doktoru, vb.. neyse bir psikolog da o… Bu konuda bir anne olarak sizin görüşlerinizi alabilir miyiz?
 
ZÖA- Size kesinlikle katılıyorum. Ebeveynler olarak ne kadar araştırsak da, çocuklarımızın iç dünyalarını bu işin eğitimi almış uzmanlar kadar iyi okuyamayız.   Çocuklukta yaşananların   hayatın sonraki  dönemlerine olumlu veya olumsuz yansıma yaptığını düşünüyor ve anne babaların çocuklarının hayata sıkı bir başlangıç yapmaları adına onlara sevgi, saygı, paylaşım, birliktelik, güven ve aile desteğini olabilecek en iyi şekilde sağlamalarının en büyük sorumlulukları olduğuna    inanıyorum.  Çünkü, ne kadar büyümüş olsak da çocukluğumuz   gelir bizi bulur. Kişiliğimiz o zamanlardan dolayı zengin, belki de suskundur. Hayata bakışımız olumlu, ya da umutsuzdur.  Çocuklarımızın fiziksel sağlığı için onları nasıl çocuk doktorlarına götürüyorsak, ruhsal gelişimleri içinde uzmanlardan destek almamız şart.   Hatta bir psikoloğu ziyaret etmek için illa davranışsal bir problem olması bile gerekmiyor, anne babaların çocuklarının gelişim evrelerinde takınmaları gereken tavır saptamalarında da uzmanlardan tavsiyeler alması bence son derece önemli.
 
KH- Günümüz medyasının sorunlarını hepimiz biliyoruz! Sektör tatsız-tuzsuz, medya etiği yön değiştirmiş, köşe yazarları birbirleriyle ağız dalaşında. Pek çok gazeteci mesleğini yapamaz konumda; işsiz, aç, mutsuz ve yorgun… ve giderek  daha fazla yara alan medya sektörü hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Medyanın iyileştirilmesi hakkındaki değerlendirmelerinizi de katarak, lütfen…
 
ZÖA- Muazzam bir benzeşme var medyada. Köşe yazarlarından daha kişisel, daha kendince yazılar okumak istiyorum. Sanki çoğu yazar yazmaya korkar gibi, kelimeler temkinli, duruşlar çok sağlamcı... Bazı  köşelerde hep aynı yüzleri görüp, o yüzlerin hep aynı söylemlerini okumak beni sıkıyor şahsen. Tekelleşmeyi takiptense, gazetelerimi internetten okuyor, haber sitelerini geziyorum. Internet bana aradığım çeşitliliği alasıyla sunuyor bu anlamda. Ve evet, çok nadir gazete alıyorum artık. Ülkemizde gerçek gazete okuyucusunun, metin, yazar takipçilerinin  küstürüldüğünü düşünüyorum. Magazin haberlerinin sıklıkla manşete taşınması, rekabetin iki üç ismin arasında haksızlaşması ve medyanın gücünün duruşu beni rahatsız ediyor. Gazete fiyatları düşüyor, magazin tavan yapıyor ve tasarruf insan gücünden yapılıyor... Bana sorarsanız sektör son derece yavan.  Söz uçar yazı kalır lafı pek geçerli değil artık. 
 
KH- Ve son olarak, lezzetli mutfağınızdan sevgi dolu yüreğinizle hazırlamış olduğunuz bir yemek tarifinizi KORHABER okurlarıyla paylaşmak ister misiniz?
 
ZÖA- Yeni kitabımdan bir tarifi paylaşmaktan mutluluk duyarım. Anneler için yapımı kolay, çocuklar içinse lezzetli ve besleyici bir yemek düşündüğümde aklıma hemen yumurta geliyor.   Bir canlıya hayat verecek kadar mucizevi bir besin olan yumurtanın çocuk beslenmesindeki önemi ve onlara olan faydaları tartışılmaz. Yumurtanın kahvaltının kraliçesi olduğu kadar diğer öğün yemeklerinin de lezzetçisi olduğunu ispatlayan bu tarifi okuyucuların seveceğini umuyorum.

KIYMALI YUMURTA
100 gr. kıyma
1 adet ince pırasa veya minik bir soğan
1 küçük havuç
2 yemek kaşığı ekmek rendesi
1 adet Yumurta
Zeytinyağı
 
-Pırasa tepeden dörde bölünerek incecik kıyılır, havuç  rendelenir 
-Sebzeler zeytinyağı katılarak orta harlı ateşte iyice yumuşatılır
-Kıyma katılıp, suyunu salıp çekene kadar karıştırılır.
-Ekmek rendesi ve tuz eklenir
-Üzerine çırpılmış yumurta katılıp tüm malzemeler harmanlanıp, yumurta pişene kadar karıştırılır.
-Kendi başına servis edilebileceği gibi, pilav veya makarna eşlikçisi olarak da sunulabilir.  
 
“Uykuya yatıracak mutlu, sağlıklı çocuklarınız varsa hayatınız zaten çok güzel demektir. 2010’da onlara vereceğiniz en güzel hediye yine, yeniden aile  sevgisidir. Hayat paylaştıkça, hayat ürettikçe, hayat sevdikçe ve sevildikçe güzel.
 
KH- İlerlediğiniz yolda size başarılar diliyor, yeni yılınızı kutluyor ve çok teşekkür ediyoruz. 
 
ZÖA- Ben de sizlere, Korhaber’e teşekkür ediyor, yayın hayatınızda başarılar diliyorum ve tüm KORHABER takipçilerine mutlu bir yeni yıl diliyorum
 
 
Bu haber 17739 defa okunmuştur.
Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...    
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

  Bu kategorideki diğer haberler


Ali Kantur:Teknoloji tümüyle bizim,yakında dünyaya akıl satacağız!

Yıldırım Aktürk`ten Korhaber`e özel açıklamalar

AKP, bütçe açığı için SALMA VERGİ uyguluyor
»  Cindoruk:İktidarın Medyaya yaptığı bir Siyasi Cinayettir.
»  TRT Şeş`e karşılık, ROJ TV kapanacak!
»  Hedefimiz 2012`de 1 milyar dolarlık ihracat ve kapasitemizi katlamak!
»  Türkiye ILO`da kara listeye girebilir
 

 
 
Erdoğan ‘erken seçime hayır’ derse, Bahçeli ittifakı bozar mı?
 
Zülfikar DOĞAN
 
 
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Bülent Ecevit'e minnettar
 
Duransel DOĞAN
 
 
Eşsiz Önder ATATÜRK!..
 
Talat SARAL
 
 
Epifiz Bezini En Çok Aktive Eden Madde Olan Manna
 
Yaşar ÖZKAN
       
  5,4619   6,1927  
       
  92,839   212,4597  
  Ankara
Çarşamba Perşembe Cuma
5 / 15 °C 2 / 16 °C 1 / 15 °C
CHP’de değişim ve kurultay tartışmalarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Gerek yok, Kemal Kılıçdaroğlu devam etmeli. Parti tüm enerjisini Yerel Seçimler için kullanmalı
Muharrem İnce CHP’nin başına geçmeli
Yerel Seçim öncesi Kılıçdaroğlu ve İnce uzlaşarak güçlerini birleştirmeli
Kurultay ve Değişim zorunlu, Kemal Kılıçdaroğlu aday olmamalı
Hiç ilgilenmiyorum
 Sonuçları göster     Tüm anketler   
20/10/2018 17/10/2018
08-25-29-31-41-47 06-18-19-26-27-05
18/10/2018 22/10/2018
04-16-25-28-36-39 01, 09, 14, 15, 20, 22, 25, 27, 30, 31, 34, 38, 40, 43, 46, 52, 54, 58, 66, 67, 73, 74
Koç 21 Mart - 20 Nisan
Bugün oldukça aktif bir yapı sergiliyorsunuz. Henüz oluşturamadığınız olayların alt yapısı üzerinde çalışmalar yapıyorsunuz. ...
 
 
         
         
  Kor Haber'de yayınlanan içerik kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Kaynak belirtilerek yayınlanan içerik ilgili kaynağa aittir ve kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma aittir. Başka kaynaklardan alınan içerik ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Kor Haber sorumlu tutulamaz.   RSSiGoogle'a EkleFacebook'ta Korhaber