Sömürü yapmadan duygulandıran,gerçeklerle ağlatan bir Veda…
Salih Bozok, çocukluk arkadaşı, kardeşi, silah arkadaşı, komutanı ve dostu Atatürk’ü ölürken de yalnız bırakmıyor ve oğluna bir veda mektubu yazarak şu soruyu cevaplıyor: “Bir dost ölünce, diğeri niye vazgeçer yaşamaktan?”
Altı yaşında Selanik’te başlayıp, yarım asır sonunda Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nde devam eden dostluklarının şahit olduğu unutulmaz anlar anlatılıyor Bozok’un gözünden. Tarih yazanların yaşadığı insani kırılmalar ve oluşan bağlar konu ediliyor veda mektubunda…
Anlatılan dönemin uzunluğu tüm savaş başarılarını yada dönemin tarihsel olaylarını tek tek işleyemeye yetmesede , nasıl bir kahramanlık hikayesi olduğunu hatırlatmaya yetiyor film . Asıl odaklandığı ise vatanı kurtarmayı kafaya koymuş korkusuz bir komutanın hayatındaki dönüm noktaları. Hoca olma yolunda ilerlerken değişen hayatı, başarılı askerliğinin altında yatan çocukluk travmaları,hayatının kadınları, milletten aldığı mücadele gücü ve millete verdiği güven gibi özelinden konular.
Zülfü Livaneli’nin yaptığı iş, hatırlattığı duygular gerçekten paha biçilmez ve eleştiriye kapalı bence..Teknik olarak değerlendirilirse çok hata bulunabilir yada savaş sahneleri dünyada çekilen en iyi savaş sahneleri değil ama vurgulanmak isteneni anlatmaya yetiyor. Bir kahramanı anlatmak, hele ki Atatürk gibi bir kahramanı tümüyle bir filme sığdarabilmek çok olanaklı değil zaten. ‘Veda’, bunu olabildiğince kutuplaşmadan, bildiğimiz hikayelerle , sanki sadece hatırlatmak amaçlı bir kolaj niteliğinde sunuyor. Bunu yaparken Zülfü Livaneli müzikleri de ayrı bir duygu yoğunluğu veriyor filme.
Atatürk canlandırmaları her yaş için çok başarılı. 6-7 yaşını canlandıran Fikret Kağan Olcay ve 14-17 yaş arasını canlandıran Bartunç Akbaba gerçekten çok doğal ve doğru seçilmişler. 25-45 yaşlarını canlandıran Sinan Tuzcu ise bence bugüne kadarki en iyi Atatürk performanslarından biri. Göze batmayan bir makyajla, başarılı oyunculuğuyla çok samimi bir Atatürk yansıtıyor perdeye…57 yaşını canlandıran Burhan Güven’in fiziksel benzerliği ise tüyler ürpertici..Ölüm döşeğinde yatarken gördüğünde insanın gözleri doluyor. Özetle Atatürk’ün her hali ilk defa bu kadar doğal canlandırılıyor sanki.
Ata’nın kadınları için de aynı şey söylenebilir. Annesi Zübeyde Hanım performansıyla Dolunay Soysert fazlasıyla hakkını veriyor rolünün. Ata’nın gaddar aşkı Latife’yi ise Ezgi Mola canlandırıyor. Kötü rolünde görmeye alışık olmadığımız Mola’ya , çok büyük bir iş düşmüyor senaryo gereği. Fikriye’yi canlandıran Özge Özpirinççi ise performansıyla bir adım öne çıkıyor ve salonu ağlatacak bir performans sergiliyor acıklı hikayesiyle.
Can Dündar’ın “Mustafa” sı ile değindiği ortak konularda biraz daha hassas davranıyor gibi Veda; hatta bazı yerlerde cevap bile denebilir. Mustafa Kemal’in yalnızlığını vurgulayan “Mustafa” ya karşılık, Atatürk dost yemeklerinde ve insan içinde Veda’da, ölürken de Salih Bozok yanı başında..
Senaryosu başta olmak üzere oyuncusuyla, dekoruyla, kostümüyle,müziğiyle yani her şeyiyle emek harcandığı belli olan ve altında bir şey aranmaması gereken samimi bir film Livaneli’nin Veda’sı. Herşeyden öte seçtiği konuyla, hatırlattıklarıyla bile alkışı hak eden; sömürü yapmadan duygulandıran ve gerçeklerle ağlatan bir Veda…

Filmin Künyesi:
Adı: Veda
Tür : Dram
Yönetmen : Zülfü Livaneli
Senaryo : Zülfü Livaneli
Yapım : 2010 / Türkiye
Oyuncular: Sinan Tuzcu , Serhat Mustafa Kılıç , Dolunay Soysert , Özge Özpirinçci , Ezgi Mola , Burhan Güven