Terörün artması ve azmasıyla beraber yıllardır üzeri küllenen tartışmalar yine alevlendi.
Profesyonel ordu, Terörle mücadele için ÖZEL ordu (Ter-Ordu), özel sınır ordusu, paralı ordu, uzman ordu vs.
1990’ların ortasında Çiller Başbakan iken de benzer öneriler gündeme gelmişti. Hatta o zaman 9. Cumhurbaşkanı Demirel, Çiller’in “Özel Ordu” fikrini eleştirmiş, “Bir devletin, bir tane ordusu olur, onun içinde özel birlikler olacaksa amenna. Ama bunların konuşulma yeri Milli Güvenlik Kurulu’dur” demişti.
Şimdi de Başbakan önce Terör zirvesinde ardından da randevu istediği siyasi parti liderlerine terörle mücadele için özel birlikler kurulması düşüncesini anlattı. Başbakanın gerekçesi, “Bu insanlar, yani özel ordu mensupları öleceklerini bilerek bu işe girecekler. Şehit cenazelerindeki hassasiyet, toplumsal demoralizasyon azalacak. Bu personel dağlarda yaşayacak. 5-7 yıl bu görevi yapacak, yüksek maaş ve tazminat alacak, görevi bittiğinde kamuda işi hazır olacak” şeklinde özetlenebilir.
Yani bir nevi paralı ordu. Başbakan, genelkurmay’ın da konu üzerinde çalıştığını söylüyor. Ancak Genelkurmay başkanının açıklamalarından “Özel orduya” pek sıcak bakılmadığı anlaşılıyor. Sayın genelkurmay Başkanı, dünyada “Halkıyla bütünleşmiş tek ordunun Türk ordusu olduğunu, Türk ordusunun asli unsurunun Mehmetçik olduğunu, evlatlarını askere davul-zurna ile gönderen, halaylar çeken ülkenin Türkiye olduğunu, subay ve astsubayların, uzman erbaşların zaten profesyonel, maaşlı ve askerliği yaşam biçimi, bir meslek olarak seçmiş kişiler olduğunu” söylüyor.
Dolayısıyla Terörle Mücadele için özel ordu kurulması fikrine TSK’nın pek yakın durmadığını anlıyoruz bu sözlerden. Fakat, tabii ki özel birlikler, özel timler, daha yüksek maaşlı özel birimler olabilir. Ancak bunların da yine TSK bünyesinde, yapısı içinde olmasını öngörüyor Genelkurmay.
Son zamanlarda güvenlik için hükümet cephesinde sıkça farklı yapılanmalar gündeme getiriliyor. Örneğin hükümete yakın medya kuruluşlarında, TSK’nın Topyekun “lağvedilmesi” yeni bir ordu yapısına gidilmesi, Nizam-ı Cedit tarzı ordunun kurulması, TSK’nın iç güvenlikten tümüyle çekilmesi (Jandarma Genel Komutanlığı) tamamiyle dış güvenlik üzerine yoğunlaşması, iç güvenlik için farklı bir güvenlik örgütü yapılanmasına gidilmesi dile getiriliyor.
Bir süre önce AB’ye uyum çerçevesinde çıkartılan bir yasal düzenleme ile sınırlarda ve gümrük kapılarında güvenlik için ayrı bir yapılanma ve 70 bin kişilik bir sınır güvenliği-gümrük güvenliği biriminin kurulması öngörüldü, TBMM’den geçti. CHP Anayasa Mahkemesi’ne başvuracağını açıkladı.
Yani sınır kapıları, gümrük bölgeleri Jandarma denetiminden çıkartılıyor. Hatta bu yasanın görüşülmesi sırasında muhalefet milletvekilleri hükümetin kendi ordusunu kurduğunu, polis teşkilatına benzer, ancak ağır silahlar, zırhlı araçlar vb. donatılacak bu özel güvenlik yapılanmasının POL-ORDU olacağını öne sürdüler.
Şimdi ise Terörle Mücadele için ayrıca bir ÖZEL Ordu kurulması ( 5-20 bin kişilik TER-ORDU) fikri gündeme getiriliyor. Kanımca, hükümete yakın bazı köşe yazarlarının sıkça dile getirdikleri TSK’nın “lağvedilmesi” fikri “alıştıra alıştıra” ve “parça parça” hayata geçirilmeye çalışılıyor.
Bir yandan “ordu iç güvenlikten çekilsin, Jandarma dağıtılsın” deniliyor, ama bir iç güvenlik sorunu olan terörle mücadele için de özel bir ordu kurulması fikri ortaya atılıyor.
Bir yandan ordu sadece “dış güvenlikten sorumlu olsun” deniliyor. Türk askeri, Afganistan’a, Somali’ye, Bosna’ya, Kosova’ya, gönderiliyor, belki de yakında ABD çekilmeye başladıktan sonra Irak’a, Kuzey Irak’a gidecek. Baksanıza Afganistan Başkomutanlığına atanan “Çuvalcı General” Petrasus, Türk Ordusu’na övgüler yağdırıyor, boşuna mı? Irak’tan, Afganistan’a atanan Petraus’un kafasındaki düşünce, Kuzey Irak’ta ABD askerinin yerini Türk askerine bırakması mı acaba?
Ünlü yatırımcı, para sihirbazı, Ukrayna’da Turuncu Devrim, Gürcistan’da Kadife Devrim vb. ayaklanmaların destekçisi, Açık Toplum Enstitüsü’nün finansörü George Soros, bir süre önce verdiği bir konferansta Türkiye için ne demişti; “En kaliteli ihraç ürününüz ordunuz, askeriniz!”
Yani TSK’nın sadece dış güvenlikten sorumlu olması düşüncesinin sıkça tartışmaya açılmasının ardında, Afganistan vb. örneklerde olduğu gibi, Türk Ordusu’nun “ihraç” ürünü olarak, ABD’nin istediği yerlerde “dış güvenlik” için görev yapması mı acaba?
İç güvenliği, terörle mücadeleyi TER-ORDU’ya, sınır güvenliğini, gümrükleri özel POL-ORDU’ya bırakıp, dışarıda “bedeli mukabili-parası karşılığı” hizmet verecek, içeride olan-bitenle ilgilenmeyecek bir askeri yapılanmanın fikir cimnastikleri mi yapılıyor.
Gelişmeleri dikkatle izleyelim, bakalım. Nasıl olsa ağızlardaki baklalar yakında ortaya çıkar, hep birlikte öğreniriz.
Özel Ordu, Pol-Ordu, Ter-ordu derken, umarım “TSK’ya ne oldu?” diye sorduğumuzda, iş işten geçmiş olmaz!