18 Kasım 2018 Pazar   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Gazete Manşetleri   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle   |   RSS    Üye Ol    Şifremi Unuttum
Üye Girişi
Talat SARAL

   
  
Eşsiz Önder ATATÜRK!..
 E-posta ile gönder Yazdır Facebook Google TwitThis StumbleUpon del.icio.us Reddit NewsVine Ma.gnolia Technorati Digg Mixx
28 Ocak 2018 Pazar   Yazı Boyutu
Türk milletinin kurtarıcısı ve devletimizin kurucusu büyük önder Atatürk'e dil uzatmaya yeltenen gafiller sürüsü, ortamı uygun ve meydanı boş zannederek iğrenç saldırılarını son zamanlarda maalesef artırmaya başladı. Cumhuriyetimiz ve Atatürk devrimleri ile sapkın ideolojilerini, din bezirganlığını ve emperyalistlerin maşalığını sürdürme imkanı kalmayan eski efendilerinin etkisinde, kin ve ihtiraslarının tutsağı olan bu kapkara ruhlu çevreler, bunu yaparken sadece yalın tarihi gerçekleri ters yüz etmekle kalmıyor, O'nun özel yaşamına ve ailesine de akıl almaz iftiralarda bulunmayı adeta meslek ediniyorlar.
Hiçbir insanın ve hele atasını çok seven Türk milletinin asla duyarsız kalamayacağı bu iğrenç saldırılar üzerine ortaya çıkan büyük tepki seli karşısında yaşanan gelişmelere ilgisiz kalamayan yargı çevreleri nihayet hukuki süreçleri başlatıyor. Ne var ki, yapılan uygulamalar ve verilen kararlar bir bakıma göstermelik olmanın ötesine geçemiyor ve haliyle kamuoyunu tatmin etmekten çok uzak kalıyor. 
Milletimizin beklentisi ve tabii ki bizim de dileğimiz, yapılan çirkinliklerin yapanların yanında kar kalmaması için hukukun tam işletilmesi ve faillere gereken cezaların verilmesidir.
Atatürk ve başardıkları
Bu çok geniş ve gerçekten uzmanlık isteyen konu benim sınırlarımı kat be kat aşar. Ancak, büyük kurtarıcı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ü/o dönemleri anlatan Türkiye'de ve dünyadaki çok sayıda bilimsel çalışma ve yayından yararlanarak, özetin özeti bir ufuk turu şeklinde ve herkesin (özellikle gençlerimizin) anlayabileceği bir dille bu denemeyi yapabileceğimi düşünerek konuya giriyorum.
"Atatürk milletimiz için neler yaptı?" diye bir soru sorsak, buna verilebilecek en kestirme cevap her halde, "Neler yapmadı ki?.." karşı sorusu olabilir. Bir fani olarak Atatürk'ün yaptıkları ise Allah vergisi eşsiz kişiliğinde ve üstün yeteneklerinde gizlidir. Bu nitelikleri iledir •            Çok başarılı bir eğitim görmüş ve binlerce kitap okumuş (kitap sandığını cephelerde bile yanından eksik etmemiş), önemli bir bölümü yabancı yayın olan okuduklarından dersler çıkarmış,
•          Askerlik görevi sırasında bulunduğu ülkeleri (özellikle İtalyan saldırısına karşı direnişi başlatmak için gönüllü gittiği Libya/Derne, askeri ataşelik yaptığı Sofya, Veliaht Vahdettin'le başyaveri olarak gittiği Almanya ve tedavi için bulunduğu Avusturya) ve oraların sosyal-kültürel yaşamını tanımış,
•          Çocukluğu, eğitimi, komutanlıkları, ordu müfettişliği/heyeti temsiliye başkanlığı ve devamı görevleri sırasında Osmanlı coğrafyasını, Trakya ve Anadolu'yu temel toplumsal ve fiziki özellikleriyle adeta hafızasına nakşetmiş,
•          Türk insanını, milli tarihimizi, binlerce yıllık geçmişimizdeki büyük çıkış ve çöküşlerin temel nedenlerini titizce tahlil etmiş, onun bir ferdi olmaktan daima onur duyduğu Türk milletine olan inancını ve güvenini pekiştirmiş,
•          Bu sayede Osmanlıyı, İslam dünyasını, Anadolu'yu ve Avrupa'yı/dünyayı tanıma ve kıyaslama imkânına kavuşmuş, çağdaşlaşma yönünde ülkesinin geleceği için çok önemli düşünceler ve çözümler geliştirmiştir. 
Geriye doğru yaşamına ve yaptıklarına topluca baktığımızda, Atatürk'ün mevcut durum değerlendirmelerinde ve geleceğe yönelik eylem sistematiğinde şu aşamaların çok belirleyici olduğu sonucunu çıkarabiliriz: Gerçekten Allah vergisi üstün meziyetleriyle okuduklarına ve yaşadıklarına/gördüklerine dayanarak; hayal etmek, düşünmek, danışmak, planlamak, uygulamak ve sonuç almak... Çünkü O, bu zincirleme hareket tarzı olmadan hedefe ulaşmanın mümkün olamayacağını çok iyi kavramıştı...
Kilometre taşları
Bu birikim ve bilinçle Atatürk'ün hep odak noktasında bulunduğu o dönemde yapılanları kilometre taşları şeklinde kısaca sıralamaya çalışalım:
•          30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi ile I. Dünya Savaşı Osmanlı için fiilen sona ermişti. Ancak bu anlaşmayı hiçe sayan İtilaf Devletleri (aslında İngiltere) topraklarımızı işgali sürdürmüş, İstanbul'u eline geçirmiş, Osmanlı Meclisi'ni basmış ve 15 Mayıs 1919'da Yunanistan'ın İzmir'i işgal etmesine zemin hazırlamıştı. Bu hareketler Padişah Vahdettin ve hükümette tasvip görmüş, ancak halkta büyük tepkiler doğurmuş, milli direnç ve kurtuluş yolunu açmıştı. Tarihi Sultanahmet Mitingi bunun işaret fişeği olmuş, Müdafai Hukuk derneklerinin kurulması ve işgallere karşı yerel milis kuvvetlerinin oluşmaya başlaması milletin direnme azmini artırmıştı.
•          Böyle bir ortamda Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlayan, Amasya Tamimi, Erzurum ve Sivas Kongreleri ve nihayet 23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'nin açılışı, O'nun millet iradesine/halka dayalı büyük yürüyüşünün en önemli kanıtlarıdır. 
•          Atatürk görev yaptığı savaşlarda bizzat komuta ettiği hiçbir muharebeyi kaybetmemiştir. Kuşkusuz bunlar içinde en önemlileri Çanakkale (kara savaşları), Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz/Başkomutanlık Meydan Savaşı'dır. Mudanya Mütarekesi'nden sonra Çanakkale ve Trakya'nın İngilizlerden alınması, Hatay'ın kurtarılması ve özellikle Montrö Boğazlar antlaşması Atatürk'ün silahsız zaferlerinin başında gelir. (Sırası gelmişken şu tarihi bilgiyi de ekleyelim: Üzerinde güneş batmayan zamanın süper gücü İngiltere, tarihindeki dört büyük yenilgiden ikisini Çanakkale'de ve Irak cephesinde/Kut-ül Amare'de Türkler karşısında almıştır.)
•          Atatürk ve silah arkadaşları, yalnızca Yunan istilacılarla ve onun en büyük destekçisi İngiliz ve Fransızlarla savaşmamış, sırf tahtını korumak için onlara sığınan Sultan Vahdettin'in işgalcilerin isteğiyle başlattığı ve desteklediği isyanlarla da mücadele etmek zorunda kalmıştır. Yine İngiliz kışkırtmaları ile Doğuda başlayan isyanlar da genç Cumhuriyetimizin uğraştığı önemli iç sorunlar olmuştur.
•          Atatürk'ün, Lozan'dan sonra İsmet Paşa'ya başbakanlık görevi teklif ederken yazdığı mektupta sıraladığı acı toplumsal gerçeklerimiz, 11 yıl aralıksız savaşlardan sonra nasıl bir Türkiye devralındığını ortaya koyuyordu. Bu tablodan hiç yılmayan Mustafa Kemal ve arkadaşları canla başla çalışıp kısa sürede büyük başarılara imza atarak ülkeyi düzlüğe çıkarmıştı. (10.Yıl Marşı bunun güzel bir hatırasıdır.)
•          Yeni Türk devletinin tapusu olan Lozan Antlaşması, saltanatın ilgası, Cumhuriyetin ilanı, hilafetin kaldırılması ve kısa sürede gerçekleştirilen büyük devrimler, "ilelebet payidar olacak" son Türk devletinin temel dayanaklarıdır.
•          Balkan Savaşı utancından ders çıkararak devlet yönetiminde siyasi-askeri görevleri ayırması, tek adamlığa ısrarla karşı çıkması, çok partili yaşamı samimi olarak istemesi ve denemesi, büyük önderin devlet yönetimindeki ustalığını ve demokrasiye olan bağlılığını gösteriyordu.
•          Cumhuriyetle birlikte hemen başlatılan çok yönlü mucizevi bir kalkınma hamlesiyle (üstlenilen Osmanlı borçlarına ve 1929'daki dünyayı sarsan Büyük Buhran'a rağmen); başta ekonomi (kapitülasyonların kaldırılması, her alanda yaygın millileştirmeler, mali reformlar, planlı sanayileşme, ulaştırma, imar ve tarımsal/kırsal kalkınma ...) olmak üzere, eğitim, sağlık, kamu yönetimi, medeni haklar (özellikle kadın hakları) sosyal-kültürel yaşam (özellikle alfabe ve dil devrimi) alanlarında bugün bile hayranlıkla hatırlanan olağanüstü gelişmeler sağlanmış ve genç Türkiye Cumhuriyeti 1938 yılında dünyanın 8. büyük ekonomisi olmuştu. (Bugün 17. büyük ekonomiyiz ve 2023'te 10. olmayı hedefliyoruz. Nereden nereye!..)
•          Atatürk'ün "Yurtta barış, dünyada barış" özdeyişinde ifadesini bulan bağımsız ve itibarlı dış politikası o dönemde bütün dünyada takdir toplamış, kazandığımız kurtuluş savaşıyla (başta İngiliz ve Fransız sömürgesi olan İslam ülkeleri olmak üzere) mazlum milletlere cesaret veren Türkiye, Sadabat Paktı ve Balkan Paktı ile, yakın coğrafyasında Afganistan'dan Balkanlara kadar geniş bir barış kuşağı oluşturmuştu. (Atatürk 15 yıl süren Cumhurbaşkanlığı döneminde hiç dış seyahat yapmamış, başta İngiliz Kralı ve İran Şahı olmak üzere pek çok ülke lideri kendisini ziyarete gelmişti. O dönemdeki Milletler Cemiyeti'ne üyeliğimiz, diğer ülkelerin aksin dilekçe vererek değil, davet edilmemizle gerçekleşmişti.)
•          Büyük önderin milli mücadeleyi ve en büyük eserim dediği Türkiye Cumhuriyeti'ni TBMM'de bizzat anlattığı emsalsiz çalışması, hepimizin başucu kitabı olan NUTUK'tur. Burada yer alan Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi, O'nun Cumhuriyeti emanet ettiği Türk gençliğine bıraktığı en büyük mirası ve bu ölmez eserin tacıdır ve 90 yıl öncesinden günümüze de ışık tutmaktadır.
•          Türk milleti erken yaşta aramızdan ayrılan büyük önderine borcunu biraz olsun ödeyebilmek için, O'na ATATÜRK soyadını vermiş, İsmet Paşa "Vatan sana minnettardır" demiş, Anıtkabri yapmış; ayrıca Gençlik Marşı, İzmir Marşı ve 10. Yıl Marşı'nı coşkuyla yaşatmıştır. Ancak, "muasır medeniyet"/çağdaşlaşma yolunda onun özlemlerine ulaşmada politikacılarımız gereken etkinliği ne yazık ki yeterince gösterememiştir.
En kritik anlar
Kanımızca Atatürk'ün yaşamındaki şu üç nokta büyük önderin ve Türk milletinin kaderini, ayrıca tarihin akışını değiştirmiştir:
•          Çanakkale'deki kara savaşlarında bir şarapnel parçasının (ordu komutanı Liman von Sanders Paşa'nın hediyesi olan) göğsündeki saata rastlaması (Allah'ın O'nu Türk milletine bağışlaması) ve bu amansız savaşlarda "Anafartalar Kahramanı" olarak Türk milletinin ufkunda bir güneş gibi doğması.
•          Ezurum'da kolordu komutanı olan Kazım Karabekir Paşa'nın, görevinden ayrılmış olan Mustafa Kemal Paşa'yı (padişah emri gereği) tutuklama yerine O'nun emrine girmesi.
•          Fevzi (Çakmak) Paşa'nın, daha üst rütbeli ve Osmanlı'nın Savunma Bakanı (daha önce de Genel Kurmay Başkanı) iken, Mustafa Kemal'deki asli cevheri keşfederek Ankara'ya gidip O'nun emrine girmesi ve çok büyük askeri destek vermesi...
Dine yönelik eleştiriler
Vicdansızca yapılan bu çirkin eleştiriler bütünüyle saptırma ve uydurmadır. Tamamen aksine Atatürk dinimize çok büyük hizmetlerde bulunmuştur. Şahsen bu konuda şunu söylerim: Allah herkese Gazi Mustafa Kemal Paşa kadar İslama hizmeti nasip etsin! Ama hangi İslama? Elbetteki, hurafeden ve gelenekten arınmış gerçek İslama, yani (merhum Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztük'ün deyimiyle) Kur'an'daki İslama...
Bu konuda pek çok örnek verilebilir. Ancak şu örnek çok çok anlamlıdır: Yüce Allah'ın "Siz daha iyi anlayasınız diye Kur'an'ı Arapça indirdik" dediği ve "Oku!" diye başlayan kutsal kitabımızı ezbere değil, anlayarak uygulamak her Müslümanın hakkı ve görevidir. Bunun bilincinde olan Atatürk'ün İslam alimi Elmalılı Hamdi Yazır'a (halen de konusunda en önemli referans olan) kutsal kitabımızın Türkçe mealini yazdırmasından daha doğal ve amaca uygun bir din hizmeti olabilir mi?..
ABD'li araştırmacının çalışması
Atatürk hakkında Türkiye'de ve dünyada pek çok kitap yayınlanmış, büyük kurtarıcının hayatı ve başarıları incelenmiş ve irdelenmiştir. Kanımca en önemlilerinden biri şu çalışmadır: ABD'li araştırmacı Prof. Dr. Arnold Ludwig'in "Liderlerin Doğası" adlı ve üzerinde 18 yıl çalıştığı çok önemli eserinde, "Politik Büyüklük Ölçeği" geliştirmiş, buna göre yaptığı puanlamada şu kriterleri kullanmış: Liderlerin özellikle yeni ülke yaratma, savaş kazanma, toprak kazanma/kaybı, iktidarda kalma süresi, askeri başarı, sosyal mühendislik (devrimler) toplumu olumlu yönde değiştirme, iyileşen ekonomi, devlet adamlığı, ideoloji, ahlaklı örnek oluşturma, yolsuzluğa karışmama, politik miras, yönetilen ülke nüfusu...
Bu ilginç bilim adamı incelediği ve 20. asırda yaşamış 377 liderden en yüksek puanı (37 üzerinden 31 puan olarak) Atatürk'e veriyor. Ayrıca 80 kişilik başka bir çalışma grubu da bu çalışmayı yapmış, onlar da aynı sonuca varmış. (Bkz. 19 Mayıs 2017 tarihli Sözcü'de Sn. uğur Dündar'ın köşesinde yer verdiği söyleşi.)
Sonuç
Atatürk bugün bile eşsiz özdeyişleriyle bize başöğretmenlik yapmaktadır: "Ya istiklal ya ölüm/ hattı müdafa yoktur, sathı müdafa vardır/ Hayatta en hakiki mürşit ilimdir/ Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır/ Yurtta sulh, dünyada sulh/ Türk demek Türkçe demektir, ne mutlu Türküm diyene..." Bunlardan sadece ufak bir altın demet...
O'nun için yabancıların söylediği çok önemli sözler de vardır. Ama bize göre en önemlisini bir Belçikalı söylemiştir: "Ey Türkler, Atatürk'ü Allah'a, ondan sonra her şeyi Atatürk'e borçlusunuz!.."
Türk milletinin kurtarıcısı ve Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder ATATÜRK'e sonsuz şükran, rahmet ve saygıyla...
 
 
Bu yazı 6052 defa okunmuştur. Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 

 
 
Erdoğan ‘erken seçime hayır’ derse, Bahçeli ittifakı bozar mı?
 
Zülfikar DOĞAN
 
 
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Bülent Ecevit'e minnettar
 
Duransel DOĞAN
 
 
Eşsiz Önder ATATÜRK!..
 
Talat SARAL
 
 
Epifiz Bezini En Çok Aktive Eden Madde Olan Manna
 
Yaşar ÖZKAN
       
  5,4619   6,1927  
       
  92,839   212,4597  
  Ankara
Pazar Pazartesi Salı
5 / 15 °C 2 / 16 °C 1 / 15 °C
CHP’de değişim ve kurultay tartışmalarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Gerek yok, Kemal Kılıçdaroğlu devam etmeli. Parti tüm enerjisini Yerel Seçimler için kullanmalı
Muharrem İnce CHP’nin başına geçmeli
Yerel Seçim öncesi Kılıçdaroğlu ve İnce uzlaşarak güçlerini birleştirmeli
Kurultay ve Değişim zorunlu, Kemal Kılıçdaroğlu aday olmamalı
Hiç ilgilenmiyorum
 Sonuçları göster     Tüm anketler   
20/10/2018 17/10/2018
08-25-29-31-41-47 06-18-19-26-27-05
18/10/2018 22/10/2018
04-16-25-28-36-39 01, 09, 14, 15, 20, 22, 25, 27, 30, 31, 34, 38, 40, 43, 46, 52, 54, 58, 66, 67, 73, 74
Koç 21 Mart - 20 Nisan
Bugün oldukça aktif bir yapı sergiliyorsunuz. Henüz oluşturamadığınız olayların alt yapısı üzerinde çalışmalar yapıyorsunuz. ...
 
 
         
         
  Kor Haber'de yayınlanan içerik kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Kaynak belirtilerek yayınlanan içerik ilgili kaynağa aittir ve kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma aittir. Başka kaynaklardan alınan içerik ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Kor Haber sorumlu tutulamaz.   RSSiGoogle'a EkleFacebook'ta Korhaber